İslam dünyası alın teriyle üreten bir toplum olmadı. . Adaletin temelinde
üretim helal kazanç ve emek olmalı, yağma ve ganimet değil.
İnsan üretirken doğayı ehlileştirir,
kendisi de ehlileşir.
Helal kazanç üretim ve emek demektir, başkasının malını çalmak
değil.
Müslümanların adalet anlayışı şöyle olmuş...; Başka milletlerin
emeğini üretimini yağmalayıp, sonra ganiymetleri kendi aralarında
"adalet!" diye paylaşmak!
Tüm müslüman tarihinde üretim diye bir zihniyet, yaratıcılık ve
amel olmadığından tarihimizde hiçbir ilerleme ve gelişme kayt edilememiştir..
Bugünde müslümanlar dünya standartlarına uygun mal
üretemiyorlar, çünkü üretici değil, yağmacı ve tüketiciler
Müslümanlar kendileri bile müslüman ülkenin ürettiği mallara
güvenmez.
Ya Japonyadan, yada Almanyadan, ... alırlar.
islam dünyasının felsefesinde yağma, cihat, öldürme ve
köle-cariye pazarları tesis etme var,
Bu zihniyetde ne medeniyet, ne demokrasi, ve ne de toplumsal
adalet ve barış tesis edebilir.
Çünkü bu modern kavramlar onun yağmacı tarihsel kolektif davranışına
aykırıdır ve psikolojik dengesini bozmaktadır.
Sözde müslüman devletlerin tarihlerine ve eylemlerine
bakıldığında hepsi yağmacılıkla geçinmişlerdir...,
varlıklarını emek üzerine değil, haram ve yağma üzerine
temellendirmişler.
II Halife Ömer'den son Osmanlı halifesine kadar hepsi haram ve
yağmacı.
Hiçbir şey üretmeden başka halkların mal-mülkünü zorla
sahiplenmişler.
Cihat kavramını da bu doğrultuda tefsir etmişler.
Bu yüzden tarihten silindiklerinde beşeriyete lazım olacak
hiçbir insancıl tecrübeleri miras kalmamıştır.
Şimdi yağma ve talan yapamadıklarından ve üretim karakterine,
vizyon ve deneyimine sahip olmadıklarından miskin durumda yaşamaya mahkum
edilmişler.
Bunun Batı sömürgeciliği ile alakası yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder