2 Haziran 2018 Cumartesi

Semai-şems

Konyada en çok "Sema´-i Şems" makamı okunur. Sema´-i Şems "şur" destegahının veya sisteminin kökündedir ve şur destgahının en ritmik bölümüdür. 13. yüzyılda bestelenmiştir. Mevlana bu makamı ustadı Şems için bestelemiştir. Sema´ dinleme demektir. Sema´-i Şems, yani Şemsi dinleme. Şemsi dinlerken içindeki dönüşümleri bu makama yüklemiştir. Sema´-i Şems makamındaki ritim hakikata ermiş kişinin sevinc halini bildirir. Oradaki hafif hüzün ise, kişinin hakikat yolculuğunda çekdiği acıları yansıtır. Sema´-i Şems makamının hemen ardından Zenerç (serenç) makamına geçilir. Zerenç makamında hüzün daha açık ve bolca karşımıza çıkar. Çünkü mutlak hakikata erme duygusunu ruhen ve hissen yaşayan kişi kendisi ile hakikat arasında bir sınır görür. Aşılamayacak beden sınırı. Heyecanlar yatıştıktan sonra bunun bilincine eren arif kişide hüzün sevincin yerine geçer. Varlık hüzün ve sevinç arasındaki dönüşümlerde kendisini gösterir ve yaşam bu bağlamda bir anlam kazanır. Sema´-i Şems makamında ritmik oluşundan dolayı Sema´zenlik de yapılır. Ritim varlığın tek var oluş nedeni. Evren ve kainat belli ritimle devinmektedir. Sema´-i Şems makamında Sema´zenlikle evrenin ritmini içten duyarak ona uyum sağlama niyyet edilir. Sema´zenlik dıştan musiki aletlerinin sesini duymakla başlar, ama devamında iç kulaklar açılır ve evrenin ritmi duyulur. Evrenin devinim ritmi iç kulakla özümsenir. Şems-i Tebrizinin sistematize ettiği Sema´-i Şems makamının ve Sema´zenliğin ana amacı budur. Damarlarımızda, zerrelerimizde kainatın ontolojisine uyumlu olan düzen yerleştirilmiştir. Bu düzenin bir ritemi vardır. İnsan doğası buna göre programize edilmiştir. Bu gizemi musiki, şiir ve dansla açığa çıkarmak mümkündür ve Sema´-i Şems makamı bu amaca hizmet eder.

Hiç yorum yok: