1 Kasım 2019 Cuma

Alfabe değişimi


Türkler asla doğulu olmak istememişler. Yaşam biçimleri doğulu olmayı onaylayamazdı. İslama girişleri de Batılı olmak içindi. Çünkü türk ulusunun yaşadığı coğrafı doğrultuya göre islam bir Batı olayıydı. Arap harfleri de yine de batı olgusu sayılmaktadı. Doğuda yerleşmek türklerin amacı olmamıştır. Hunlardan beri. Çünkü Doğuda su yok, hayat kaynakları kısıtlı. Doğu cehenneminde ve cehennem dini fanatizminde burkulup kalacaktıksa, o zaman niye geldik bu bölgeye? Dolayısıyla doğulu olma özelliğini türk toplumsal psikolojisi hiçbir zaman kabul etmemiştir. Nitekim Medeniyet Batısında en çok kalabalık türklere özgü. Almanyada türkler denli başka hangi ulustan var? Türk ulusunun uygarlık tesis etmeye ne imkanı, ne niyeti, ne de yeteneği olmuştur. Nitekim Göktürk imparatorluğunun parası olmamış, çünkü para basımı kolay değil, bilim gerektirir. Türk de asla bilimle uğraşmaz. Bilimle uğraşmak sabır, bilgi kurumları ve eğitim gerektirirdi. Türk asla kendisini eğitmek gibi amaç taşımamıştır. Bunu iklim koşulları olanak sağlamazdı. Türkün ve arabın bilim ve felsefe tarihinde yeri olmamıştır. Göktürkler Çin parasını kullanmışlar. Türkler olarak uygarlık tesis etme yerine, uygarlaşmayı yeğlemişiz. Beşer tarihinde medeniyete dair bir tek izimiz yok. Ortalıkta dolaşan tüm savların hepsi yalan ve iftira. Coğrafyamız buna imkan veremezdi. İslamı kabul edişimizin de sebeplerinden biri buydu. İslam da biz Türklerin çöl psikolojisi gibi nerede uygarlık görmüşse yok etmiştir. İslam uygarlıkları yok etmenin teorisi, biz Türkler de uygulayıcısı olmuşuzdur. "Türk islamın kılıcı" gibi saçma ve ahlak dışı bir ifade de böylesine doğmuştur. Çünkü islamın uygarlıkları yok etme teorisi ve mesajını Türkler çok iyi uygulamışlar. Baksanız müslüman türkün nefesi dokunan ülkelere, tüm eski uygarlıklar yok edilmiş. Bütün 1000 yıllık islam sonrası tarihimizde eski uygarlıklar hakkında bir ensklopedik çalışmamız yok. Çünkü buna gerek yoktu. 400 yıl Yunan Osmanlı işgali altında inledi Yunan felsefesi, bilimi, dili üzerine bir tek yapraklık çalışma yoktu. Çünkü islamın uygarlık düşmanı terosi böyle gerektiriyordu. Nitekim İslam öncesinden var olan medeniyetlerin hepsi yok edilmiştir, şimdi arkeolojik kazantılarla keşfediliyor. Dolayısıyla Avrupalaşma yolunda İslam türk için hayatının bir kısmını adamış olduğu devirdir. Bu devir de geçilmeli. Latin damgalarına (harflerine) geçiş İslamla olan bağları kopararak uygarlaşmaktan başka bir şey değildir ve Atatürkün amacı da buydu. Bunu açıkça dile getirmiş ve uygarlaşmak için Batı medeni yaşam biçimini ve hukuk düzenini adres göstermiştir. Bir kerecik de islam doğusunu örnek göstermemiştir. Türkçe seküler doğasına göre asla islamla barışamaz. Bu yüzden bunu anlayan Osmanlı ümmetçiliği dilimizin belini kırarak şuurlu şekilde arabize ettiler. Sahte bir dil oluşturdular. Sahte bir alfabe oluşturdular. Çünkü türkçe ve arapça yapı ve dil bilgisi olarak ters kutuptalar. Cumhuriyet döneminde dilimizin kendi yapısı üzerine genişlenmesine özenmek islam-Osmanlı esaretinden kurtuluştan başka bir amaca hizmet etmemiştir. Nitekim modern türkçe ve latin harfleriyle şeriat düzeni kurmak, arap saçmalıklarını yaygınlaştırarak bilim ve felsefe düşmanlığı yapmak olanaksız. Osmanlı döneminde Arabın kirli alfabesini çocuklar 11 yıla öğreniyorlardı. Ama kendi ilkeleri üzerinde büyüğen modern türkçenin damgalarını 1 ayda çocuk öğrenebiliyor. Bu denli kolay. Bu kolaylığı bırakıp Arap kirliliğine sığınmak geri zekalılık olur. Modernitenin diline, düşünme tarzına uygun bir dil ve yazı imleri gelişti. Bu da İslam evresini bırakıp Avrupalaşmaya devam etmenin tarihsel süreğenliğidir. Biz doğulu toplum değiliz. Ya Merkezi Asyanın çöllerine geri döneceğiz, ya da Avrupalaşacağız. İstanbul gibi bir Avrupa kentinde Arap saçmalıklarına yer olmamalı.
Geçen yüzyılın başlarında S. Abdulhamit tümüyle Osmanlıca adlandırdıkları ve içinde kaç tane türkçe fiil bulunan dili de iptal edip devletin resmi dilini Arapça etmeye kalkıştı. Ancak bu devirde İttihat ve Terakki güçlendiğinden başaramadı, tahtından oldu. Abdulhamitin böyle girişimde bulunması doğru olmayabilir, uyduruk bilgi de olabilir. Abdulhamit devri batının hızla yükseldiği devirdi. Günümüzde olduğu gibi islam ülkeleri bu yükselişe uyum sağlayamarak kendi gömüldükleri çukurlarında Batıya karşı öfke besliyorlardı. Osmanlı halifesi de bu psikoloji içinde sadece Batıyı düşman göstermekle yetiniyor, rahatlıyorlardı. Aynen günümüzdeki islamcı Abdulhamitçiler gibi. Oysa Batı paradigması kendi toplumlarını sürekli yükseltme proje ve vizyonunu yakalamış. Bu gelişmeye müslümanın uyum sağlaması olanaksızdır. Müslümanın her gün 5 kere kıldığı namaz süresi denli batıda, ya da Japonyada kitap okunur, fazla değil. Bu denli okumak bile kişinin ve toplumunun beyin ve düşünme şeklini etkiler. Hal bu ki, Batıya yerleşen gerçek bir müslüman bile Batı koşullarında toplumsal statü kazanma eylemlerine uyum sağlayamaz, imanı buna izin vermez. İmanı onun uyum sağlamasını engeller. Batıdaki terörist müslümanların ortaya çıkışlarının sebebi de bu. Çünkü batı modernitesi karşısında çoka uğruyorlar. Atatürkün alfabe devrimi türk toplumunda bu uyumu sağlama eylemiydi. Arap alfabesiyle modern insan olunamaz. Günümüzde türkiyede Cemil Meriç saçlamalıklarına sığınarak alfabe değişimini facıa sayan yetkililer bilim ve felsefe ölçüsüyle duruma, tarihe, bilime, uzaya, aya, yıldıza ve dile bakmazlar, bakamazlar. Bakamazlar, çünkü çıkarları yalan ve cehalet paylaşmakla özdeşleşmiştir. Bir gecede cahil bırakıldıklarını savunurlar. Okuyacağınız felsefe, bilim, matematik mı vardı Osmanlıda? Ne var? O alfabeyi ben çoook iyi biliyorum. Okuyacağım bir yapraklık bir bilgiyle karşılaşmadım. Ayrıca, olsaydı böyle bir bilgi Avrupalı araştırmacılar onu hemen bulup kendi dillerine tercüme ederlerdi. Nasıl olur da 2700 yıl bundan önceki Yunan uygarlığının kitaplarını irdeleyip kitaplaştırıyorlar da, Osmanlıya bigane kalıyorlar* Bilim adamı bir yerde bilim varsa ona bigane kalır mı? Kalamaz. Peki neden böyle? Çünkü Osmanlıda bilim, felsefe, tarih kitabı diye hiçbir şey yoktur. İnsanlık tarihi açısından kaypıtır. Dedenin mezarını okuyamaz olmuşsunsa, o zaman git Arap alfabesini öğren. Öğrenemezsin, çünkü kolay değil. Marks ve Engels gibi dahiler öğrenmeye özenip ve öğrenemedikten sonra "İslam doğusunun tek facıası arap alfabesidir" derken nasıl olur da beyni çalışmayan bir Osmanlıcı bu harfleri öğrenebilir? Cemil Meriçin bütün Ömründe müslüman doğusunun kitapları üzerine okumuşluğu yok. Fransızca biliyordu ve tüm okudukları batı uygarlığıydı. Bütün kitapları Batı uygarlığının değerlendirmesi yönünde. Doğu üzerine bir kaç cümle dışında hiçbir şey yazmamış. Bir tek kitap yazmış. O da islam doğusu üzerine değil, Hindistan uygarlığı üzerinedir. Çünkü İslam doğusunda uygarlık olmamış, yoktur ve olamaz. İslam insan aklının bütün işlevselliğini susturan ve söndiren bir ideolojiken nasıl olurdu uygarlık? Dolayısıyla C. Meriçin "dil namustur, namusumuzu Atatürk lekelemiştir" gibi saçmalıklarda bulunmnası terörist bir kafanın söylemi. Çünkü Meriç sonunda terörü desteklemiştir. Ali Şeriati terörizm ideasının kurucusudur ve Meriç de Şeriatici. Oysa ki, Atatürkün Anadolu halkını nasıl bir kililikten kurtardığını bunlar anlayabilecek kapasitede değiller. Alfabe değişimi tarihimizde en büyük intelektüel ve uygarca devriminin temelidir. Hele 2500 yıl önce bilge Konfutsi´ye "devletin başına gelseydiniz, ilk yaptığınız reform ne olurdu?" diye sorulduğunda bilge "ilk olarak dili düzenlerdim, yanlış dil yanlış düşünmeye yol açar, yanlış düşünce yanlış davranışa ve böylece toplum kargaşı içine girer" demişti. Atatürkün alfabe devrimi, Türkleri Arap kirliliğinden kurtarmak içindi. Araplarla olan ortak bağları koparmaktı. Yağmadan ve soygundan başka geçmişi olmayan bir toplumu uygarlaştırmaktı. Uygarlığın da lokomotivi dildir. Dil olmasa uygarlık oluşamaz. Dil için de fonetik bir alfabe lazım. batı uygarlığının, özellikle eski Yunan uygarlığının doğuşunu çoğu araştırmacılar dile uygun fonetik bir alfabenin keşfiyle açıklamaktadırlar. Arap harfleri fonetik değil ki. Kuran bile fonetik harflerle yazılmamış. Günümüzde ellerde bulunan Kuranı Farslar noktalı, secaventli yaptılar. Mesela osmanlıcada e, ö, ü, o, harfleri yok. Yok, çünkü Arapçada bu harfler yok. Bu yüzden ağızda deniliyor, ancak yazılı bir imi yoktu. Türk diline ermenilerin çok büyük hizmetleri geçmiş. Nitekim ilk Avrupa romanlarını Türkçeye çevirenler ermeniler olmuşlar. Ancak arap harfleriyle değil ermeni harfleriyle Türkçeye çevirmiştiler. Çünkü Osmanlıcanın saçma ve kirli harflerine modermn psikolojik romanları çevirmek olanaksızdı.

Hiç yorum yok: