7.
yy sonlarına kadar tarihte Arap ulusu ve kimliği diye bir kimlik yok. Hep
aşağılanmış bir toplum olan Araplar İslamdan sonra örgütlenebildiler. Çevreye
öfke, nefret, ölüm saçan vahşı iklimin toplumu vahşetine "fetih" adı
taktı. Halbuki, müslümanlar gittiği yerlere karanlıktan başka bir şey
götürmediler, götüremezdiler. Onların tarihsel belleklerinde uygarlıktan iz ve
belirti yoktu. Tarihlerinde olmayanı nasıl başka ülkelere taşıyabilirlerdi? Geniş
coğrafyada beşeriyetin yerli tarihsel deneyimlerini yok ettiler. Oysa ki,
"fetih" sözünün savaşla hiçbir ilgisi yok. Günümüzde
"demokrasi" götürme güçlü devletler için ideolojik bir açıklama
olduğu gibi "fetih" de saçma ve nefret çağrıştıran söz olarak Arap
vahşetinin adı idi. Fetih adı altında ülkelere soykırım, kölelik, nefret, Arap
cehaleti ve karanlığı götürdüler. Arap vahşetinin bu çirkinliğini daha sonra
Türkler devraldıklarında aynı korku ve öfkeyi vardıkları yere götürdüler.
Arabın agresif ve köleleştirme ideolojisini bu kez Türk vahşeti çevreye yaymaya
başladı. Demokrasi ile fetih atrasındaki fark ise büyük. Avrupa güçleri
vardıkları ülkelere modern bilgi, düzen, ussalcılık, temizlik, sağlık araçları
ve bilgileri, modern okul, ... götürdüler. Kimsenin dinine dokunmadılar. Tam
tersine, Hindistan gibi 90-100 yıl Batı ülkeleri işgalinde bulunan ülkeler Batı
metodolojisi ile tanışarak tarihlerinin en büyük bilimsel devrimlerini yapar
oldular. Nitekim çağımızda Hindistan uzay bilimi alanında çok ilerilerde. Ama
islamcı katiller, vardıkları ülkelere bilim değil, Arap kültür ve hurafelerini
taşıyarak ayak bastıkları ülkeleri korkunç karanlığa gömdüler. Ülkelerin
namuslarına, ırzlarına tecavüz ettiler. Kızlarını cariye, erkek çocuklarını
köle edip, ciziyeye bağladılar. Bu vahşetin adını da adalet koydular. Beşer
tariihi islamcı işgaller gibi bir korku ve tecavüz vahşeti ile asla
karşılaşmamıştır. İslamcı işgal tarihinden bir tanecik bilimsel kitap kalıtım
olarak kalmamış. Ne fizkik, ne kimya, ne hendese, ... hiçbir yapıt yok. Var olanlar
da Yunan etkisinin müslüman olmayanlar üzerindeki etkisi. Çünkü bilim Arap
nefret ideolojisi ile çatışan bir olgu. Bu yüzden Mısırda, İstanbulda, .... ne
kadar bilim odakları vardısa, yok ettiler. Kitapları yaktılar.
***
Medine
surelerindeki Allah
Medeni
surelerdeki Allah Mekke surelerindeki Allahla çok farklı, hiçbir bezerlikleri
yok. Medeni surelerdeki Allah şuna benzer: Güçlü birisi sokakta zayıf birinin
elini-kolunu, bacaklarını kesiyor, mal-mülkünü zabtediyor, sonra da "Hadi,
Allaha emanet ol, esen kal ve benim adaletime şüphe etme!" diyor.
Medeni surelerdeki Allah da öyle. Saldır, köle ve cariye et, sonra da "Allah merhametli ve adaletlidir" söyle!
Medeni surelerdeki Allah da öyle. Saldır, köle ve cariye et, sonra da "Allah merhametli ve adaletlidir" söyle!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder