Her keşi bir
kültürün içinde doğar. O kültürün dışına çıkmak da kolay olmaz. Birey olmak o
kültürün dışına çıkmak demektir. Bu da tehlikeli.
Kültürümüz yanlış bilgilerle donatılmış. Yaşam biçimimizin bir parçası haline
gelmiş olan bu bilgileri biz olgun yaşlarda sorgulayana kadar artık bu bilgiler
bizim reflekslerimizin, dünyagörüşümüzün bir parçası haline gelir. Ondan
kurtulamk nerdeyse imkansız olur. Bu yüzden de nesnel laiklik ötesinde bir de
öznel laiklik eğitim sistemi var etmek gerekir. Nesnel laiklik sadece
din-politika sınırlarını belirlerken öznel laiklik toplumun zihnini
değiştirmeyi erkeler. Yani yüzyıllar boyunca hurafelerle doluşmuş kültüre karşı
bilimsel eğitim sistemiyle savaş açma. Yani 18 yaşa kadar yalnızca ve sadece olarak
matematik, bioloji, fizik, felsefe, hukuk, .... kimi dalları okullarda
çocuklara öğretme ve din konusunda asla bir şey öğretmeme. Çünkü din bireysel
bir alan. Kişi birey olmaya başlarken bu gereksinimini gidermek ister ve bu,
onun birey olma sürecidir. Kant bu konuda "bir sebette saf elmalarla çürük
elmalar bir yerde ise onları nasıl ayırt edebiliriz? Çünkü çürük elmalar saf
elmaları da çürütebilir" diye sorar sonra da bilge Kant "bunun iki
yolu yok, yalnızca ve sadece olarak bir yolu vardır: sebeti yere tam olarak
boşaltmalıyız. Saf elmaları geri alıp, çürük elmaları yerde bırakmalıyız.
Beynimiz de öyledir. Beynimiz tarih boyunca üretilen çürük biligiler ve
görüşlerle, mitoloji ve kültürlerin çürük bilgileri ile dolmuştur. Bu yüzden
çürükleri yok etmek için beynimizi tamamen boşaltmalyız" der. Kantın bu
dediğini toplumsal planda nasıl gerçekleştimek mümkün olabilir? Yalnızca eğitim
sistemi ile. Eğitim ötesi olgun yaşta kişinin birey olma sürecinde bilgi
edinimleri başkaca bir gidiş. Bizim toplumlarda eğitim beyinlerimizi, ya da bu
sebedi arındırmak yerine, daha da çürük elmalarla dolduruyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder