8 Ekim 2019 Salı

Çin duvarı


Çin duvarı olmasaydı, tarihte Türk diye bir ulus olmayacaktı.
********
Çin duvarı olmadan önce yağma seferleri düzenleyen Türkler Çin kültürü ve medeniyeti içinde yok oluyorlardı. Aynen Hindistanda yok olduğumuz gibi. Yüzyıllarca Hindistanı yönetsek de şimdi Hindistanda ne Türk var, ne de Türklerden medeni bir miras. Çin Duvarı örüldükten sonra, artık Çine girmek kolay olmadığından Batıya doğru akın başladı. Çünkü Merkezi Asya ve Arabıstan yarımadası nüfus artışına uygun değil. Nüfus arttı mı başka ülkelre akın etmek zorundaydılar. Aynen Arabıstan ikliminin Arap doğasına yüklediği gibi, Merkezi Asyanın korkunç iklimi Türkün doğasına vahşet ve korkunç duygular yüklemişti. Arap ideolojisi İslam Araplara yağmanın ve kavimleri tarihten silmenin allah buyuruğu olduğunu açıklamıştı. "Arabın dini ve dili yeryüzünde hakim olana denli öldürün!" demişti. İşte kendisini islamın kılıcı olarak niteleyen ve Arap köleliği yapan Türk akınları Arap allahının emri üzerine cihat ederek aynen Araplar gibi önüne çıkan uygarlıkları yok ettiler. İşte günümüzde Arabın ve Türkün nefesi dokuanan ülkelerde eski uygarlıklardan hiçbir iz kalmamasının nedeni bu. Sanki Arabın ve Türkün akınından önce Mısırda, Irakta, İranda, ... yerli uluslar ve uygarlıklar yokmuş. Hepsi yok edilmiştir.
İşte Çin nüfusu yok edilemeyecek denli çok olduğundan Arabın ve Türkün Batıya doğru akınlarında küçük ulusların kültürel, dinsel, sivil ve ekonomik dayanakları tümüyle yok edilerek tarihten silindiler. Avrupa bu gerçeği anladıktan ve büyük ussal sıçramalar sağladıktan sonra 16. yüzyılda Osmanlı felaketini Viyanada durdurdular. Osmanlının Viyana yenilgesi beşeriyeti Arabın ve Türkün karanlık kabusundan kurtulmuş oldu. O çağın Martin Luter, Erasmus, ... gibi aydınları mektuplarında bu karanlık akınını durdurmak için tüm Avrupanın birleşmesi gerektiğini duyuruyorlardı. Günümüzde insan hakları ideası gelişmişse, Viyana´yı Osmanlı-islam karanlığına karşı savunan Avusturya kahramanları kanlarının hesabınadır. Yoksa tüm Avrupa kılıçtan geçirilerek cariye-köle pazarlarında satılacak, Avrupa şehirlerinde İstanbulda olduğu gibi bilim ve sanat odakları yerine, Arap kirliliğiyle uğraşan gerici tarikatlar boy göstereceklerdi. Beşeriyet ebedi Osmanlı-islam karanlığına gömülecekti. Günümüzde yaşadığımız güzelliklerin hiçbiri olmayacaktı. Ancak artık bu tehlikeyi beşeriyet kendi başından savutmuştur.

Hiç yorum yok: