23 Kasım 2017 Perşembe

Nesnel ve öznel laiklik

Her keşi bir kültürün içinde doğar. O kültürün dışına çıkmak da kolay olmaz. Birey olmak o kültürün dışına çıkmak demektir. Bu da tehlikeli. Kültürümüz yanlış bilgilerle donatılmış. Yaşam biçimimizin bir parçası haline gelmiş olan bu bilgileri biz olgun yaşlarda sorgulayana kadar artık bu bilgiler bizim reflekslerimizin, dünyagörüşümüzün bir parçası haline gelir. Ondan kurtulamk nerdeyse imkansız olur. Bu yüzden de nesnel laiklik ötesinde bir de öznel laiklik eğitim sistemi var etmek gerekir. Nesnel laiklik sadece din-politika sınırlarını belirlerken öznel laiklik toplumun zihnini değiştirmeyi erkeler. Yani yüzyıllar boyunca hurafelerle doluşmuş kültüre karşı bilimsel eğitim sistemiyle savaş açma. Yani 18 yaşa kadar yalnızca ve sadece olarak matematik, bioloji, fizik, felsefe, hukuk, .... kimi dalları okullarda çocuklara öğretme ve din konusunda asla bir şey öğretmeme. Çünkü din bireysel bir alan. Kişi birey olmaya başlarken bu gereksinimini gidermek ister ve bu, onun birey olma sürecidir. Kant bu konuda "bir sebette saf elmalarla çürük elmalar bir yerde ise onları nasıl ayırt edebiliriz? Çünkü çürük elmalar saf elmaları da çürütebilir" diye sorar sonra da bilge Kant "bunun iki yolu yok, yalnızca ve sadece olarak bir yolu vardır: sebeti yere tam olarak boşaltmalıyız. Saf elmaları geri alıp, çürük elmaları yerde bırakmalıyız. Beynimiz de öyledir. Beynimiz tarih boyunca üretilen çürük biligiler ve görüşlerle, mitoloji ve kültürlerin çürük bilgileri ile dolmuştur. Bu yüzden çürükleri yok etmek için beynimizi tamamen boşaltmalyız" der. Kantın bu dediğini toplumsal planda nasıl gerçekleştimek mümkün olabilir? Yalnızca eğitim sistemi ile. Eğitim ötesi olgun yaşta kişinin birey olma sürecinde bilgi edinimleri başkaca bir gidiş. Bizim toplumlarda eğitim beyinlerimizi, ya da bu sebedi arındırmak yerine, daha da çürük elmalarla dolduruyor.

Hiç yorum yok: