11. yy Selcuklu devletinin politik hayatında iki evre
olmuştur. İkisini de Farslar belirlemişler. Çünkü Türkler sadece kaba kılıç
gücü kullanan halk idi. Kalem ve medeniyet işleri bütünüyle Farslara göre bir
iş idi ve Türkler bu alanın dışında tutuluyordu. Bu yüzden de son 1000 yıl
tarihte Farslara "kalem sultanları" ve Türklere "kılıç
sultanları" diye hıtap ederlerdi. Sonunda da kalem kılıcı kırarak tarihin
dışına itti. Selcuklu devletinin kurucusu Toğrul, Kunduri diye Horasanlı bir
Farsı imperatorluğun başbakanı atadı. Kunduri mutezile mezhebine mensup bir
bilge. Mutezile mezhebinde de akıl çok önemli, matematik ve Yunan ilmine önemli
eğilim var. Bu da diğer sultanlar gibi Sulcukluları da memnun etmez. Çünkü
iktidarlar için aklnı kullanıp sorgulayan, soru soran kitle yerine, mutlak
itaat edecek kitle gerekli. Bunun üzerine Kunduriyi öldürüp yerine, Nizam-ul
Mülk diye birini atıəyorlar. Mülk de şafii. Böylece şafiilik Selcuklu
imparatorluğunun resmi mezhebi gibi yaygınlaşıyor. Yunan ilmine karşı devlet ahurundan
besinlenen yazar ordu ve şairleri ortaya şıkıyor. Bunlardan en önemli Alparslan
Selcuklu devrinin önemli şairlerinden Senai Gazneli. Çok güclü şiir ustası ve
aşırıcı bir şaii olan Senainin kasidelerinin çoğu akıl düşmanlığına ve Yunan
ilmine karşı yazılmıştır. Nizam-ül Mülkün tesis ettiği Nizamiye medreseleri
ilmin ve aklın düşmanı olarak faaliyet gösterir. Yunan ilmini aşağılayan
şairler saltanat ahurundan beslenirler. Saltanat ahurundan beslenenlerin en
önemlisi ise İmam Muhammet Gazali. Gazali baş müfti. Matematiğin şeytan işi
olduğu fetvasını çıkarır. Kendisinden 80-100 yıl önce yaşamış Farabi ve İbn-i
Sina gibi bilgeleri tekfir eder, onların kitapları yasaklanır. Büveyh oğulları
döneminin en önemli ussal çalışmanları ve bilgeleri İhvan-üs Sefa hareketi ve
kitaplarını yasaklatır. Büveyh oğulları Mutezile eğilimli idi ve onların
döneminde büyük ilmi gelişmeler ortaya çıkmıştı. Gzali tekfir etmiştir demek,
yani Farabi gibi düşünenlerin katline fetva vermiştir demek oluyor. Bunun
üzerine bir tek bilim adamı yetişmez. Aynı sistem Osmanlıda da devam eder. Yani
son bin yılda evrensel boyutta örneğin Farabi, İbn-i Sİna, ... ölçeğinde bir
tek bilge kişi yetişmez. Çünkü bütün ışık gelen yerler ve delikler kapatılarak
ülkeler karanlığa gömülmüştür.
16. yy sonrası ise Safeviler
Orta Doğuyu daha korkunç bir karanlığa gömerler. Mezarperest, Tanrı yerine, 14
masum ve masumzadelere tapınan sapık bir topluluk icat edilir. Hayvan sürüsü
gibi bir kalabalık. Çobanı molla-feodal olarak belirlenen hayvan sürüsü. Hala
bu hayvan sürüsü hayvan olmak zevkinden ayrılamıyor. Arada Pehleviler bir azcık
bu karanlığa çağdaşlık ışığı yansıtsalar da, ama yine de Humeyni adında bir
Safevi mollası yeniden sürüyü karanlığa yönlendirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder