Cihat kavramı Araplar
ve Türkler için kaba güç kullanımı dışında hiçbir anlam taşımamıştır. Bu yüzden
de cihat kavarmı Araplarda ve Türklerde hep kabalık, saldırganlık, cariyecilik,
kölecilik gibi ahlak dışı durumlar üretmiştir. Cihat kavramını ne Araplar, ne
de Türkler zihni çalışkanlık ve beyin gücünün gelişip genişlemesi olarak
anlamışlardır. Bir gün bile bu şekilde düşünmemişlerdi. İsam medeniyeti denilen
Mutezile devri medeni yükseliş de Farsların ürünü.
Abbasi Halifesi Memunun hem annesi Fars idi. Hem ana dili Farsça idi, hem de
bakanları ve danışmanları Farslardan ibaretti. İslam medeniyeti olarak
nitelenen Yunan uygarlığının Arapçaya tercümesi de Memunun teşebbüsü idi. Nitekin
sonraki islamcı akımlar bu tercüme eylemlerini İslama darbe olarak
niteleyeceklerdi. Yalnız Farslar cihat kavramını kültürel ve medeni yükseliş
yöntemi ve metodolijisi olarak özümsemişlerdi. Bu yüzden Orta Doğuda yumşak
medeniyet gücü ile Farslar hem Arapları, hem Türkleri esir almışlardır. Fars
dilinde olan Hafız, Mevlana, Hakani, Nizami, Cami, Dehlevi gibi binlerce
medeniyet önderleri ne Arapçada, ne de Türkçede vardır. Olması da mümkün değil.
Çünkü hem Araplar, hem de Türkler cihad kavramını vatanlarını terk ederek başka
verimli topraklarda yerleşme olarak anlamışlardı. Farslarsa tarihsel
yerlerinden ve yurtlarından başka tarafa gitmeyi hayallerine bile
getirmemişler. Hala bazı sapık İslamcı Türkler ve Araplar Avrupayı
fethedecekleri hayali ile ömürlerini çürütürler. "Ölmüştü han kişi!"
Avrupayı fethedip ne edeceksiniz? Avrupada düzen, sosyal adalet, insan hakları
var zaten. İşgal ettiğiniz ülkeler gibi kaos ve felakete mi sürükleyeceksiniz?
Sapık şeyhlerinizi çıkartıp kertenkele öldürmenin cihat olduğunu mu
anlatacaksınız? Geçti artık o işgalcilik dönemi. Bilim sınır çizdi kaba cihat
anlayışınızın önünde. Şimdi düşüncelerin çağladığı, yükseldiği devirlerdir ve
bu devirde ne Arabın, ne Türkün yeri var. Önce bu ortamda yer bulmak
gerekir.
Bu sapık söylemlerin tersine olarak Farsların hiçbir cihat ve Avrupayı işgal etme gibi niyyeti olmamıştır, yoktur da. Farsların hayatlarını karanlığa gömen göçebe kızılbaş Türklerin Safevi gibi korkunç bir rejimi kurmuşlukları olmasaydı, şimdi İran seküler ve demokratik bir ülkeydi. İranda ne kadar geri kalmışlık, bedbahtlık, saldırganlık, medeni ortam dışında yaşama ve davranma varsa, hepsi henuz şehir yaşamına alışmamış safevizede Türk kalabalığına ait. Oysa Farslar dillerinde ürettikleri yumşak medeniyet güçleri ile Abbasi, Selcuklu, Osmanlı saraylarına girdiler. Bir tanecik Farsın olmadığı Anadoluda bile dillerini estetik ilişkilerin derinliğine taşıdılar.
Bu sapık söylemlerin tersine olarak Farsların hiçbir cihat ve Avrupayı işgal etme gibi niyyeti olmamıştır, yoktur da. Farsların hayatlarını karanlığa gömen göçebe kızılbaş Türklerin Safevi gibi korkunç bir rejimi kurmuşlukları olmasaydı, şimdi İran seküler ve demokratik bir ülkeydi. İranda ne kadar geri kalmışlık, bedbahtlık, saldırganlık, medeni ortam dışında yaşama ve davranma varsa, hepsi henuz şehir yaşamına alışmamış safevizede Türk kalabalığına ait. Oysa Farslar dillerinde ürettikleri yumşak medeniyet güçleri ile Abbasi, Selcuklu, Osmanlı saraylarına girdiler. Bir tanecik Farsın olmadığı Anadoluda bile dillerini estetik ilişkilerin derinliğine taşıdılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder