Ben Türk-Fars edebiyatını çok derinden okumuş biriyim. Farsça
ve Türkçe olarak binlerce beyit şiir ezber bilirim. Müslüman ülkeleri
edebiyatında müslüman kadın diye bir imge yok. Hepsi müsülman olmayan kadın.
Mesela Asli ve Kerem gibi bizim Türkçe desatnlarda bile, Asli Ermenidir.
"Şeyh Senan" eserinde "Humar" gürcü, "Husrev ve
Şirin" yapıtında Şirin Ermeni. En etkileyici lirik şiirler hırıstyan
kızlar için yazılmış. Bunun üzerine çok düşündüm.
Eski Soviyetler ülkesinin müslüman cumhuriyetlerinde okumuş
ve sosyal statü kazanmış erkeklerin çoğu Ermeni, Rus, Ukrain, Gürcü,...
kızlarla evlenmeyi yeğlemişler. Neden böyledir acaba? Bunun sebibi üzerine çok
düşündüm.
İlk cevabı bu soruya 12. YY müslüman filozofu İbn-i Rüşt vermiş.
* İbn-i Rüşt diyor ki, müslüman kadın hayal koramaz. Çünkü o, ev hapsinde yaşayan yaratıktır, nasıl hayal kursun. Hayal kurmak için özgürce doğa güzelliklerini görmek lazım. Çünkü müslüman kadın adlanan bu miskin varlık serbestçe tabiatı bile bir kere zevk alarak seyredememiş, çıkıp dolaşarak kendi kendisine şarkı söylememiş. Beyin jimnastiği olan düşünceden ve düşünmeden yoksun bırakılmıştır. Hayal kuramayan kadın çabuk yaşlanmaya başlar, yüzü kırışır, şişmanlar, estetiğini, güzelliği ve teravetini kaybolup gider.
İlk cevabı bu soruya 12. YY müslüman filozofu İbn-i Rüşt vermiş.
* İbn-i Rüşt diyor ki, müslüman kadın hayal koramaz. Çünkü o, ev hapsinde yaşayan yaratıktır, nasıl hayal kursun. Hayal kurmak için özgürce doğa güzelliklerini görmek lazım. Çünkü müslüman kadın adlanan bu miskin varlık serbestçe tabiatı bile bir kere zevk alarak seyredememiş, çıkıp dolaşarak kendi kendisine şarkı söylememiş. Beyin jimnastiği olan düşünceden ve düşünmeden yoksun bırakılmıştır. Hayal kuramayan kadın çabuk yaşlanmaya başlar, yüzü kırışır, şişmanlar, estetiğini, güzelliği ve teravetini kaybolup gider.
* Müslüman kadın spor yapmaz. Koşmaz, yürümez, denizde
yüzmez, dans etmez, ... Evdeki hareketsiz yaşamı ve düş kurma yeteneksizliği
onu tembel, amaçsız, ekonomik açıdan erkeğe bağımlı köle haline getirir. İçinde
taşıdığı uğursuz fecii hayatın baskıları umutsuzluklar yüzüne, bedenine, ruhuna
ve davranışlarına yansır. Cazibesini kaybeder, hayat ve sanat duyguları söner.
Müslüman kadın ekonomik, töre baskıları altında güvensizlik cehennemini kendi
içinde taşımakta ve psikolojik dengesi yok. Çünkü insan sayılmaz. Dinsel
hükümler ve tefsirleri kadının güvenliğini, insanlığını ve kişiliğini elinden
almıştır.
Oysa Avrupada 80 yaşlarında kadın büyük zevkle ikerlek
(bisiklet) sürmekte, spor yapmakta, göllerde yüzmekte, ... hayat ve sanat
duyguları devingen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder