Allahın insanı yarattığına dair
hiçbir tutarlı bilgi yok, sadece inanış var. Ama insanın allahı yarattığına
dair muhkem bilgiler ve belgeler var. Çünkü "allah" yalnızca bir
sözcüktür. Bir varlık tarihin bir evresinde ortaya çıkıp da "ben allahım,
bana allah demelisiniz" dememiştir. Nitekim taş, su, ... da dil açarak
"bana taş, su demelisiniz" diye istekte bulunmamıştır. Taş, su,
güneş, ay, ... gibi "allah" sözü de insanın icadı. Nitekim her
topluluk ona "allah" söylemez, kendi dili içinde bir söz ürütmiştir.
O zaman inananlar, yalnızca ve sade olarak bir söze inanırlar. Allah sözü
yerine, her hangi bir sözü koyup inanabilirsiniz. Taş, çiçek, öküz, inek,
demir, ağaç, .... gibi sözleri de allah yerine koyup inanabilirsiniz ve hiçbir
şey değişmez. İşte "allah" sözü arap kabilelerinin çöl ortamında
düzelttikleri bir sözcükten başka hiçbir şey değildir. Çöl ortamında üretilen
sözcük olduğundan asla sevgi, merhamet, barış, aşk, saygı, ... nedir bilmez.
Çünkü bu hallere çöl yaşam biçiminin gereksinimi olmaz. Çölde gerekli olan
yağma, ganimet, cariye, köle.... durumları olur. Gözüktüğü gibi allah kumlu
çöllerde varlık ötesiyle ilgili Arabın algısından ve bu algıya uygun bir sözcük
üretmesinden başka bir şey değildir. Nitekim Hindistanın, Çinin, Yunanistanın,
kızılderililerin, zerdüştilerin bolluk ikliminde allah sözüne karşılık olan
sözlerin hiçbirinde arap allahı gibi soykırım yapmaktan, adamları çarpaz
bağlayıp kesmekten, küçük kızları fahişeleştirmekten (cariyeleştirmekten),
küçün oğlanları köleleştirmekten söz edilmez. Çünkü oralarda da bol nimet var
ve arap allahının dediği gibi yağmaya ve kadınları fahişeleştirmeye ve
erkekleri köleleştirmeye gerek kalmaz. Hicaz çölünde doğa gaddar ve
merhametsiz, yiyecek ve kıda az. Birinin varlığı senin için fazla, çünkü az olan
nimetleri elinden alabilir. Bu yüzden kabileleşme, savaş ve katl etme Hicaz
coğrafyasının özelliği. Kurandaki allah da asla bu özelliğin dışına çıkamaz.
Yoksa nasıl olur bir baba farklı inanıyorlar diye evlatlarının bir kısmını
diğerlerine "kafir" ve "müşrik"ler diye öldürtürür? Yani
arap allahı bir baba denli de merhametli değildir. Hırıstyan, müşrik, kafir,
... oldu diye hangi baba evladını öldüre ve öldürtebilir? O zaman Kurandaki
allah arabın soykırıma olan gereksinimi üzerine Muhammet´in karanlık biliçaltından
fışkırmıştır. Türklerin yaşadığı iklim de Hicaz iklimi gibi. Su yok, şehir ve
yardımlaşma yaşam biçimi olmamıştır. Bu yüzden yağmacı ve soykırımcı Türkler
olarak Muhammet´in betimlediği allah algısını kendi coğrafi yaşam biçimimize
uygun olduğundan hemen özümsemişiz. 1400 yıllık islam tarihinde kendisini
allahın kirli kılıcı olarak görüp soykırımlar yapan iki ulus olmuştur:
Araplar-Türkler. Azerbaycanda, Hindistanda, Irakta, Anadoluda, ... yapılan
soykırımlar da bu yüzden. Çünkü Kurandaki allah cihat ve soykırımı bir farz
olarak sunar. Bu da hiçbir şey üretmeyen, üretemeyen Arap ve Türk toplumu için
hayatta kalabilmeleri adına fırsatlar sunmuştur. Dolayısıyla yoksul doğanın
Arabın ve biz Türklerin sosyal tabiatına yüklediği merhametsizliği, katilliği
ve öldürmekten zevk almayı Kuran daha da pekiştirmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder