7 Eylül 2018 Cuma

İranda inkılap ve Atatürk inkılapları silsilesi arasındaki fark


İranda inkılap olmadı. CİA operasyonu oldu. Bu konuda artık arşivlerdeki bilgiler ortaya çıkarılmıştır. 1970-lerde petrol fiyatı çok yükseldi. En çok petrol satan soviyetlerin ekonomisinde sıçrama meydana geldi. ABD bundan korkmaya başladı. Sıçramada bulunan soviyetler uzayı fethetmek peşindeydi, çünkü bunun için ekonomik altyapı hazır bulunmuştu. ABD önce İran şahı ile OPEKteki etkisini kullanarak petrol fiyatlarına el koymak istediler. Şah bunu kabul etmedikten sonra Humeynini meydana çıkardılar. ADBnin 1945 yılından sonra körfeze yerleşme gibi amacı vardı. Bunu 20. yy sonlarında başarabileceklerini düşünmüştüler. İran "inkılabı" ile 40 yıla başardılar. İran devrimiyle petrol fiyatı düştü. İrak-İran savaşıyla her iki ülkeden ve diğer körfez ülkelerinden ucuz petrol alıp onlara eski silahlarını sattılar. Bunun yanı sıra soviyet ekonomisi çöktü ve dağıldı. Devrim astanasında Ali Şeriati saçmalıklarını Amerikanın sesi radyosu yayınlarına yerleştimiş ve bütün evlerde Şeriatinin islam devrim üzerine yazdığı saçmalıklar işitiliyordu. İran devriminin nimeti üzerine ABD bölgeye çöktü. Bu rejimin çökmesine bir şey kalmamış. Halk İranda hırıstyanlaşıyor, deist ve ateistleşiyor. Ama İranı tarih dışı bir ülke haline getirdi bu inkılap. İnkılabın kitabı olmalı, ekonomik sıçraması olmalı ve örenğin tarihin 1000 yıllık siyasi, iktisadi, medeni ve sosyal sorunlarını çözme gibi yol harıtası olmalı. Büyük Fransa İnkılabı gibi. Yüzlerce aydınları vardı Paris İnkılabının. Laikliği bir nimet ve tarihsel fırsat olarak getirip halkı kilse esaretinden kurtardı. Bilimin önünü açtı. Buna inkılap denir. Ya İran inkılabı ne etti? Ya da Atatürk inkılabı. Doğru Atatürk inkılaplarının da kitapları yoktu, aydınları yoktu. Ama Atatürk batı aydınlanmasının laiklik ve sekülerizm deneyiminden yararlandı. Anadoluda kan ve esaretten, kölelik ve cariyecilikten başka bir zihniyeti olmayan hilafeti tarihten kaldırdı. Bu, en büyük inkılaptı ve insan aklı önünde karanlıktan örülmüş hilafet adlı duvarı devirdi. Yazı damgalarını değiştirdi. Arap harfleri insan aklının düşmanıdır. Bu yüzden yaklaşık 1000 yıllık Selcuklu-Osmanlı tarihinde bir bilim adamı yok. Çünkü Arap damgaları ile bilim ve felsefe yapılamaz, yapılamaz. Nitekim bu gerçeği 1100 yıl önce Ebureyhan Biruni "Arap damgaları (harfleri) bilim düşmanıdır" biçiminde beyan etmiştir. Şeyh-feodal sınıfını Atatürk politik kurumdan ayırdı. İşte bu, devrimdir. Arabıstanın kumlu çöllerinden, sert ikliminden gelen habere göre şeyh-feodal sınıf kadınların bedenini, aklıını ve ruhunu karanlığa gömmüştüler. Bunu da Atatürk ortadan kaldırarark kadınlara sosyalleşme hakkı verdi. Kadını dini seks nesnesi olmaktan çıkararak onurlu bir varlığa çevirdi. Seçip seçilme hakkı verdi. Bunların her biri bir inkılap. Yani Atatürk bir inkılap gerçekleştirmemiştir, inkılaplar silsilesi gerçekleştirmiştir. Sumerlerden İslama, İslamdan Atatürke denli karanlık Doğu tariihinde böyle aydınlatıcı bir inkılaplar silsilesi olmamıştır. Yani 5000 yıllık beşer tarihinde böyle devrim yapılmamıştır. Avrupada bile yapılmamıştır. Çünkü Avrupadaki devrimler zaman akşına yayılarak rönesastan başlayarak 100 yıllara yaılmış ve 1789 devrimiyle doğruğa ulaşmıştır. Oysa ki, Atatürk bütün bu inkılaplar silsilesini yalnızca 15 yıl gibi kısa sürede gerçekleştimiştir. Yani batının 400 yıllık deneyimini 15 yıla sığdırmıştır. Hiçbir aydını, ekonomisi, eğitim sistemi, musikisi, tiyatrosu, edebiyatı, dil bilgisi, üretim anlayışı, filosofu, kitabı, okulu, dili ve düşünürü olmayan hilafet elinde esir bulunan bir toplumu Atatürk çağdaş yönetim sistemi, eğitim sistemiyle tanıştırmıştır. Yani hiç bir peygamberin ve dahinin yapamadığını yapamayacklarını gerçekleştirmiştir. Bir tek kişinin uygulamasına dayanan böyle bir devrim tarihte olmamıştır. Nitekim 2011 yılında Erdoğan Mısıra gittiğinde Mısır aydınları ve bu aydınları okuyan halk kitlesi "Erdoğandan Mısırda çok var, bize Atatürk lazım" diye yazdılar, haykırdılar. Nitekim günümüz İran din aydınları, Irak ve diğer islam orta çağ karanlığına gömülü diğer müslüman ülkelerinin aydınları "Ey Atatürk imada gel, kurtar bizi de bu karanlıktan" dercesine Atatürkü övmektedirler.

Hiç yorum yok: