15 Nisan 2019 Pazartesi

Deism


İnsanların, ya da küçümseyenlerin ifadesiyle gençlerin deisme sevk edilişleri üzülecek bir durum değildir. Sevinilecek bir gelişmedir. Çünkü beşer medeniyetinin kurucusu deistler. Şimdi zorla Farabi, İbn-i Sina, ... gibi bilgeleri müslüman olarak niteliyorlar. Çünkü islami propaganda için bu yalanlar gerekli. Oysa onlar da Newton, Dekart, ... gibi deist olmuşlar. Deist Newton öldüğünde keşiş yanına gidip "Tanrıya inanıyor musun?" diye sorar. Keşfettiği kendi fiziksel yasalarına göre Newton "Sizin tanrıya inanmıyorum, ama evrende her şey devinimdedir. Bu varlığı devindiren ilk darbenin adına istersiniz Tanrı diye bilirsiniz, ilk darbenin adı Tanrı, ya da vurucusu Tanrı olabilir, bunun dışında hiçbir dinsel litretüre inanmıyorum" der. Böyle bir deist hareket ve onun evrimi olmasaydı, modern Batı uygarlığı doğup da hırıstyan ve islam orta çağ karanlığını aydınlatabilir miydi? Bir müslüman bin kere dünyaya gelse de, bir Newton denli beşerin düşüncesinin genişlemesine, bilimsel bilginin artımına, refahına hizmet edebilirler mi? Ya da daha da ileri gidip şöyle söyleyelim: Bu Peygamberlerin hangisi Newton kadar insanlığa yararlı olmuşlar? Deism nedir? İnsan için hiçbir baskı hiçliğin ve yokluğun baskısı denli korkunç değildir. Tanrının var olduğunu kabullen kişi böylece hiçliğin baskısından kurtularak bilimsel, felsefi, düşünsel, uzaysal çalışmalarına devam ediyor. Tanrıyı da yokluğun sahibi ve bekçisi gibi bilincinin bir yerinde tutarak psikolojik iç düzenini ve dengesini de sağlamış oluyor. Peki, bunun neresi islam inancından daha kötü ve eksik? İslam inancı beşeriyet için köleleik, cariyecilik (fahişelik), ciziye, müslüman olmayanlara karşı öfke ve nefretten başka ne ermağan etmiş acaba? Hırıstyan, Yahudi, Mecusi, müşrik, kafir, ... hepsi tarumar edilmesi gereken inanclar ve insan toplulukları olarak islam tarafından değerlendirilmiyor mu? Kafir nedir, müşrik nedir? Bırakın insanlar özgürce yaşasınlar, kaç Tanrıya inandıkları hiçbir peygamberi ilgilendirmez. Peygamberler Allahın en üstün güç olduğuna inanamazlar mı? O zaman Allah o muhteşem hidayet gücünü gösterip kafirleri ve müşrikleri katl ettirmek yerine, peygamberilerini "doğru" yola hidayet ettiği gibi onları da hidayet edemez miydi? İslamdan önceki binyılların medeniyeti İslam tarafından yok edilmedi mi? Yok edilmediyese, nerede? Neden iğneyle yer kazarak o medeniyetleri keşfediyorlar? Renesanstan günümüze denli tüm hukuk etmenleri laiklerin ve deistlerin eseri. Ne hırıstyanlık, ne de islam bir uygarlık tesis edebilmiştir. Etmişlerse nerede o uygarlık? Neden İslam vurmuş olan ülkeler iğrenç durumdalar? Yani islamın hiç mi etkisi ve suçu yok? Suçsuzsa, neden ona inananları eğitmiyor, eğittikleri hep canavarlar! Umberto Ekonun "Gül adı" yapıtı, sanki Selcuklu zamanı Nizamiye medreselerinin durumunu tasvir etmektedir. Aynıyla Econun anlattığı gibi, Yunan aydınlatıcı uygarlığı yasaklanıyor, yapıtları yakılıyor. Batı kendi kirli tarihini açıklama cesaretini elde etti, ama müslüman kendi kirli tarihiyle öğünmeye hala devam etmektedir. Bu açıdan "gençlerin" deist olma eğilimlerine üzülmek yerine, sevinmek gerekmez mi? Deist genç ne yapar? Ünlü deistler gibi, fizik, biloji, jeoloji, uzaybilim, ... okur. Bunun neresi hüzünlü? Kuran müslümanı olanlar, sanki deistlerden daha verimli bir iş mi yapıyorlar? Yaptıkları ne? 19 saçmalığı, Arap gerici kültür hayranlığı. Artık devir değişmiş, bu saçmalıklardan kopan genci ve öbekleri kutlamak gerekir. Onlar kendi hallerine üzülsünler. Ahlak için de vahiy eksenli dine gerek yok. Şopenhaver "içimdeki ahlak ilkesine ve gökteki yıldızların varlığına hayret ederim" der. Doğru söyler. Hiçbir din insan doğasında ahlaki ilke tesis edememiş, tam tersine, bu ahlaki ilkleleri "cihat", "kıtal", ... gibi insanlık dışı kavramlarla tamamen yok etmiştir. Bir insan doğal haliyle kendi yaratılış programındaki ahlaki düzenle yaşarsa, asla cihat adı altında ülkeler "feth"edip, öldürmelerde bulunmaz.

Hiç yorum yok: