Değişim ve
sübat arasındaki denegeyi sağlayamayan toplumlar toptan cahil kalır,
dektatörlük ve dincilik bataklığına gömülürler. Çünkü sübatı (değişimsizliği)
israrla savunan iki akım var: dincilik ve diktatörlük. Dincilik geçmişin
nostaljisi içinde duygulanıp durur, diktatörlük yarattığı şu anki durumu
idealize eder. Geleceği yönelik şu anın içinde devinme, geçmişi sorgulama
söylemleri toplumu terk eder. Skandivanya ülkelerinin 21. yy ülkeleri değil,
22-23 yy yıl ülkeleri olarak değerlendiriyolar. Neden? çünkü değişim hızı
itibariyle öyledir de o yüzden. Mimarisi, şehir yapısı, fabrikaları, sağlık
düzeni, çocuk eğitimi, özürlülere, yaşlılara sağlanan devlet desteği, ... hepsi
sübat ve değişim arasındaki diyalektik dengenin berkarar oluşu yüzündendir.
Doğu ülkelerinde sübat idealize edildiğinde gelişme yok. var olan cehalet ve
aynmazlık ideolojileştiriliyor. Dersliklere yerleştirilerek çocukların beynine
dolduruluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder