Şiir dokunuştur...
Bir bayanla özelde yazıştığımı burada paylaşıyorum...
şiiri seviyorsun sen Şiir sözcüklerle dokunuştur
her şeye, varlığa, çiçeklere, düşlere
ve kainata sözcüklerle dokunuş ...
romantizm, aşk, sevgi sözcüklerle dokunuşun ürünü
ama bu dokunuşu çok derinlerimizde hiss ederiz
yani gerçeklikte tüm hayallerimiz yaşantıya dönüşmez
bu yüzden sözlere yansır
eskilerin şiiri bu yüzden bize çekici gelir
onlar toprağa dönüşmüşler
ama dokunuş hasretleri bizi ilgilendirir
özellikle tabular ve sakıncalarla dolu
Doğu kültütünde yaşananlar değil,
yaşanmayan duygular, söze dönüşen duygular
masum ve güzel
ve şiir baştan sona
gizemli dokunuş özleminden başka bir şey değil!
Dokunarak özümsemek,
Dokunarak bir parçası olmak,
Dokunarak bir parçan etmek
yalnızca şiire özgü değil bu duygu
bir resim eseri de donmuş
dokunuş duygusunu gösterir bir melodi de
musiki dalgalarında
biliyor musun neden?
Çünkü insan, içinin derinliklerinde yalnız
çok derin bir yerde
o derin yerde
bir paylaşım ve dokunuş özlemi saklı
sanat denilen olgu da
orada oluşa gelir
Estetik ölçü ve değerler orada salgılanır.
Varılamayacak dokunuş duygusunun
bir sızıya ve ağrıya dönüşmesi,
İç yanması
ve sözlerin bu yangını göstermesi...
Güzel bir şiir parçasında
yangın gözüktüğünde cazip olur.
Orada bir yangın var
Söndüremeyiz yangını,
durup bakar ve biz de yanmak isteriz öylesine.
Gizemli bir hüzün
İçimizi aydınlatan bir hüzün...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder