27 Ağustos 2017 Pazar

Egzistansializm ve hukuk...

Egzistansialist felsefenin hukua yansımasıyla Batı medeni yasaları insanların inançsal kimliklerini önemsemez oldu. Bu felsefeye göre insanın vucudu mahiyetinden önemli ve üstündür. Mahiyet bireysel ve tercihseldir, ama vucut hakikattır. İnsanın vucuduna saygı göstermek gerekir. Onun hangi dine mensup olmasının önemi yok. Çünkü bir vucudu yaratmak imkansız, ama mahiyeti insan kendisi yaradıp değiştire de biliyor. Değerli olan insanın vucududur, mahiyeti değil. Mahiyetleri kendi mahiyet, din ve görüşlerimizle bağlaştıramamız olabilir, ama vucudu kabul etmek zorundayız. Kabul etmezsek dünyaya barış gelmez. Yani müslüman ülkelerinde olduğu gibi vucuda göre değil, mahiyyete göre bir hukuk ilkeleri belirtilirse, asla insan hürriyetine kavuşamaz, barış yüzü görmez. Laiklik de vucudun mahiyetten üstün olması düşüncesinden doğdu. Yani insan din için yaşamamalıdır. Dinler insan içindir. Toplum din için değil, din toplum içindir. İşte hukuka yansıyan bu ilkeler ve vucudun mahiyetten üstün olma düşüncesi olmasaydı, çağımızda Avrupada, Kanadada, Avustralyada, ABD-de yaşayan 60 milyon Çin, 5 milyon İran, milyonlarca diğer despot yasalarla yönetilen müslüman ülkeleri yurttaşları idam edileceklerdi. Çünkü bu mültecilerin çoğu son 80 yılda düşünce suçlusu olarak yurtlarını terk etmişler. Ama bu düşünce suçlusu olarak ülkelerini terk edenlere Batı ülkeleri modern ve ya ehzistansial yasaları insanca hak tanımış, kendi yurttaşlarına tanınan hakları aynen onlara da tanımışlar. Çoğu bu insanların millet vekili, universitelerde porf-lar, ... olmuşlar. Bu kadar düşünce suçlusu müslüman ülkelerinde yaşam hakkı kazanabilir mi? Kazanamaz. İşte mesele de budur. İrfan ve ya tasavvuf da egzistansializmin eski ve ilkel varyantı. İnsanları dinine göre sınıflandırmak, mahiyetsel yaklaşmadır. İnsanları vucuduna, sırf insan olduğuna göre sevmek, haklarını tanımak lazım. İşte Ebulsait Ebulhayır da "kim olursan ol da gel beraber yaşayalım" demiş. Mevlanada modern şekliyle olmasa da, toplumsal ilişkilerde Allahı bir yana bırakıp değerlerin merkezine insanı yerleştirme düşüncei var. Allah olarak nitelediğimiz varlık göze görünmüyor, ama her işimize de karışıyor. Hem de kendisi karışmaz, onun avukatları molla-şeyh Allah adına bütün sosyal ilişkilere burunlarını sokarlar. Bu mudahale ortadan kaldırılmadıkça modernite öncesi Batıda olduğu gibi müslüman doğusunda da Allah çok kanlar akıtacak. Nitekim günümüzde gördüğümüz akıtılan kanlar hele başlangıçtır. ... Bu açıdan bakıldığında İrfan İslamı daha insancıldır. Fetvalarla el-kol keserek kassaplık etmeyi yeğlemez. Bağışlama var. Merhamet ve sabır var.

Hiç yorum yok: