17 Aralık 2016 Cumartesi

Ankara anısı

Ankaranın sokak çocukları...
O günü öğrenci aylık paramı hesabıma yatırmıştılar. İlkbaharın orta ayı idi. Ankaranın havası güzel ve ben çok mutlu halimle dostum doktor Tohid Melikzade ile yavaş sesle kah şiir, kah da şarkı mırıldayarak yürüyorduk. Hava kararmıştı, ama elektik işıkları sokakları aydınlatıyordu. Gazi Universitesinden Kızılaya doğru yürüyorduk. Büyük ağacın budaklarının gölgesi ağacın dibini karanlık etmişti. karanlıkta iki çocuk gördük. Orada nese yapıyorlardı.... İlgimizi çekti ve onlara yaklaştık. Gözlerimize inanamadık. Çocuklar ağacın dibine atılmış çay atıklarını yiyorlardı. Ağaçla yüzyüze karşı tarafta bir yemekhane vardı. O yemekhanenin kullanılmış çay atıklarını ağacın dibine atılıyor ve çocuklar o atıkları yemekteydiler. Küçük yaşta çocuklardı. Birinin başını kaldırıp "ne yapıyorsunuz burada?" diye hayretle sordum. Çocuk bana aldırış etmeden çay atıklarını ağzına teperek "açım, abi karnım aç" dedi. Sevincimiz umutsuzluğa dönüşmüştü. Çocukaları karşıdakı lukantaya götürüp her birine bir döner alıp ayrıldık... Çok acı çekenler var hayatta...

Hiç yorum yok: