bilinçaltınızdakini
sergiliyorsunuz haberiniz yok. İslam ülkeleri cehennem olduğundan başka
ülkelerdeki güzellikleri görmez olmuşsunuz. Gerçek şu: İslamın nefesi
dokunmayan tüm ülkeler yaşanılır ülkelerdi. İslam ülkeleri cehenneminden de
ipini kırarak kaçanlar islamın nefesi dokunmaya ülkelere yerleşmek peşeindeler.
Yaklaşık 150 yıldır sürüler şeklinde hem de. Çünkü insan aklının tarihsel
birikimi islamın nefesi dokunan ülkelerde değil. Ama bu yazdıklarım soyut.
Somut olarak söylüyorum: Avstralya, Skandinavya, Japonya, Batı Avrupa, Kanada
insan hakları eksenli toplumsal düzen kurmuşlar ve din nefesinin kirlettiği
tarihsel ortamı değiştirmişler. Yalnızca İslam Orta Çağ Karanlığında şimdi
huzur yok, olmamış ve asla olmayacak. İçinde yaşamakta olduğu batı ülkesinin nailiyetlerini
görmezden gelirsem bu, erdemsizlik olur. Ama siz görmek istemezsiniz. Çünkü
beyninizi dinsel önyargılar işgal etmiş. Bu önyargılarla gerçekleri görmek
olanaksız. Zaten bu önyargı karanlığına gömülen islam ülkeleri kendi
bataklıklarından çıkamaz olmuşlar. Çünkü batı hakkında bilimsel bilgilere sahip
değiller. batının çökeceğini hayal edip dururken, bu çöküş hallerine göre kirli
ideolojiler üretiyorlar. Seyit Kutup, Ali Şeriati, ... gibi islamcı teröristler
örneğinde olduğu gibi. Oysa huzur Avrupadadır. Avrupa derken Avrupa kıtası söz
konusu değil. Coğrafi Avrupa değil, sosyolojik Avrupa, yani Avrupa, Avustralya,
Kanada, Japonya, Amerika, ... Düşünün, islam ülkeleri karanlığında idam
hükmünden, recmedilmekten kurtulan kişiler ve kadınlar bu ülkelerde millet
vekili, dekan, iş adamı, ... oluyorlar. Peki huzur bu değil de Arabın ördüğü
cennet hayaliyle duygulanıp durmak mı? Nedir sizce huzur? tanımlar mısınəız?
huzur tanımı üzerine ben kendi görüşlerimi açıklayım da belki bu konuda
bilgisiz olabilirsiniz! Huzur çok saçma bir arap sözcüğüdür. Dilimize Osmanlı
tarafından girdirilerek, Türkçemizi kirleten sözlerden biri de huzur sözcüğüdür.
Türkiyede de bu sözcüğü soyundan kopararak anlamsızlaştırmışlar. Huzur sözünün
anlamı şu an burada bulunmak demektir. Buradalık. Yani sözün epistemolojisi ve
Arapçadaki köken bilimine göre anlamı bu şekildedir. Ama güvensizlik ve iç
kontrolsüzlük anlamını Osmanlı döneminde bu söze yüklemişler. Oradan da sizler
miras almışsınız. Çünkü Atatürkün ömrü tüm bu kirli Arapça sözleri dilden söküp
atmaya yetmedi. Şimdi "huzur" sözünün semantik anlamını
açıklayacağım. Yani sizde yaygın olan deforma edilmiş anlamını. Huzur
sözüne dinsel anlam yüklenmiştir. Yani us dışı bir iç güvenlik ve iç kontorl
anlamı. Ne demektir şu? Yani kişi aklını örneğin Mevlana Celalettin Rumi gibi
susturarak, düşünme acılarına katlaşmayı uzak tutarak bir iç uykuya dalmış
olur. Uyuşturucu kullanmışcasına bir inancın karanlığına kendi ruhunu,
düşüncesini ve duygusunu gömüyor. Derin bir sükunet (huzur) içinde uykuya
dalarak cennette uyanacağını bekliyor. İşte Türkiyedeki "huzur"
budur. Çünkü düşünen adam Türkiyede yaygın anlamına göre "huzur"lu
olamaz. Düşünmek iman uyuşturucusu kullanarak uyumak değildir. Düşünmek sürekli
iç devinim, sizlerin dediği gibi iç huzursuzluktur. Zaten Japonyayı, Batıyı,
... da sıçramalara sevk eden sizin tanımladığınız "huzur"suzluk
olmuştur. Başkaca örnek söyleyeyim belki böylesine daha iyi anlaşılır. Eski
Yunanda sizlerin tanımladığınız "huzur" yoktu. Ama felsefe,
matematik, geometri, uzaybilim, kadın eğitimi, ... vardı. Ancak sizin
tanımladığınız huzur, yani hırıstyanlık gelip hepsini susturdu ve hırıstyan
ümmetine islam ümmetinde olduğu gibi "huzur" getirdi. Yani Orta Çağ
Karanlığı. Yani şu an İslam nefesiyle uyumuş ve devam eden İslam Orta Çağ
karanlığı. Karanlık "huzur" demek çünkü. Aydınlık sizin tanımınızdaki
huzursuzluktur. Çünkü karanlıkta mutlu olan yarasalar ışığı sevmezler. Şimdi
soruyorum: içine bambaşka anlam yüklediğiniz bu "huzur" Orta Doğu
tarihinde ne zaman olmuş acaba? İslamdan önce kısmen olduğunu tarih bilgileri
onaylamaktadır. Lakin islamdan sonra sizin anladığınız anlamda "huzur"
bu ülkelerde hiç olmadı. Olamazdı. Çünkü islami vizyon müslüman olmayanı
cariye, köle, dost edilmemesi gereken düşman, ciziye ödemesi gereken toplumlar
olarak niteliyordu. Yani sizin anladığınız anlamda bile, "huzur" bir
vizyondur, bir ufuktur. Çağdan çağa insan usunun evrilerek toplumlar için refah
sağlamasıyla berkarar edilmesi gereken bir olgudur. Bu şekliyle bir huzur varmı
İslam nefesiyle karanlığa gömülmüş ülkelerde. Allah dininin yer yüzünde egemen
olduğu ana kadar öldürüşmeyi (kıtalı) ve cihadi emir olarak duyuran din huzur
getirebilir mi? Yoksa insan odaklı düşnen idealar mı insanlara huzur
getirebilir? Hanigsi getirir? Bütün tarihte milyonların İslam ülkelerine akın
edip sükunet bulduklarına tanık oldunuz mu? Ama şu an islam nefesi dokuanan ülkelerden
milyonlar huzur yoktur dedğiniz batıya akın ediyor. Denizlerde toplu şeklide
boğuluyorlar. yalnız ömürlerinde 1 yıl da olsa batıda yaşama şansını elde etmek
için. Şimdi ne diyeceğinizi biliyorum. batı fitne etmeseydi, islam dünyası
perişan olmazdı. Şöyle diyeceksiniz. Sanki islam dünyasında yaşanılır ortam
varmış da batı gelip karıştırmış. Emin olabilirsiniz ki, islam ülkelerinin bu
kirli durumu bile örneğin İslam peygamberi zamanaındaki Medine hükümetinden
daha üstün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder