14 Eylül 2017 Perşembe

Cin

Cin diye bir yaratık var mı?
*****************
1- Cin diye bir yaratık olsaydı, başka dillerde de onun bir adı olmalıydı. bir yaratığın dünya dilleri içinde sadece ve yalnızca bir tek dilde adı var olamaz, diğer dillerde de onun bir adı olmalı. Örneğin güneş, gece, gündüz, öküz, su, ... sözlerinin kaşılığı bütün dillerde var. O zaman cin diye bir yaratık varsa, bütün dünya dillerinde onun karşılığı olmalıydı. Ama cin yalnızca Arapçaya özgü bir kavram.  Başka dillerde karşılığı olmadığından müslüman halkların dillerine de geçmiştir. Peki cin ne demektir?
********************************************
2- Bizim cin dediğimiz Arapçada CİNN demektir. Çünkü Arapçada sözlerin çoğunun kökü üç harflı oluyor. Bu üç harfli köklerden de değişik bablarda yeni sözler üretiliyor. Arapçada cinn ne demektir? Üzeri örtülü ve görünmez olan canlı varlıkların tümüne cinn denmektedir. Bu örtü, toprak, uzaklık, karanlık da olabilir. Örneğin şu an komşumuz bizim için görünmüyor ve duvar aramızda bir örtü örmüş. İşte biz ve komşumuz birbirimiz için ciniz. Ya da başka ülkelerde yaşayanları uzaklık göstermez olmuş. Onlar da bizim bilincimiz ve duyularımız için cin. Kuranda da üzeri karanlıkla örtülmüş ve Peygamberin Kuran telavetlerini dinleyen Medineli zairler cin olarak nitelenirler. Medineden Mekkeye ziyarete gelmişler. Gizlice gece karanlığında Mekkenin bir yerinde Peygamberle görüşüyorlar. Peygamber onlara Kuran okuyor. Lakin üzerleri karanlıkla örtüldüğünden birbirlerini göremiyor, sadece birbirlerinin seslerini duyabiliyorlar. Bu yüzden de "cinn" suresi bu macerayı beyan eder.
************************
3- Cin diye bir yaratık olsaydı, bu sözden üreyen sözlerin anlamı o yaratıkları anlatmalıydı. Ama öyle değildir. Mesela bizim dilimize girmiş ve kökeni cinn olan can sözü var. Bu da aslında can değil caNN. Ama anlaşılan biz burada da israf etmemek için n harfinin birini atmışız))))). Cann ism-i fail olarak cinn sözünden üremiş. Cann sözünü neden başka bir yaratık değil de kendi vucudumuzda bizim ruhumuz olarak anlıyoruz? Çünkü cann da bizim maddi varlığımızla üzeri örtülmüş ve gözle görünmüyor. Ama öldü anlamında söylediğimiz "canı çıktı" ifadesinde devindirici, ama göze görünmeyen bir kuvvetin bedeni terk ettiğini biliyoruz. Yani bedenimizi terk eden aslında cinn-dir.
************************
4- Yine de cinn kökeninden feiil vezninde türetilmiş cenin diye bir söz var. Cenin, yani ana karnındakı çocuk. İşte ana karnındakı çocuk anlamına gelen cenin de göze görünmediği, üzeri örtülü olduğu için ona da cenin (göze görünmeye cinn) denmiştir.
***********************
5- Cinn sözünden türetilmiş başka bir söz de türkçede uçmak dediğimiz cennet sözüdür. Cennet de üzeri örtülmüş mutluluk ve yeşillik demektir. Peki neden üzeri örtülmüş. Kuran bu üzeri örtülmüşlüğün ne olduğunu açıklamıştır. Mesela Tin suresinde insanın iyi bir programla yaratıldıktan sonra onun esfele-safilin olarak nitelenen derin bir karanlığa gömüldüğü söylenir. Buradan çıkmak ve üzeri örtülmüş o iyiliğe kavuşmak için üç evreyi aşmalıdır: Kötülüğe emreden nefis (nefs-emmare), 2- Serzenişcil ve vicdanın uyanışını belirten nefis (nefs-i levvame). 3- Güvenebilirlik ve cennet anlamında olan nefs-i mutmeinne. Nefs-i mutmeinne işte üzeri örtülmüş cindir.
********************
6- Cinn sözünden türetilmiş sözlerden biri de fuul masdar şeklinde üretilmiş cunun sözüdür. Cunun sözü de karanlığın örtmüşlüğü anlamındadır. Delilik anlamında da psikolojide kullanılmaktadır. İnsanın normal ruhsal yapısı, usu, sağlıklı duyu ve duygularının anormal duygu ve duyular tarafından üzeri örtülmüşlüğünün adı cunun. Bu yüzden de davranış bozuklukları sergiler. Mesela insanın tüm kötü duyguları da cinn olarak nitelenir. Şeytan da bir cinndir. Ama bu şeytan adlanan cinn insan varlığı dışında bir yaratık değildir. Şehvet, sinirlilik gibi merkezleşmiş zarar verici kötü duyguların hepsinin adı şeytan adlanan cinndir. Müslüman toplumunda birey olarak özgürce yaşamak isteyenlere de cunun demişler, diyorlar!
*******************
7- Cinn sözünden üremiş bir başka söz her kesin bildiği meful veznindeki mecnun sözüdür. Mecnun, yani içine ciNN girmiş adam. Adamın içine ciNN nasıl girebilir? Bunu en güzel "Leyla ve Mecnun" adlı yapıtlarda anlatmışlar. Mecnun adlanan bir aşik var. Çünkü bu mecnun diyor ki, Leyla benim kalbime ve ruhuma girerek benim varlığımı işgal etmiş. Beni yönlendiren odur. Benim kalbimde gizlin olan ben değilim Leyladır diyor. Bu yüzden ona gerçek adı olan Keys (ölçülü) yerine, mecnun lakabini takmışlar. Yani içinde bir başkasının saklı olduğu adam. Her aşik adam mecnundur, içinde bir başkasını cinn olarak gizletmiş. Her aşık olan kız ve oğlan mecnun olur. Her kesin de hayatında mecnunluk evresi var. Adamın aklına başkası girer ve gece-gündüz hep onu düşünüp durur.
**********************
8- Molla-feodal sınıfının çirkin amacına hizmetten başka bir işe yaramaz bu cinn uydurması. Dincilerin Allahı da cindir. Cahil kitleye cin hurafeleri anlatıp emeksiz parak kazanma yolu. Namussuzların hayatına maddi lezzet katan bir kavram.
****************
9- Sonuç:
Cin diye bağımsız bir yaratık yok. Şeytan, melek diye de bir yaratık yok. Bulunduğu dillerde bu gibi kavramların kökenini anlamak ve ifade ettiği manayı bilmek gerekmektedir. Bazı varlıklar sadece dilsel varlıktılar. Dilin dışında bir gerçeklikleri yok. Mesela "gök" sözü gibi. Dilin dışında gök diye bir mekan yok. İnsan Aya gittiğinde bu kez Yer gökte görünüyor ve Ay ayaklarının altında kalıyor. Peki bu gök neresidir? Peygamber göğe gitti derken nereye gitmiş? Zaten Peygamber ve hepimiz Yer ile birlikte gökteyiz, gökte bulunmaktayız. Bunlar kavramsal olgular, gerçeklikte mekan diye bir şey yok ve sadece sonsuz uzay var. Biz de bu sonsuz uzaydayız. Varlığı anlamak için dilin içindeki kavramsallaştırma kaçınıılamazdır. Lakin bu, her kavramın gerçekte nesnel bir varlığı yansıttığı anlamına gelmez. Aynen Allah gibi.  Allah da dilsel bir olgu. Dilin dışında ona Allah diyebileceğimiz bir varlık yok.


Hiç yorum yok: