Genel felaketlerin zaman akışı içinde özel felaketimize dönüştüğünü biliyormusunuz? Bilmiyorsanız anlatıyım. Çünkü İranda islam devrimi olduğunda ben 12 yaşında bir çocuktum. Hiçbir katkım olmayan bu islam devrimi olgunlaştığımda özel yeteneklerimi ve yaşamımı yakıp savurdu. Evet, Din belası toplumu kapsayıp kavurmaya başladığında herkes az acı çeker, yakılır, yaşamlar karanlığa gömülür. Tüm toplumu kapsayarak yakıp savuran din felaketi böylece, korkunç gözükmez olur ilk başlarda. Çünkü tüm toplumu kavurup savurmuş ve herkes zarar gördüğünden felaket paylaşılmıştır. Paylaşılan felaketin korkunçluğu sonradan kendisini gösterir. İş işten geçtikten sonra "Herkes böyle ya" diyerek insanlar kendilerini avutmaya çalışırlar. Ama din kavurup savurmada sınır tanımaz. Hayatları yakmaya devam eder. Gün gelir ki, felaket toplumsal olmaktan çıkarak bireysel alanlara yöneltir lavlarını. Her aile, her kişi kirli hile ve yöntemlerle islamın onun özel yaşamını yakıp savurduğunu yaşar çaresizce. İran´da 43 yıl, Türkiye´de 20 yıl önce başladığı gibi. İslam felaketi yavaş yavaş toplumsal alanı tümüyle kavurarak küle dönüştürüp savurduktan sonra bireysel alanları kavurmaya başlar. Muhammet kendisi de Medine´de bu yöntemi kullandı, ardılları Ebubekir, Ömer, Osman, Ali de. Sonrasında da aynı yöntemler Emevi, Abbasi, Selcuklu, Osmanlı soyguncu ve soykırımcılar tarafından beşeriyet ve tarih için felaketler yaşattılar. Toplum, aile ve bireyler için şok yaşattılar. Modern devirde İran´da ve Türkiye´de islamın toplumsal ve bireysel alanları nasıl yakıp savurduğuna tanık olmaktayız. İran genelinde bu tanıklık süreci bitmiş, küllenip savrulan yaşamlar oluntusu ortada. Perişan toplum bireyleri çaresizce ya hapislerde, ya yurt dışında, ya da umutsuzca bir yaşam sürmekteler. Türkiye´de hala tanıklık süreci devam etmektedir. İslamcılığın uygulamaları sonucu ruhen karanlığa gömülen umutsuz bir toplum tablosu. Sonra da islamcı uygulamaların kendisine karşı tesis ettiği antitez vahşi toplum. Vahşetin sokaklarda kaynaşması. İran ve Türkiye´nin tarihten silinerek Orta Doğu´nun bu iki vahşet ülkesinin yok olmasıyla yeni bir Orta Doğu tesisinin başlaması. İslam girdiği yeri hep böyle tarihten siler. Ve ben de Kassandra´nın "Ben sizin divane sandığınız Kassandra diyorum ki, Trova yok olacak, sokaklarda insanlar birbirlerini parçalayacak, kadınlar satılacak, komşu komşuya saldıracak, komşu komşuyu yağmalayacak, sokaklarda küçük kızlara tecavüz edilecek, ... ama siz, kendinizi akıllı sanarak benim, divane sandığınız Kassandra´nın söylediklerine inanmıyorsunuz, oysa ki, ben geleceği görüyorum ve diyorum ki, Trova yok olacak" sözlerini yenileyerek diyorum ki: İran ve Türkiye yok olacak, din bu iki ülkeyi tarihten silcek. Sonrasında bu vahşet küllerinin içinden barıştan yana, laik, demokratik, insan haklarından yana olan, islamı siyasete asla yakın bırakmayan ülkeler ve halklar birliği doğacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder