4 Mayıs 2017 Perşembe

Hüzün


Kendi ölçüsünde hüzün estetiğin, güzelliğin, bütünü arzulayan parçanın özüdür. Özellikle sanat hüzünsüz varlık gösteremez. İrfan edebiyatında hüzün ney sızlayşında beyan edilmiştir. Mevlana "Mesnevi"sini şöyle başlar:
"Dinleyin, ney kim şikayet eyliyor,

Ayrılıklardan hikayet eyliyor,

Çün neyistandan koparıldım o gün,

Bende ağlar oldu insanlar bütün.

Göğsü gamden parçalanmış dinlesin,

Şarh edim de derdimi o inlesin,

Kim ki, aşlından uzak olduysa ya,

Aslına varmak için eyler çaba."

Yani ney neden sızlar? Çünkü soyundan, bütün olan kökeninden kamışlıktan, bütünden ayrı düşerek parçaya dönüşmüştür. O ilk bütünlük anısını anarak içine nefes dokunduğunda sızlar. Yani hüzün parçanın bütünü arama göstergesidir. Hüzün eğiticidir. Ama kendi ölçüsünde. Çünkü Tanrı her şeyi kendi ölçüsünde yaratmıştır. Hüzün kendi ölçüsünü aştığında yaratıcı enerjisini kaybederek umutsuzluğa dönüşebilir. Hüzün ve sevinc insan doğasında birbirine dönüşen varlıklardır. Musiki, sanat, dünyayı güzel görme sanatı da bu birbirine dönüşümün götsregesidir. Hüzünsüz bir kalbin derinliği olmaz. Sevince analm ve derinlik kazandıran da hüzündür.

Hiç yorum yok: