29 Eylül 2019 Pazar

Diyalogdan parçalar


bilinçaltınızdakini sergiliyorsunuz haberiniz yok. İslam ülkeleri cehennem olduğundan başka ülkelerdeki güzellikleri görmez olmuşsunuz. Gerçek şu: İslamın nefesi dokunmayan tüm ülkeler yaşanılır ülkelerdi. İslam ülkeleri cehenneminden de ipini kırarak kaçanlar islamın nefesi dokunmaya ülkelere yerleşmek peşeindeler. Yaklaşık 150 yıldır sürüler şeklinde hem de. Çünkü insan aklının tarihsel birikimi islamın nefesi dokunan ülkelerde değil. Ama bu yazdıklarım soyut. Somut olarak söylüyorum: Avstralya, Skandinavya, Japonya, Batı Avrupa, Kanada insan hakları eksenli toplumsal düzen kurmuşlar ve din nefesinin kirlettiği tarihsel ortamı değiştirmişler. Yalnızca İslam Orta Çağ Karanlığında şimdi huzur yok, olmamış ve asla olmayacak. İçinde yaşamakta olduğu batı ülkesinin nailiyetlerini görmezden gelirsem bu, erdemsizlik olur. Ama siz görmek istemezsiniz. Çünkü beyninizi dinsel önyargılar işgal etmiş. Bu önyargılarla gerçekleri görmek olanaksız. Zaten bu önyargı karanlığına gömülen islam ülkeleri kendi bataklıklarından çıkamaz olmuşlar. Çünkü batı hakkında bilimsel bilgilere sahip değiller. batının çökeceğini hayal edip dururken, bu çöküş hallerine göre kirli ideolojiler üretiyorlar. Seyit Kutup, Ali Şeriati, ... gibi islamcı teröristler örneğinde olduğu gibi. Oysa huzur Avrupadadır. Avrupa derken Avrupa kıtası söz konusu değil. Coğrafi Avrupa değil, sosyolojik Avrupa, yani Avrupa, Avustralya, Kanada, Japonya, Amerika, ... Düşünün, islam ülkeleri karanlığında idam hükmünden, recmedilmekten kurtulan kişiler ve kadınlar bu ülkelerde millet vekili, dekan, iş adamı, ... oluyorlar. Peki huzur bu değil de Arabın ördüğü cennet hayaliyle duygulanıp durmak mı? Nedir sizce huzur? tanımlar mısınəız? huzur tanımı üzerine ben kendi görüşlerimi açıklayım da belki bu konuda bilgisiz olabilirsiniz! Huzur çok saçma bir arap sözcüğüdür. Dilimize Osmanlı tarafından girdirilerek, Türkçemizi kirleten sözlerden biri de huzur sözcüğüdür. Türkiyede de bu sözcüğü soyundan kopararak anlamsızlaştırmışlar. Huzur sözünün anlamı şu an burada bulunmak demektir. Buradalık. Yani sözün epistemolojisi ve Arapçadaki köken bilimine göre anlamı bu şekildedir. Ama güvensizlik ve iç kontrolsüzlük anlamını Osmanlı döneminde bu söze yüklemişler. Oradan da sizler miras almışsınız. Çünkü Atatürkün ömrü tüm bu kirli Arapça sözleri dilden söküp atmaya yetmedi. Şimdi "huzur" sözünün semantik anlamını açıklayacağım. Yani sizde yaygın olan deforma edilmiş anlamını. Huzur sözüne dinsel anlam yüklenmiştir. Yani us dışı bir iç güvenlik ve iç kontorl anlamı. Ne demektir şu? Yani kişi aklını örneğin Mevlana Celalettin Rumi gibi susturarak, düşünme acılarına katlaşmayı uzak tutarak bir iç uykuya dalmış olur. Uyuşturucu kullanmışcasına bir inancın karanlığına kendi ruhunu, düşüncesini ve duygusunu gömüyor. Derin bir sükunet (huzur) içinde uykuya dalarak cennette uyanacağını bekliyor. İşte Türkiyedeki "huzur" budur. Çünkü düşünen adam Türkiyede yaygın anlamına göre "huzur"lu olamaz. Düşünmek iman uyuşturucusu kullanarak uyumak değildir. Düşünmek sürekli iç devinim, sizlerin dediği gibi iç huzursuzluktur. Zaten Japonyayı, Batıyı, ... da sıçramalara sevk eden sizin tanımladığınız "huzur"suzluk olmuştur. Başkaca örnek söyleyeyim belki böylesine daha iyi anlaşılır. Eski Yunanda sizlerin tanımladığınız "huzur" yoktu. Ama felsefe, matematik, geometri, uzaybilim, kadın eğitimi, ... vardı. Ancak sizin tanımladığınız huzur, yani hırıstyanlık gelip hepsini susturdu ve hırıstyan ümmetine islam ümmetinde olduğu gibi "huzur" getirdi. Yani Orta Çağ Karanlığı. Yani şu an İslam nefesiyle uyumuş ve devam eden İslam Orta Çağ karanlığı. Karanlık "huzur" demek çünkü. Aydınlık sizin tanımınızdaki huzursuzluktur. Çünkü karanlıkta mutlu olan yarasalar ışığı sevmezler. Şimdi soruyorum: içine bambaşka anlam yüklediğiniz bu "huzur" Orta Doğu tarihinde ne zaman olmuş acaba? İslamdan önce kısmen olduğunu tarih bilgileri onaylamaktadır. Lakin islamdan sonra sizin anladığınız anlamda "huzur" bu ülkelerde hiç olmadı. Olamazdı. Çünkü islami vizyon müslüman olmayanı cariye, köle, dost edilmemesi gereken düşman, ciziye ödemesi gereken toplumlar olarak niteliyordu. Yani sizin anladığınız anlamda bile, "huzur" bir vizyondur, bir ufuktur. Çağdan çağa insan usunun evrilerek toplumlar için refah sağlamasıyla berkarar edilmesi gereken bir olgudur. Bu şekliyle bir huzur varmı İslam nefesiyle karanlığa gömülmüş ülkelerde. Allah dininin yer yüzünde egemen olduğu ana kadar öldürüşmeyi (kıtalı) ve cihadi emir olarak duyuran din huzur getirebilir mi? Yoksa insan odaklı düşnen idealar mı insanlara huzur getirebilir? Hanigsi getirir? Bütün tarihte milyonların İslam ülkelerine akın edip sükunet bulduklarına tanık oldunuz mu? Ama şu an islam nefesi dokuanan ülkelerden milyonlar huzur yoktur dedğiniz batıya akın ediyor. Denizlerde toplu şeklide boğuluyorlar. yalnız ömürlerinde 1 yıl da olsa batıda yaşama şansını elde etmek için. Şimdi ne diyeceğinizi biliyorum. batı fitne etmeseydi, islam dünyası perişan olmazdı. Şöyle diyeceksiniz. Sanki islam dünyasında yaşanılır ortam varmış da batı gelip karıştırmış. Emin olabilirsiniz ki, islam ülkelerinin bu kirli durumu bile örneğin İslam peygamberi zamanaındaki Medine hükümetinden daha üstün.

Hiç yorum yok: