10 Kasım 2018 Cumartesi

Koreli cerrah


Bir Koreli cerrahın anılarını okumuştum. Çok büyük bir cerrah. Bu koreli cerrah 10 yaşında çocuğuyla ABD-ye göçüyor. Kısa sürede oğlu ingilizceyi ana dili gibi öğreniyor. Ama kendisi asla öğrenemiyor. Çünkü 40 yaşların içindedir. Bu yüzden yanına bir tercümeci almak zorunda kalıyor. Ama cerrahlık biliminde bu denli başarılı olmasına karşın neden ingilizceyi öğrenemedi sorusu cerrahı terk etmiyor. Böylece "öğrenim olgusu ve beyin" üzerine bilimsel araştırmalarına başlıyor. Şöyle sonuca eriyor: Çocukluk evrelerinde ve gençlik çağlarında öğrenim sürecinde beynin ön kısmı aktiftir ve arka kısmı öğrenimleri depoluyor. Gennçlik süresi dolduktan (20-ler) sonra beynin ön kısmı öğrenime kapanıyor ve beynin arka kısmı aktifleşmeye başlıyor. Bu kez beynin ön kısmı depoya dönüşüyor. Beynin ön kısmının öğrenim hızı olağanüstü yüksek ve arka kısmının öğrenim hızı çoook düşük. Bu yüzden de çocukluk ve genclik yıllarında öğrenme hızı ve niteliği olağanüstü yüksek seviyyededir. 
*******
Bunu neden anlattım? Çünkü müslüman ülkelerinde doğmak zaten kendiliğinden bir geri kalmışlık. Çocukluk ve gençlik yıllarında doğru eğitim sistemi olmadığından o yüksek hızla öğrenme şansını kaybediyoruz. Beynimizde matematik, dirimbilim, fizik, ... bilimlerinin verileri yoktur. Bu yokluklarla sonsuz olan varlığı anlamaya çalışıyoruz, anladığımızı sanıyoruz. Bir halde ki, o varlğı irdeleme tekniklerini gençliğimizde, beynin ön kısmı aktifken elde etmemişizdir. Böyle olduğunda beynimizi boş bırakıp hayatın ileriki evrelerine geldiğimizde beynimizdeki boşluklar karanlıkları çok kolay özümsüyor. Ve o beyin boşluklarını çok tatlı ve kapsayıcı bir yalanla dolduruyuz: İman etmek. Bu iman etmek artık beynin bütün işlevselliğini söndürerek onun bilimsel çalışmalarını yok ediyor, sorgulama kabiliyetini felç ediyor. Baksanız İslam tatrihinde tefsir yazanlara içlerinde bir matematikçi, fizikçi, bilog yok. Çünkü bu bilgilerle aydınlanmış beynin açıklamalarını kabul etmek kolay olmaz. Bu yüzden biz gençliğimizde bilimi bırakıp dinle uğraşırken, artık tüm fırsatları geri bırakıp ilerliyoruz. Açıklamalarımızda bilimsel derinlik olamıyor, çünkü böyle bir eğitim sürecinden geçmemişizdir. İmam hatip öğrencisi, çocukluk ve genclik yıllarında beynini kokuşmuş Arap kültürüyle doldurup karanlığa gömerek hayata giriyor. Toplumuzdaki egemenm dinsel baskılar beynimizin işlevselliğine karşı. Sizce neden acaba müslüman ülkelerinde sürekli ve durmadan beyin kaçışı var? Şöyle ki, artık modern sosyolojide "beyin kaçısı" diye bir dal gelişti. Çünkü islamize edilmiş bir toplumda insan beyni çalışamaz. Bu toplumun yapısı beyninin doğasına ve çalışma niteliğine karşıdır. İşte teologlar müslüman ülkesinde Darvin (kendisi teolog) gibi bir bilimsel araştırma seyrine çıkmazlar. Çünkü imlediğiniz tarih, toplum ve din baskıları buna fırsat tanımaz. 
***
Çünkü beyinlerinin ön kısmı çalıştığı vakitte anlamsız ve insanlığa yararı olmayan bilgileri beyinlerinde depolamışlar ve bu bilgilerle doğruları bulmak olanaksız. Bunu anladığımızda da geç oluyor, çünkü bu zaman beynimizin ön kısmı artık işlevselliğini bırakmış ve beynin arka kısmının işlevselliği başlamıştır.

Hiç yorum yok: