Konyada
en çok "Sema´-i Şems" makamı okunur. Sema´-i Şems "şur"
destegahının veya sisteminin kökündedir ve şur destgahının en ritmik bölümüdür.
13. yüzyılda bestelenmiştir. Mevlana bu makamı ustadı Şems için bestelemiştir.
Sema´ dinleme demektir. Sema´-i Şems, yani Şemsi dinleme. Şemsi dinlerken
içindeki dönüşümleri bu makama yüklemiştir. Sema´-i Şems makamındaki ritim
hakikata ermiş kişinin sevinc halini bildirir.
Oradaki hafif hüzün ise, kişinin hakikat yolculuğunda çekdiği acıları yansıtır.
Sema´-i Şems makamının hemen ardından Zenerç (serenç) makamına geçilir. Zerenç
makamında hüzün daha açık ve bolca karşımıza çıkar. Çünkü mutlak hakikata erme
duygusunu ruhen ve hissen yaşayan kişi kendisi ile hakikat arasında bir sınır
görür. Aşılamayacak beden sınırı. Heyecanlar yatıştıktan sonra bunun bilincine
eren arif kişide hüzün sevincin yerine geçer. Varlık hüzün ve sevinç arasındaki
dönüşümlerde kendisini gösterir ve yaşam bu bağlamda bir anlam kazanır. Sema´-i
Şems makamında ritmik oluşundan dolayı Sema´zenlik de yapılır. Ritim varlığın
tek var oluş nedeni. Evren ve kainat belli ritimle devinmektedir. Sema´-i Şems
makamında Sema´zenlikle evrenin ritmini içten duyarak ona uyum sağlama niyyet
edilir. Sema´zenlik dıştan musiki aletlerinin sesini duymakla başlar, ama
devamında iç kulaklar açılır ve evrenin ritmi duyulur. Evrenin devinim ritmi iç
kulakla özümsenir. Şems-i Tebrizinin sistematize ettiği Sema´-i Şems makamının
ve Sema´zenliğin ana amacı budur. Damarlarımızda, zerrelerimizde kainatın
ontolojisine uyumlu olan düzen yerleştirilmiştir. Bu düzenin bir ritemi vardır.
İnsan doğası buna göre programize edilmiştir. Bu gizemi musiki, şiir ve dansla
açığa çıkarmak mümkündür ve Sema´-i Şems makamı bu amaca hizmet eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder