Buradaki
"dün" məcazi anlamda fəlsəfi bir qavramdır. İki zaman ölçümü
arasındaki düşünsel, duygusal, nesnel ve maddi mesafe. Bir deviri içerir.
Mesela öğrenci universiteyi bitirdikten sonra univeriste günleri
"dün" olarak betimlenir. Çünkü artık o devir kapanmış ve yeni hayat
evresi başlamıştır. Artık universite yıllarındaki uğursuz-uğurlu anıları
bırakıp yeni anılar oluşturma peşinde koşmalı kişi. Buna benzer başka örnekler
söylemek mümkün. Yani dün-bugün iki hayat evresidir. Ama dün bütün kötülükleri
ve bugünümüze mudahalesiyle hala devam ediyorsa, hala dün bitmemiş, bugün
başlamamıştır ve dün bugünümüzü esir olarak ele geçirmiştir. Gerçek olan da
budur. Örneğin Batı ve Doğu insanı arasındaki ayrıcalık nedir? Doğu insanı
dünün nostaljisi içerisinde duygulanıp dururken, modern Batı insanı gelecekte
ne olacağının heyecanını yaşar. Bu yüzden de Batı insanı için dün-bugün-yarın
üç ayrıcalıklı ve aralarında büyük hecimde mesafe olan zaman ölçümleridir. Oysa
müslüman doğusunda dün bütün kirliliği ve gericiliğiyle, yalnızca bugünümüzü,
beynimizi esir alıp kontrol etmez, yarınımız da dünün esaretinde. Neden? Çünkü
değişim yok, ırmak gibi akıp gitme yok, kokuşmuş küçük göl gibidir Doğudaki
toplumsal pozisyonlar. Ne maddi statü değiştirme olanağı var, ne de
intelektüel. Karşıda dün diye korkunç bir engel var. Özellikle kadınlar için.
Şeriatin, dinin ve törenin olduğu yerde bugün ve yarın yoktur, olamaz, sadece
dün vardır. Muhafazakar dinci toplumda dünden başka bir şey yok. Muhafazakar ve
dinci toplumlarda dün bütü
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder