27 Kasım 2017 Pazartesi

Cennet hakkında

Dinler kendileri de öyle söylemez mi? Möminler için cennet tasvir edilmez mi? Bunu insnalar kendileri uydurmamışlar ki. Din tüccarlarının eline bu ticaret nesnesini veren din kitapları kendileri.
Hinditsan dinlerinde cennet-cehennem yok. Direk Tanrı katına yükselme var. Neden? Çünkü Hindistan zaten cennet. Cehennem olan Arabıstan ve Orta Doğu iklimidir. Orta Doğu halkları için meyve ve yeşillik olan yer cennet.  
Merkezi Asya, Orta Doğu ve Aferika iklimleri için cennet tek umut, hayat umudu. Çünkü tam bir cehennemde yaşamaktalar.
Arabıstanın kumlu çöllerinin Arapları, Türkistanın kurak ikliminin türkleri Hindistanda İslamı yaymak için ne kadar soykırım yaptılar, kanlar akıttılar. Hİndistanın Merkezi Asya ve Arabıstana benzeyen Pakistan gibi iklimleri İslamı kabul ettiler, ama Hindistanın bolluk iklimi soykırıma uğrasalar da, kabul etmediler. Arap-Türk vahşetinin tasvir ettiği İslam anlayışının cenneti ve güzellikler, zaten Hindistanın bolluk ikliminde vardı. Hİndistan halkları cennet söylemini algılayamıyorlardı. O tatlı meyveler, akar duru sular, ... hepsi zaten Hindistanda ve Çinde vardı. Bunu başka dünyada aramalarına gerek yoktu. Kuranın tasvir ettiği cennet Arap ve Türk yağmacılar için geçerliydi. Hindistandaki meyvelerin çoğunun adları bile Arapça ve Türkçede yok, hele tatları bir yana dursun.
Yağmur duası olan iklimde umutsuzluk artık orada yaşayan toplumların iliklerine kadar işlemiş. Yokluktan umut bekleme psikolojisi kurgusal cennete gereksinim duyar. Ama Hindistanda, Avrupada, Japonyada, Çinde yağmur duası yok. Neden yok? Çünkü doğa düzenli, yağmur yeterince. Umutsuzluk yok. “Bütün canlılar sudan yaratıldı” derken bol su da o bölgelrrde olmuştur.
Milletlerin töreleri ve din algılayışları onların iklimsel olanaklarından esinlenir. Doğanın ve iklimin tanımadığı imkanı milletler hayal ederek yaşarlar. Cennet de İslamdan önce Arapçada Arabıstanın dışındaki tüm yeşil iklimlere denirdi. Kuran onu insan nefsi ile açıklamaya çalıştı. Nefs-i emmareyi cehenneme, levvameyi berzaha, nefs-i mutmeinneyi cennete benzetti.
Şu an Arabıstan bölgesi ve Merkezi Asya en zengin petrol yataklarına sahip. Bu, ne demek oluyor? Petrol nedir? Petrol yer altında kalan, defnedilen bol ormanlıkların uzun süreli dönüşüm sonucu var olan bir tebdilattır. Yani şu anki Arabıstan ve Merkezi Asya yer küresinin bir önceki tarihi evresinde ormanlık ve yeşillik olmuş. Yerkürüsindeki tebadülat sonucu alt-üst olmuş. Ormanlıklar yerin altına gömülmüş, çöl yaygınlaşmış. Bu yüzden o güzlliğin üzeri örtülmüştü. Cennet de üzeri örtülmüş bahçe ve ormanlık alan demektir. Yeşillik alanın üzeri örtülmüş ve doğa cehennemleşmiştir. Cehennemde doğan, orada büyüyen insan da cehennem psikolojisini, yani güvensizliği, itibarsizliği kendi kişiliğinin bir parçası yapmıştır. Bu yüzden bu toplumları eğitmek olanaksızdır. Eğitmenin tek yolu Arabıstanı, Mısırı, İranı, Afganistanı, Türkistanı modern imkanlardan yararlanarak yeşilleştirmek ve yaşanılır hale getirmektir. Çocuk güzellikler içinde dünyaya göz açmalı. Ama bunu kim edecek? Bütün müslümanlar bilim düşmanı.

"Cihat" kavramı neden önemli oldu? Kuaranı neden tersine tertip ettiler? Böyle şey görülmüş mü? Bir kitabı evvelden sona doğru tertip etmezler mi? Peygamber sonrası ilk fırıldak zaten Kuranın tertibinde yaşandı. Kuranın evvelden sonra doğru değil, sondan evvele doğru tertip ettiler! Neden? Çünkü üretim nedir bilmeyen Araplar için ganimet yoluyla varsıllaşmak gerekirdi. Savaş çığırtkanlığı yapan sureleri öne çektiler, barış ve merhamet çağrıştıran Mekki sureleri en sona yerleştirdiler. Çünkü o devir için dağınık yaşayan arapları bir çatı altında bütünleştimek ve bir millet inşa etmek için Kuranı bir ideoloji olarak kullandılar. Tüm sayıları 100 bini geçmeyen Araplar 50 yıl sonra milyonları aştılar. Bu nasıl oldu? Yağma ve cariye toplamakla. Kurandan haberi olmayan, yazıp okuması olmayan Arap savaşçılarının yüzlerce kadınları oldu. Hepsi de savaş ganimetleri. Her kadın hep doğurdu ve Arap nufusu arttı. Arap nufusu patlak verdi. Mısır, İranın merkzi tamamen araplaştı. Şimdiki İrak eski İranın başkendi ve orta arazisi idi. Orada herkes araplaştı. Şu an bile arap. Arap Kuranı böyle anladı ve böyle anlattı. Bu yüzden hala Kurandan anlaşılan ilk söz cihat ve "müslüman" olmayanı öldürmek. "Ölsen şehit, öldürsen gazi olursun” diye de faşistik ve barış karşıtı bir slogan yaygınlaştı. Oysa bu slogan barışa ve Kuranın niyyetine karşı geliştirilen bir söylemdir. Yani dünya hiçbir zaman müslümanların bu söylemi yüzünden barışın ne olduğunu deneyemeyecektir. Güçlü olan müslüman "gavur"a saldırmalı.

Hiç yorum yok: