Kendi ölçüsünde hüzün estetiğin, güzelliğin,
bütünü arzulayan parçanın özüdür. Özellikle sanat hüzünsüz varlık gösteremez. İrfan
edebiyatında hüzün ney sızlayşında beyan edilmiştir. Mevlana
"Mesnevi"sini şöyle başlar:
"Dinleyin, ney kim şikayet eyliyor,
"Dinleyin, ney kim şikayet eyliyor,
Ayrılıklardan hikayet eyliyor,
Çün neyistandan koparıldım o gün,
Bende ağlar oldu insanlar
bütün.
Göğsü gamden parçalanmış
dinlesin,
Şarh edim de derdimi o
inlesin,
Kim ki, aşlından uzak olduysa
ya,
Aslına varmak için eyler
çaba."
Yani ney neden sızlar? Çünkü soyundan, bütün olan
kökeninden kamışlıktan, bütünden ayrı düşerek parçaya dönüşmüştür. O ilk
bütünlük anısını anarak içine nefes dokunduğunda sızlar. Yani hüzün parçanın
bütünü arama göstergesidir. Hüzün eğiticidir. Ama kendi ölçüsünde. Çünkü Tanrı
her şeyi kendi ölçüsünde yaratmıştır. Hüzün kendi ölçüsünü aştığında yaratıcı
enerjisini kaybederek umutsuzluğa dönüşebilir. Hüzün ve sevinc insan doğasında
birbirine dönüşen varlıklardır. Musiki, sanat, dünyayı güzel görme sanatı da bu
birbirine dönüşümün götsregesidir. Hüzünsüz bir kalbin derinliği olmaz. Sevince
analm ve derinlik kazandıran da hüzündür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder