Çin duvarı olmasaydı, tarihte Türk diye bir ulus
olmayacaktı.
********
Çin duvarı olmadan önce yağma seferleri düzenleyen Türkler
Çin kültürü ve medeniyeti içinde yok oluyorlardı. Aynen Hindistanda yok
olduğumuz gibi. Yüzyıllarca Hindistanı yönetsek de şimdi Hindistanda ne Türk
var, ne de Türklerden medeni bir miras. Çin Duvarı örüldükten sonra, artık Çine
girmek kolay olmadığından Batıya doğru akın başladı. Çünkü Merkezi Asya ve
Arabıstan yarımadası nüfus artışına uygun değil. Nüfus arttı mı başka ülkelre
akın etmek zorundaydılar. Aynen Arabıstan ikliminin Arap doğasına yüklediği
gibi, Merkezi Asyanın korkunç iklimi Türkün doğasına vahşet ve korkunç duygular
yüklemişti. Arap ideolojisi İslam Araplara yağmanın ve kavimleri tarihten
silmenin allah buyuruğu olduğunu açıklamıştı. "Arabın dini ve dili
yeryüzünde hakim olana denli öldürün!" demişti. İşte kendisini islamın
kılıcı olarak niteleyen ve Arap köleliği yapan Türk akınları Arap allahının
emri üzerine cihat ederek aynen Araplar gibi önüne çıkan uygarlıkları yok
ettiler. İşte günümüzde Arabın ve Türkün nefesi dokuanan ülkelerde eski
uygarlıklardan hiçbir iz kalmamasının nedeni bu. Sanki Arabın ve Türkün
akınından önce Mısırda, Irakta, İranda, ... yerli uluslar ve uygarlıklar
yokmuş. Hepsi yok edilmiştir.
İşte Çin nüfusu yok edilemeyecek
denli çok olduğundan Arabın ve Türkün Batıya doğru akınlarında küçük ulusların
kültürel, dinsel, sivil ve ekonomik dayanakları tümüyle yok edilerek tarihten
silindiler. Avrupa bu gerçeği anladıktan ve büyük ussal sıçramalar sağladıktan
sonra 16. yüzyılda Osmanlı felaketini Viyanada durdurdular. Osmanlının Viyana
yenilgesi beşeriyeti Arabın ve Türkün karanlık kabusundan kurtulmuş oldu. O
çağın Martin Luter, Erasmus, ... gibi aydınları mektuplarında bu karanlık
akınını durdurmak için tüm Avrupanın birleşmesi gerektiğini duyuruyorlardı.
Günümüzde insan hakları ideası gelişmişse, Viyana´yı Osmanlı-islam karanlığına
karşı savunan Avusturya kahramanları kanlarının hesabınadır. Yoksa tüm Avrupa
kılıçtan geçirilerek cariye-köle pazarlarında satılacak, Avrupa şehirlerinde
İstanbulda olduğu gibi bilim ve sanat odakları yerine, Arap kirliliğiyle
uğraşan gerici tarikatlar boy göstereceklerdi. Beşeriyet ebedi Osmanlı-islam
karanlığına gömülecekti. Günümüzde yaşadığımız güzelliklerin hiçbiri
olmayacaktı. Ancak artık bu tehlikeyi beşeriyet kendi başından savutmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder