1 Mayıs 2017 Pazartesi

Selcuklulardan beri karanlığa gömülen bölge ...

       11. yy Selcuklu devletinin politik hayatında iki evre olmuştur. İkisini de Farslar belirlemişler. Çünkü Türkler sadece kaba kılıç gücü kullanan halk idi. Kalem ve medeniyet işleri bütünüyle Farslara göre bir iş idi ve Türkler bu alanın dışında tutuluyordu. Bu yüzden de son 1000 yıl tarihte Farslara "kalem sultanları" ve Türklere "kılıç sultanları" diye hıtap ederlerdi. Sonunda da kalem kılıcı kırarak tarihin dışına itti. Selcuklu devletinin kurucusu Toğrul, Kunduri diye Horasanlı bir Farsı imperatorluğun başbakanı atadı. Kunduri mutezile mezhebine mensup bir bilge. Mutezile mezhebinde de akıl çok önemli, matematik ve Yunan ilmine önemli eğilim var. Bu da diğer sultanlar gibi Sulcukluları da memnun etmez. Çünkü iktidarlar için aklnı kullanıp sorgulayan, soru soran kitle yerine, mutlak itaat edecek kitle gerekli. Bunun üzerine Kunduriyi öldürüp yerine, Nizam-ul Mülk diye birini atıəyorlar. Mülk de şafii. Böylece şafiilik Selcuklu imparatorluğunun resmi mezhebi gibi yaygınlaşıyor. Yunan ilmine karşı devlet ahurundan besinlenen yazar ordu ve şairleri ortaya şıkıyor. Bunlardan en önemli Alparslan Selcuklu devrinin önemli şairlerinden Senai Gazneli. Çok güclü şiir ustası ve aşırıcı bir şaii olan Senainin kasidelerinin çoğu akıl düşmanlığına ve Yunan ilmine karşı yazılmıştır. Nizam-ül Mülkün tesis ettiği Nizamiye medreseleri ilmin ve aklın düşmanı olarak faaliyet gösterir. Yunan ilmini aşağılayan şairler saltanat ahurundan beslenirler. Saltanat ahurundan beslenenlerin en önemlisi ise İmam Muhammet Gazali. Gazali baş müfti. Matematiğin şeytan işi olduğu fetvasını çıkarır. Kendisinden 80-100 yıl önce yaşamış Farabi ve İbn-i Sina gibi bilgeleri tekfir eder, onların kitapları yasaklanır. Büveyh oğulları döneminin en önemli ussal çalışmanları ve bilgeleri İhvan-üs Sefa hareketi ve kitaplarını yasaklatır. Büveyh oğulları Mutezile eğilimli idi ve onların döneminde büyük ilmi gelişmeler ortaya çıkmıştı. Gzali tekfir etmiştir demek, yani Farabi gibi düşünenlerin katline fetva vermiştir demek oluyor. Bunun üzerine bir tek bilim adamı yetişmez. Aynı sistem Osmanlıda da devam eder. Yani son bin yılda evrensel boyutta örneğin Farabi, İbn-i Sİna, ... ölçeğinde bir tek bilge kişi yetişmez. Çünkü bütün ışık gelen yerler ve delikler kapatılarak ülkeler karanlığa gömülmüştür. 
       16. yy sonrası ise Safeviler Orta Doğuyu daha korkunç bir karanlığa gömerler. Mezarperest, Tanrı yerine, 14 masum ve masumzadelere tapınan sapık bir topluluk icat edilir. Hayvan sürüsü gibi bir kalabalık. Çobanı molla-feodal olarak belirlenen hayvan sürüsü. Hala bu hayvan sürüsü hayvan olmak zevkinden ayrılamıyor. Arada Pehleviler bir azcık bu karanlığa çağdaşlık ışığı yansıtsalar da, ama yine de Humeyni adında bir Safevi mollası yeniden sürüyü karanlığa yönlendirdi.

Hiç yorum yok: