"Ne mutlu Türküm diyene" Türkün
daha bilge, daha uygar olduğu ve tarihte uygarlıklar tesis ettiği anlamında
değildi. Kesinlikle böyle değildi. Müslüman Türk saldırganlığının ve vahşetinin
tarihte yıkmadığı, yok etmediği ugarlıklar nerdeyse kalmamıştır. Nitekim
kahraman Viyana halkı Osmanlı vahşetini def etmeseydi, şimdi Viyana ve Avrupada
bu denli ussal gelişmeler de olmaz, her taraf cami, mescit yapımıyla
seciyelenirdi. "Ne mutlu Türküm diyene" Osmanlının "etrak-i
biidrak" (aptal Türk) ve "eşek Türk" tutumuna ve islam
peygamberi Muhammetin "Yecuc mecuc türklerdir" gibi hadisine karşı
Türklerin de eşek değil, adam olduklarını savunmak için bir duruş idi.
Dolayısıyla Gazneli, Selcuklu ve Osmanlı islam uygulamalarıyla dehumanize
edilmiş, şahsiyetsizleştirilmiş, onursuzlaştırılmış Türkleri de insan gibi
görmek için bir vizyon idi. Niye "Ne mutlu türküm" denildi de başka
ulus denilmedi? Çünkü Osmanlıda ve Muhammet hadislerinde aşağılanarak yerin
dibine sokulan yalnızca Türkler idi. "Uktulut Turke ve lev kane ebaa-Baban
da ölsa Türkü öldü!" hadisi Türkler hakkında idi. Dolayısıyla "Ne
mutlu Türküm diye" söylemi ırkçılık ve sırf Türkleri değerlendirme amacı
taşımamaktaydı. 1000 yıl boyunca aşağılnan türkleri başka ulusların seviyesine
taşıma ve dehumanize edilmiş türklerde insani şeref sağlamak idi. Türklerin
şerefsiz olmadıklarını ve "islamla şereflendikleri" gibi alçakça ve
murdarca bir söylemi çürütmek amacı taşımaktaydı. İslamla şereflenme böyle mi
oluyor? Gerçeklerin göstergesi şu ki, islamdan sonra Türklerde şeref ve namus
diye bir şey kalmamıştır. Çünkü islam sonrası Türk arabın edepsiz köleleri
olmuştur. Kölenin şerefi ne ölçüde olabilir? Çünkü islamdan sonra, özellikle
Selcuklu ve Osmanlıda Türk aşağılık yaratık olarak nitelenmiştir. Yaratılışı
dolayısıyla insan olan, ama insanlığı elinden alınan bir ulusu değerlendirerek
insan olduğunu hatırlatma humanist duruştur. Türkçeyi yükseltme de aynı niyetle
meydana çıkmıştır. 16. yy Osmanlı münşisi (Özel kalem müdiri) "Nushat-us
selatin" kitabında "Türkçe diken dildir, İstanbulda konuşulmasına
izin vermek yanlıştır" diye yazar. Aynen Selcuklunun resmi ideolojisi olan
"Türk köpeği şehre girdiğinde Farsça ürür" tutumuna benzemiyor mu?
İslamiyet böyle mi şereflendirmiş Türkleri? Nerede o şereflendirme beıge ve
bilgisi. İslam sonrası Türkün ne dili, ne edebiyatı, ne felsefesi, ne ilmi,
hiçbir şey yok. Tam tersine islamdan sonra ne zaman türk ve arap iktidarı ele
geçirmişlerse uygarlıklar yok edilmiş, bilim ve felsefe yasaklanmıç. Selcuklu
öncesi Buveyh oğulları Orta Doğuda iktidfardaydı. Onlar eski Yunan bilgelerini
Muhammet seviyesinde görür, akıl-vahiy çatışmasında Yunan bilgelerinin akıl
algısını yeğlerlerdi. Bunun üzerine bilim gelişti, matematik kutsandı, İbn-i
Heysem gibi matematikçiler Empedoklesin terisi üzerine büyüteci keşfettiler.
Sonrasında Arap-islam köleleri Selcuklu karanlığı geldi. Selcuklunun
medlerselerinde Arap karanlığından başka hiçbir şey tedris edilmedi, Yunan
uygarlığının yetiştirdiği Farabi ve İbn-i Sina giboi bilgeler tekfir edildiler.
matematik yasaklandı. Görüyor musunuz müslüman türkün insanlık uygarlığının
başına getridiği felaketleri. Selcuklu paradigması Osmanlı karanlık başılaları
tarafından da devam etti. 16. YY Rönesans çağı. Tam bu çağda meleklerin bacak
araları gözükür diye Osmanlı şeyhlerinin fetvaları ve Osmanlı pislik sultanının
emri üzerine Konistantinapolisteki rasathane (gök gözlem evei) top ateşine
tutularak yerle bir edildi. İşte müslüman Türkün yok ettiği uygarlıklardan
örnekler. Düşünün, Türkler islamiyetle "şeref"lenmeseydi, şimdi Orta
Doğu ve dünya ne denli barış ve rifah içinde olurdu. Aslında insanlık tarihinde
iki uygarlık düşmanı ulus olmuştur, Arap ve Arap kölesi Türkleri. Arap ve
Türkün nefesi dokunan yerde uygarlıklar söndürülmüştür. Bin yılların uygarlık
yurdu olan Anadoluda şimdi ne var? Hiçbir şey, sular, ırmaklar, göller kuruyor
ve müslüman Türkün nefesi yüzünden mamara gibi denizler ölüyor. Evet, böylesine
bir Osmanlı edepsizliğine, Osmanlı terbiyesizliğine karşı aşağılık kompleksinin
derinliğine gömülmüş miskin bir ulusu ancak "ne ne mutlu türküm"
diyerek başka toplumlar düzeyine getirilebilirdi. Ama 600 yıl Türkleri yerine
dibine sokan alçak ve edepsiz Osmanlı hanedanının şu an adları köprülere falan
verilmiyor mu? Bu ne edepsizlik, bu ne ayıp? Osmanlı kirliliği idealize
edilmiyor mu? Osmanlının "eşek türk" sloganları sevilmiyor mu?
"Reklam dönemi kapanıyor ve Osmanlı eşekliğine geri dönüyoruz"
denilmiyoir mu? Bir Osmanlı edepsizi, Osmanlı vahşilerinin yaşamları üzerine
sahte, yalan dizi çektirip, halkın cibini soyarak yalan bir tarih algısını
toplumun bilinçaltına yerleştirmiyor mu? Türklerin İslamdan sonra tarihi mi
olmuş? Nedir tarih? Tarih soyut bir kavramdır. Somutlaştırdığında şöyle olur:
Felsefe tarihi, bilim tarihi, sanat tarihi, şiir tarihi, müzik tarihi, ekonomi
tarihi, mimarlık tarihi ki, bunların hiçbiri islamdan sonra bizde yoktur ve
savaş tarihi, .... Bunlar soyut tarih kavramının somut alanlarıdır. İslam
sonrası Türk kışlalarda savaş robotları gibi dünyadan habersiz yetiştirilen ve
dünya uygarlıklarını tarihten silmekle görevlendirilen ölüm makinesi gibi
kullanılmış, Arap-islam kanlı ideolijisinin soykırımcıları gibi
yetiştirilmişler. Sadece savaş tarihi var. Diğerleri yok, hem de hiç yok.
Binlerce kitap okudum, ama karşılaşmadım. Karşılaşan var mı? İslam ve Osmanlı
tarafından edepsizıleştirilen, kabalaştırılan, Arap kölesi yapılarak kendisine
güveni elinden alınan bir değersiz leş topluma "ne mutlu türküm"
demek ona Osmanlı edepsizi olduğu yerine, insan olduğunu anımsatmak ahlaki bir
tutum değil de nedir? Ama 1000 yıllık Gazneli, Selcuklu, Osmanlı, Safevi, Kacar
süreci kısa zaman değil. Bu yüzden türkün eşek olmadığını ispatlamak için bir
Atatürk yetemedi. Gözlerimizin önünde yine de bir Osmanlı edebsizi tekraren
Türklerin Osmanlı eşekleri olduklarını açıkça dünyaya sergilemektedir. Yani
yine de Türk kitlesini molla, şeyh, devşirme kölesi yapma edimleri gözlerimizin
önünde uygulamaya konulmaktadır.
21 Haziran 2021 Pazartesi
Ne mutlu Türküm diyene
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder