"Kardeşçe yaşamak" gibi içi boş söylentileri fazla
duyduk. Pratikte uygulanışı olmayan laflar. Ama pratikte kardeşçe nasıl
yaşanır? Müslüman ülkelerinin kardeşçe yaşama bilgileri, tarihleri ve
deneyimleri hiçbir zaman olmamış, yoktur ve olacak gibi görünmüyor. Bu konuda
hiçbir siyasi felsemiz, girişimlerimiz olmamıştır ve yoktur. Türkiye öreneği
bir önderin zorla laikliğe geçirmesinin de başarısız olduğu ortaya çıktı. Peki
bunu söylemden eyleme nasıl geçirmek mümkündür? Eğitimi
yabancılara bırakarak. Japonyadan, Almanyadan, Finlandyadan, Güney Koreden
eğitim bakanlığı için yüksek maaşla işçi kiralanmalı. Müslüman çocukların
eğitimi bir 50 yıl yabancılara bırakılmalı. Eğitim bakanlıklarının tüm
işçileri, okulların müdirleri Avrupadan, ya da Japonyadan ülkeye getirilmeli.
Bu seçeneğin dışında başka seçenek gözükmüyor. Müslüman kitle kendisine
bilimsel eğitim programını nasılı hazılayabilir? 50 yıl sonra toplum değişir.
Yeni kuşak eski anılarından tümüyle koptuktan sonra artık bu tren kendi yoluna
gidebilir. "Kültürümüzü kültür imperyalizmi sömürür" gibi boş
lafçılar bundan hoşlanmayabilirler. Ama hiçbir imperyalist kültür müslüman
ülkelerindeki kültür kadar acımasız, gerici, anlamsız, kadın düşmanı, çocuk
eğimi düşmanı değildir. Gelişmenin yolu taklit, iktibas ve üretim olarak üç
evreden geçer. Japonlar da bu üç evreyi toplumsal yaşamlarında uyguladıktan
sonra millet oldular. Japonya eğitim, bankacılık, hukuk, eğitim, ... sistemini
geliştirmek için 1868 yılından başlayarak ülkelerine yüksek maaş karşılığında
Avrupadan uzmanlar getirdiler. Bir kaç kuşaktan sonra bartık onlara gerek
kalmadı. Kendileri üretime başladılar. Beyinleri ve düşünceleri önündeki
engelleri, mifik inanışları yok ettiler. Dotorluk, mühendislik, ... gibi
sanatları başkalarından öğreniyor insan. Yönetimcilik de bir sanat. Bunu
bilenleri ülkelerimize yüksek maaşla davet edip onlardan öğrenmenin neyi ve
neresi kötü olabilir? Kazakıstan cumhurbaşkanı İngiltereden kendisi için
danışmanlar kiralıyor. Doğru yapıyor. Humeyni gibi bir zır cahilin ve karanlık
kafalının yerine, son 40 yılda bir avrupalı aydın ve bilge İranı yönetseydi,
şimdi ülkede bir aç olmaz, çocuklar savaştan, şehitlik gibi sersem hayat
düşmanlığından uzak uzamanlara dönüşürlerdi. Üretimin, ilmin, düşünmenin olmadığı
bir ülkede nasıl kardeşçe yaşamak olur? Bütün zenginler çocuklarını Avrupada
okutuyorlar. ya biz yoksullar? Biz ne yapacağız? Olmaz mı Avrupaya ülkemize
getirelim de 50 yıl sonra hiçbir zengin bile çocuğunu Avrupaya yollamasın.
Avrupa gibi olsun ülkelerimiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder