23 Kasım 2018 Cuma

Kuran- akıl ve islam tarihi


Bir kavram asla kökeninden soyutlanarak derin ve ayrıcalıklı bir anlam ifade edemez. Arap dilinde bizim us, ingilizlerin mind dediği sözün karşılığı yoktur. Buna karşılık olarak akıl sözü var, ama akıl devenin ayağına vurulan prangadır. Yani deve uzaklara gidip kaybolmasın diye akıl durdurucu bir anlam ifade eder. Şimdi devenin, ya da başka ehli hayvanın ayağına vurulan bir prangayı beynin işlevselliğini ifade edebilmesi imkansızdır. Çünkü o kavramın sergüzeşti başkadır. Kuranda geçen akıl sözü de oradan gelmedir. Yani bir ölçüde devenin ayağına vurulan pranga denli bir görev yüklenir. Sırf beyin işlevselliğini beyan eden kavram Arapçada yok ve bu, hem Arapçanın eksikliğidir, hem de kuranda bu eksiklik açıkça gözükmektedir. Türkçede olan us ve ya başka dillerdeki us sözcüğüne karşılık sözlerin çoğu direk olarak beynin işlevselliği ile ilintilidir. Enlightenment kavramını devenin ayağına bağlanan akılla (prangayla) kavramak, anlamak ve anlatmak mümkün değil. Enlightenment usun kendi ışığına bürünmesidir. Akıl (pranga) kendi ışığına nasıl bürünebilir? Çünkü akıl (pranga) demirden bir madde, ya da ipten. Akıl kavramının yaratılışı ve işlevselliği başla ilintili olmamıştır ve değildir, ayağın hareketi ve işlevselliği ile ilintilidir. Kuranda ve İslam tarihinde usun gelişemez olmasının ana sebebi bu kavramın düşünce ve beyin işlevselliği ile bağlantılı olmamasıdır. Çünkü ortada bir uyumsuzluk var. Küreğin işini kılıç yapamaz. Öküzün işini deve yapamaz, ... Her nesenin kendi fazileti var. Aklın (pranganın) fazileti beyin işlerini yapmak için değildir, bu iş için yaratılmamıştır. Bu yüzden akıl kavramı içeriği gereği kendi prangalık misyonundan ayrılıp beyinle ilgili bir misyon taşıdığından aynen ayakla ilgili yapması gerekeni beyinle de yapmıştır. Baş yerine, ayak düşünmüştür! Yani ayakları bağladığı gibi, beynin de işlevselliğini bağlamış ve genişlemesini önlemiştir. Akıl sözü yerine, ya us ve ya mind kavramını kullanmayı denemekte yarar var. Felsefe ve düşünce kavramların kökenine göre yapılır. Rasyonalizmi (beyin gücünün varlığa açılmasını) akılcılık (prangalanma) gibi tercüme etmek kökenbilimsellik açısından doğru değildir. İslam peygamberi ilham üzerine beyan ettiği bilgilerinde yanlış kavramlar kullanmış ve sonra da bunu düzeltmemiş ve tashih etmemiştir. Örneğin Vezrebuhunne (ve kadınlara vurun) çok kaba, sevimsiz ve estetik dışı bir söz, daha uygun bir fiil kullanabilirdi. Kadın insansa ve Tanrı da şah damardan yakınsa, o zaman kadına vururken ona şah damarından yakın olan Tanrıya da vurulmuş olur. Böyle yanlış sözcükler Kuranda vardır. En yanlışı da akıl sözüdür. Zihin sözü ondan daha tutarlı.

Hiç yorum yok: