Cin
diye bir yaratık var mı?
*****************
1-
Cin diye bir yaratık olsaydı, başka dillerde de onun bir adı olmalıydı. bir
yaratığın dünya dilleri içinde sadece ve yalnızca bir tek dilde adı var olamaz,
diğer dillerde de onun bir adı olmalı. Örneğin güneş, gece, gündüz, öküz, su,
... sözlerinin kaşılığı bütün dillerde var. O zaman cin diye bir yaratık varsa,
bütün dünya dillerinde onun karşılığı olmalıydı. Ama cin yalnızca Arapçaya özgü
bir kavram. Başka dillerde karşılığı
olmadığından müslüman halkların dillerine de geçmiştir. Peki cin ne demektir?
********************************************
2-
Bizim cin dediğimiz Arapçada CİNN demektir. Çünkü Arapçada sözlerin çoğunun
kökü üç harflı oluyor. Bu üç harfli köklerden de değişik bablarda yeni sözler
üretiliyor. Arapçada cinn ne demektir? Üzeri örtülü ve görünmez olan canlı
varlıkların tümüne cinn denmektedir. Bu örtü, toprak, uzaklık, karanlık da
olabilir. Örneğin şu an komşumuz bizim için görünmüyor ve duvar aramızda bir
örtü örmüş. İşte biz ve komşumuz birbirimiz için ciniz. Ya da başka ülkelerde
yaşayanları uzaklık göstermez olmuş. Onlar da bizim bilincimiz ve duyularımız
için cin. Kuranda da üzeri karanlıkla örtülmüş ve Peygamberin Kuran
telavetlerini dinleyen Medineli zairler cin olarak nitelenirler. Medineden
Mekkeye ziyarete gelmişler. Gizlice gece karanlığında Mekkenin bir yerinde
Peygamberle görüşüyorlar. Peygamber onlara Kuran okuyor. Lakin üzerleri
karanlıkla örtüldüğünden birbirlerini göremiyor, sadece birbirlerinin seslerini
duyabiliyorlar. Bu yüzden de "cinn" suresi bu macerayı beyan eder.
************************
3-
Cin diye bir yaratık olsaydı, bu sözden üreyen sözlerin anlamı o yaratıkları
anlatmalıydı. Ama öyle değildir. Mesela bizim dilimize girmiş ve kökeni cinn
olan can sözü var. Bu da aslında can değil caNN. Ama anlaşılan biz burada da
israf etmemek için n harfinin birini atmışız))))). Cann ism-i fail olarak cinn
sözünden üremiş. Cann sözünü neden başka bir yaratık değil de kendi vucudumuzda
bizim ruhumuz olarak anlıyoruz? Çünkü cann da bizim maddi varlığımızla üzeri
örtülmüş ve gözle görünmüyor. Ama öldü anlamında söylediğimiz "canı
çıktı" ifadesinde devindirici, ama göze görünmeyen bir kuvvetin bedeni
terk ettiğini biliyoruz. Yani bedenimizi terk eden aslında cinn-dir.
************************
4-
Yine de cinn kökeninden feiil vezninde türetilmiş cenin diye bir söz var.
Cenin, yani ana karnındakı çocuk. İşte ana karnındakı çocuk anlamına gelen
cenin de göze görünmediği, üzeri örtülü olduğu için ona da cenin (göze
görünmeye cinn) denmiştir.
***********************
5-
Cinn sözünden türetilmiş başka bir söz de türkçede uçmak dediğimiz cennet
sözüdür. Cennet de üzeri örtülmüş mutluluk ve yeşillik demektir. Peki neden
üzeri örtülmüş. Kuran bu üzeri örtülmüşlüğün ne olduğunu açıklamıştır. Mesela
Tin suresinde insanın iyi bir programla yaratıldıktan sonra onun esfele-safilin
olarak nitelenen derin bir karanlığa gömüldüğü söylenir. Buradan çıkmak ve
üzeri örtülmüş o iyiliğe kavuşmak için üç evreyi aşmalıdır: Kötülüğe emreden
nefis (nefs-emmare), 2- Serzenişcil ve vicdanın uyanışını belirten nefis
(nefs-i levvame). 3- Güvenebilirlik ve cennet anlamında olan nefs-i mutmeinne.
Nefs-i mutmeinne işte üzeri örtülmüş cindir.
********************
6-
Cinn sözünden türetilmiş sözlerden biri de fuul masdar şeklinde üretilmiş cunun
sözüdür. Cunun sözü de karanlığın örtmüşlüğü anlamındadır. Delilik anlamında da
psikolojide kullanılmaktadır. İnsanın normal ruhsal yapısı, usu, sağlıklı duyu
ve duygularının anormal duygu ve duyular tarafından üzeri örtülmüşlüğünün adı
cunun. Bu yüzden de davranış bozuklukları sergiler. Mesela insanın tüm kötü
duyguları da cinn olarak nitelenir. Şeytan da bir cinndir. Ama bu şeytan
adlanan cinn insan varlığı dışında bir yaratık değildir. Şehvet, sinirlilik
gibi merkezleşmiş zarar verici kötü duyguların hepsinin adı şeytan adlanan
cinndir. Müslüman toplumunda birey olarak özgürce yaşamak isteyenlere de cunun
demişler, diyorlar!
*******************
7-
Cinn sözünden üremiş bir başka söz her kesin bildiği meful veznindeki mecnun
sözüdür. Mecnun, yani içine ciNN girmiş adam. Adamın içine ciNN nasıl
girebilir? Bunu en güzel "Leyla ve Mecnun" adlı yapıtlarda
anlatmışlar. Mecnun adlanan bir aşik var. Çünkü bu mecnun diyor ki, Leyla benim
kalbime ve ruhuma girerek benim varlığımı işgal etmiş. Beni yönlendiren odur.
Benim kalbimde gizlin olan ben değilim Leyladır diyor. Bu yüzden ona gerçek adı
olan Keys (ölçülü) yerine, mecnun lakabini takmışlar. Yani içinde bir
başkasının saklı olduğu adam. Her aşik adam mecnundur, içinde bir başkasını
cinn olarak gizletmiş. Her aşık olan kız ve oğlan mecnun olur. Her kesin de
hayatında mecnunluk evresi var. Adamın aklına başkası girer ve gece-gündüz hep
onu düşünüp durur.
**********************
8-
Molla-feodal sınıfının çirkin amacına hizmetten başka bir işe yaramaz bu cinn
uydurması. Dincilerin Allahı da cindir. Cahil kitleye cin hurafeleri anlatıp
emeksiz parak kazanma yolu. Namussuzların hayatına maddi lezzet katan bir
kavram.
****************
9-
Sonuç:
Cin
diye bağımsız bir yaratık yok. Şeytan, melek diye de bir yaratık yok. Bulunduğu
dillerde bu gibi kavramların kökenini anlamak ve ifade ettiği manayı bilmek
gerekmektedir. Bazı varlıklar sadece dilsel varlıktılar. Dilin dışında bir
gerçeklikleri yok. Mesela "gök" sözü gibi. Dilin dışında gök diye bir
mekan yok. İnsan Aya gittiğinde bu kez Yer gökte görünüyor ve Ay ayaklarının
altında kalıyor. Peki bu gök neresidir? Peygamber göğe gitti derken nereye
gitmiş? Zaten Peygamber ve hepimiz Yer ile birlikte gökteyiz, gökte
bulunmaktayız. Bunlar kavramsal olgular, gerçeklikte mekan diye bir şey yok ve
sadece sonsuz uzay var. Biz de bu sonsuz uzaydayız. Varlığı anlamak için dilin
içindeki kavramsallaştırma kaçınıılamazdır. Lakin bu, her kavramın gerçekte
nesnel bir varlığı yansıttığı anlamına gelmez. Aynen Allah gibi. Allah da dilsel bir olgu. Dilin dışında ona
Allah diyebileceğimiz bir varlık yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder