Allahla kuramsal
olarak uğraşmanın hiçbir getirisi olmamıştır. Eylem olarak uğraşmak yararlıdır,
ahlakidır. Varlığı akılla irdeleyip keşiflerde bulunmak kendiliğinden kişiyi
Allaha doğru götürüyor. Allahın sıfatlarını sayıp durmakla Allahı anlama
olanakları akıl düzeyinde genişlemiyor. Bu yüzden positiv bilimler Allahın
icatlarını (sünnetullah) keşfetmek ve keşfiyattan da ibreamiz görüşler çıkarmak
sağlıklı sonuçlara erdirir. Dedelerin söylemlerini yineleyip durmakla Allaha
yaklaşma söz konusu olamıyor, nitekim olamamıştır. Allah zerrelerin, kainatın
içinde saklı. Yasaları ile saklı. Bu yasaları keşfetmek Allaha yaklaşmanın
pratik yoludur. Aynen İbn-i Sina ve Gazali örneklerinde olduğu gibi. Gazalinin
öğütlerinin ne yararı var? Yine de hastalandığında İbn-i Sinalara gereksinim
duyarlar. Bu açıdan klasik algının tersine olarak nazariyeden pratiğe değil,
pratikten nazariyeye varma gibi bir yöntem belirlenmeli. Maddeyi ve küll-i
evreni inceleyen akıl, vardığı sonuçlardan nazeri bilgiler kitaplaştırmalı.
Gerçeğe dayanan kitaplaşma süreci. bu da bireysel girişimlerle olamıyor.
Devletin bilimsel ve laik eğitim sistemiyle olabilir. Nitekim Memun dönemi
devlet böyle girişimde bulunduğundan günümüzde islam ilmi ve aklı diye
nitelenen ne varsa, o devir Mutezile dönemine ait. Sonrası ise o devrin
kazanımlarıyla mücadele ile geçmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder