İranda inkılap olmadı. CİA operasyonu oldu. Bu konuda artık
arşivlerdeki bilgiler ortaya çıkarılmıştır. 1970-lerde petrol fiyatı çok
yükseldi. En çok petrol satan soviyetlerin ekonomisinde sıçrama meydana geldi.
ABD bundan korkmaya başladı. Sıçramada bulunan soviyetler uzayı fethetmek
peşindeydi, çünkü bunun için ekonomik altyapı hazır bulunmuştu. ABD önce İran
şahı ile OPEKteki etkisini kullanarak petrol fiyatlarına el koymak istediler.
Şah bunu kabul etmedikten sonra Humeynini meydana çıkardılar. ADBnin 1945
yılından sonra körfeze yerleşme gibi amacı vardı. Bunu 20. yy sonlarında
başarabileceklerini düşünmüştüler. İran "inkılabı" ile 40 yıla
başardılar. İran devrimiyle petrol fiyatı düştü. İrak-İran savaşıyla her iki
ülkeden ve diğer körfez ülkelerinden ucuz petrol alıp onlara eski silahlarını
sattılar. Bunun yanı sıra soviyet ekonomisi çöktü ve dağıldı. Devrim
astanasında Ali Şeriati saçmalıklarını Amerikanın sesi radyosu yayınlarına
yerleştimiş ve bütün evlerde Şeriatinin islam devrim üzerine yazdığı saçmalıklar
işitiliyordu. İran devriminin nimeti üzerine ABD bölgeye çöktü. Bu rejimin
çökmesine bir şey kalmamış. Halk İranda hırıstyanlaşıyor, deist ve
ateistleşiyor. Ama İranı tarih dışı bir ülke haline getirdi bu inkılap.
İnkılabın kitabı olmalı, ekonomik sıçraması olmalı ve örenğin tarihin 1000
yıllık siyasi, iktisadi, medeni ve sosyal sorunlarını çözme gibi yol harıtası
olmalı. Büyük Fransa İnkılabı gibi. Yüzlerce aydınları vardı Paris İnkılabının.
Laikliği bir nimet ve tarihsel fırsat olarak getirip halkı kilse esaretinden
kurtardı. Bilimin önünü açtı. Buna inkılap denir. Ya İran inkılabı ne etti? Ya
da Atatürk inkılabı. Doğru Atatürk inkılaplarının da kitapları yoktu, aydınları
yoktu. Ama Atatürk batı aydınlanmasının laiklik ve sekülerizm deneyiminden yararlandı.
Anadoluda kan ve esaretten, kölelik ve cariyecilikten başka bir zihniyeti
olmayan hilafeti tarihten kaldırdı. Bu, en büyük inkılaptı ve insan aklı önünde
karanlıktan örülmüş hilafet adlı duvarı devirdi. Yazı damgalarını değiştirdi.
Arap harfleri insan aklının düşmanıdır. Bu yüzden yaklaşık 1000 yıllık
Selcuklu-Osmanlı tarihinde bir bilim adamı yok. Çünkü Arap damgaları ile bilim
ve felsefe yapılamaz, yapılamaz. Nitekim bu gerçeği 1100 yıl önce Ebureyhan
Biruni "Arap damgaları (harfleri) bilim düşmanıdır" biçiminde beyan
etmiştir. Şeyh-feodal sınıfını Atatürk politik kurumdan ayırdı. İşte bu,
devrimdir. Arabıstanın kumlu çöllerinden, sert ikliminden gelen habere göre
şeyh-feodal sınıf kadınların bedenini, aklıını ve ruhunu karanlığa gömmüştüler.
Bunu da Atatürk ortadan kaldırarark kadınlara sosyalleşme hakkı verdi. Kadını
dini seks nesnesi olmaktan çıkararak onurlu bir varlığa çevirdi. Seçip seçilme
hakkı verdi. Bunların her biri bir inkılap. Yani Atatürk bir inkılap
gerçekleştirmemiştir, inkılaplar silsilesi gerçekleştirmiştir. Sumerlerden
İslama, İslamdan Atatürke denli karanlık Doğu tariihinde böyle aydınlatıcı bir
inkılaplar silsilesi olmamıştır. Yani 5000 yıllık beşer tarihinde böyle devrim
yapılmamıştır. Avrupada bile yapılmamıştır. Çünkü Avrupadaki devrimler zaman
akşına yayılarak rönesastan başlayarak 100 yıllara yaılmış ve 1789 devrimiyle
doğruğa ulaşmıştır. Oysa ki, Atatürk bütün bu inkılaplar silsilesini yalnızca
15 yıl gibi kısa sürede gerçekleştimiştir. Yani batının 400 yıllık deneyimini 15
yıla sığdırmıştır. Hiçbir aydını, ekonomisi, eğitim sistemi, musikisi,
tiyatrosu, edebiyatı, dil bilgisi, üretim anlayışı, filosofu, kitabı, okulu,
dili ve düşünürü olmayan hilafet elinde esir bulunan bir toplumu Atatürk çağdaş
yönetim sistemi, eğitim sistemiyle tanıştırmıştır. Yani hiç bir peygamberin ve
dahinin yapamadığını yapamayacklarını gerçekleştirmiştir. Bir tek kişinin
uygulamasına dayanan böyle bir devrim tarihte olmamıştır. Nitekim 2011 yılında
Erdoğan Mısıra gittiğinde Mısır aydınları ve bu aydınları okuyan halk kitlesi
"Erdoğandan Mısırda çok var, bize Atatürk lazım" diye yazdılar,
haykırdılar. Nitekim günümüz İran din aydınları, Irak ve diğer islam orta çağ
karanlığına gömülü diğer müslüman ülkelerinin aydınları "Ey Atatürk imada
gel, kurtar bizi de bu karanlıktan" dercesine Atatürkü övmektedirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder