Mankurt
sözü Kırkız yazarın "Yüz yıla eşit gün" romanı yayımlanmadan önce
Türkçede şimdiki yaygın anlamıyla yoktu. Mankurt Kırkızcadan son 30 yıldan beri
başka dillere geçmiştir. Mankurt sözüne eski Osmanlılar devşirme derdi. Yani
çocuğu 1-2-3... yaşlarından ailesinden zorla alıp onu "enderun"
denilen sarayın içinde müslüman cihatçı veya günümüz tabiriyle teroris kafalı
savaşçı olarak hazırlıyorlardı. Bu çocuklar anne-babalarını ve akrabalarını
tanımazdlardı. Bilinçsizleştirilirlerdi. Anne-baba sevgisinden yoksun ruh
halleri vardı. Sahipleri Osmanlı sultanları idi. Sadece onu kendi sahipleri
olarak bilirlerdi. Anne-babaları ile hiçbir duygusal anıları olmazdı. Sultanın
soysuz köleleriydiler. Sonra bu mankurtlaşdırılımış çocukları askerler olarak
kendi milletini yağmalamaya yollarlardı. Kendi milletini yağmalayıb öldürürken
de bunların kendi halkı olduğunu asla anlamazlardı. Çünkü geçmişini bilmiyor,
geçmişiyle ilgili hiçbir bilgiye sahip değildi. Anıları biçimlenirken tam çocuk
yaştayken Osmanlılar tarafından çılınarak Osmanlının islam anlayışının acımasız
savaşçıları gibi yetiştirilirlerdi. Bu macerayı Kırkız yazar Cengiz Ayitmatov
bir romanında ayrıntıları ile açıkladı. Romanda Osmanlı yerine "Juan
juanlar" diye bir ad takmış. Bu yüzden mankurt demek kökünü, soyunu,
annesini ve babasını tanımayan, anne-babası hakkında aklında hiçbir hatıra
bulunmayan devşirilmiş kişi demektir. Bu roman başka dillere tercüme edildikten
sonra "mankurt" sözü dünyanın çoğu dillerine geçti. Belki de o yöre
(kazak, kırkız, ....) türklerinde bu sözün tarihsel anlamı ve kökeni vardır.
Ancak ben bu sözü Ayitmatovun düzelttiğini sanmışımdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder