Bir
kavram asla kökeninden soyutlanarak derin ve ayrıcalıklı bir anlam ifade
edemez. Arap dilinde bizim us, ingilizlerin mind dediği sözün karşılığı yoktur.
Buna karşılık olarak akıl sözü var, ama akıl devenin ayağına vurulan prangadır.
Yani deve uzaklara gidip kaybolmasın diye akıl durdurucu bir anlam ifade eder.
Şimdi devenin, ya da başka ehli hayvanın ayağına vurulan bir prangayı beynin
işlevselliğini ifade edebilmesi imkansızdır. Çünkü o kavramın sergüzeşti
başkadır. Kuranda geçen akıl sözü de oradan gelmedir. Yani bir ölçüde devenin
ayağına vurulan pranga denli bir görev yüklenir. Sırf beyin işlevselliğini
beyan eden kavram Arapçada yok ve bu, hem Arapçanın eksikliğidir, hem de
kuranda bu eksiklik açıkça gözükmektedir. Türkçede olan us ve ya başka
dillerdeki us sözcüğüne karşılık sözlerin çoğu direk olarak beynin işlevselliği
ile ilintilidir. Enlightenment kavramını devenin ayağına bağlanan akılla
(prangayla) kavramak, anlamak ve anlatmak mümkün değil. Enlightenment usun kendi
ışığına bürünmesidir. Akıl (pranga) kendi ışığına nasıl bürünebilir? Çünkü akıl
(pranga) demirden bir madde, ya da ipten. Akıl kavramının yaratılışı ve
işlevselliği başla ilintili olmamıştır ve değildir, ayağın hareketi ve
işlevselliği ile ilintilidir. Kuranda ve İslam tarihinde usun gelişemez
olmasının ana sebebi bu kavramın düşünce ve beyin işlevselliği ile bağlantılı
olmamasıdır. Çünkü ortada bir uyumsuzluk var. Küreğin işini kılıç yapamaz.
Öküzün işini deve yapamaz, ... Her nesenin kendi fazileti var. Aklın
(pranganın) fazileti beyin işlerini yapmak için değildir, bu iş için
yaratılmamıştır. Bu yüzden akıl kavramı içeriği gereği kendi prangalık
misyonundan ayrılıp beyinle ilgili bir misyon taşıdığından aynen ayakla ilgili
yapması gerekeni beyinle de yapmıştır. Baş yerine, ayak düşünmüştür! Yani
ayakları bağladığı gibi, beynin de işlevselliğini bağlamış ve genişlemesini
önlemiştir. Akıl sözü yerine, ya us ve ya mind kavramını kullanmayı denemekte
yarar var. Felsefe ve düşünce kavramların kökenine göre yapılır. Rasyonalizmi
(beyin gücünün varlığa açılmasını) akılcılık (prangalanma) gibi tercüme etmek
kökenbilimsellik açısından doğru değildir. İslam peygamberi ilham üzerine beyan
ettiği bilgilerinde yanlış kavramlar kullanmış ve sonra da bunu düzeltmemiş ve
tashih etmemiştir. Örneğin Vezrebuhunne (ve kadınlara vurun) çok kaba, sevimsiz
ve estetik dışı bir söz, daha uygun bir fiil kullanabilirdi. Kadın insansa ve
Tanrı da şah damardan yakınsa, o zaman kadına vururken ona şah damarından yakın
olan Tanrıya da vurulmuş olur. Böyle yanlış sözcükler Kuranda vardır. En
yanlışı da akıl sözüdür. Zihin sözü ondan daha tutarlı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder