4 Mart 2018 Pazar

kardeşçe nasıl yaşanır?


"Kardeşçe yaşamak" gibi içi boş söylentileri fazla duyduk. Pratikte uygulanışı olmayan laflar. Ama pratikte kardeşçe nasıl yaşanır? Müslüman ülkelerinin kardeşçe yaşama bilgileri, tarihleri ve deneyimleri hiçbir zaman olmamış, yoktur ve olacak gibi görünmüyor. Bu konuda hiçbir siyasi felsemiz, girişimlerimiz olmamıştır ve yoktur. Türkiye öreneği bir önderin zorla laikliğe geçirmesinin de başarısız olduğu ortaya çıktı. Peki bunu söylemden eyleme nasıl geçirmek mümkündür? Eğitimi yabancılara bırakarak. Japonyadan, Almanyadan, Finlandyadan, Güney Koreden eğitim bakanlığı için yüksek maaşla işçi kiralanmalı. Müslüman çocukların eğitimi bir 50 yıl yabancılara bırakılmalı. Eğitim bakanlıklarının tüm işçileri, okulların müdirleri Avrupadan, ya da Japonyadan ülkeye getirilmeli. Bu seçeneğin dışında başka seçenek gözükmüyor. Müslüman kitle kendisine bilimsel eğitim programını nasılı hazılayabilir? 50 yıl sonra toplum değişir. Yeni kuşak eski anılarından tümüyle koptuktan sonra artık bu tren kendi yoluna gidebilir. "Kültürümüzü kültür imperyalizmi sömürür" gibi boş lafçılar bundan hoşlanmayabilirler. Ama hiçbir imperyalist kültür müslüman ülkelerindeki kültür kadar acımasız, gerici, anlamsız, kadın düşmanı, çocuk eğimi düşmanı değildir. Gelişmenin yolu taklit, iktibas ve üretim olarak üç evreden geçer. Japonlar da bu üç evreyi toplumsal yaşamlarında uyguladıktan sonra millet oldular. Japonya eğitim, bankacılık, hukuk, eğitim, ... sistemini geliştirmek için 1868 yılından başlayarak ülkelerine yüksek maaş karşılığında Avrupadan uzmanlar getirdiler. Bir kaç kuşaktan sonra bartık onlara gerek kalmadı. Kendileri üretime başladılar. Beyinleri ve düşünceleri önündeki engelleri, mifik inanışları yok ettiler. Dotorluk, mühendislik, ... gibi sanatları başkalarından öğreniyor insan. Yönetimcilik de bir sanat. Bunu bilenleri ülkelerimize yüksek maaşla davet edip onlardan öğrenmenin neyi ve neresi kötü olabilir? Kazakıstan cumhurbaşkanı İngiltereden kendisi için danışmanlar kiralıyor. Doğru yapıyor. Humeyni gibi bir zır cahilin ve karanlık kafalının yerine, son 40 yılda bir avrupalı aydın ve bilge İranı yönetseydi, şimdi ülkede bir aç olmaz, çocuklar savaştan, şehitlik gibi sersem hayat düşmanlığından uzak uzamanlara dönüşürlerdi. Üretimin, ilmin, düşünmenin olmadığı bir ülkede nasıl kardeşçe yaşamak olur? Bütün zenginler çocuklarını Avrupada okutuyorlar. ya biz yoksullar? Biz ne yapacağız? Olmaz mı Avrupaya ülkemize getirelim de 50 yıl sonra hiçbir zengin bile çocuğunu Avrupaya yollamasın. Avrupa gibi olsun ülkelerimiz.

Hiç yorum yok: