4 Kasım 2019 Pazartesi

Cumhuriyet Osmanlının davamı mı?


Ortadaki saptama gerçek dışıdır diye düşünüyorum. Cumhuriyet Osmanlının asla devamı değil, osmanlıdan tam olarak kopuştur. Osmanlı ümmetçi paradigmasına antitezdir. Bence Ömer Faruk Topal bu konuda Ziya Gökalp´in değerlendirmelerini okursa sağlıklı bir sonuca ermiş olur. Gökalp¨e göre Osmanlı 1838 yılına denli bir İran devletidir. Çünkü aristokrasinin dili, sarayda okunan makamlarının, musikisinin, şiirin, minyatürün, ... dili Farsça, tarih kitaplarının dili Farsça. Tenzimatla bu İrani kimlikten kopuş başlar Gökalp´e göre. Bu kopuşu sağlayan da Osmanlının kendi içindeki sosyolojik dönüşümler değildir. Bu kopuşu tedricen ve yavaş yavaş sağlayan Batı uygarlığının etkileri, esintileri. Tenzimat ve Atatürk arasındaki gelişmelerin Osmanlının geleneksel paragidmasıyla hiçbir ilişkisi yok. Değişimlere Osmanlı zorlanmıştır, isteyerek değişim rüzgarına teslim olmuştur. Çaresizlikten. Çünkü binlerce genç adam batıda okuyup aydınlanmıştılar. Atatürk ve çevresi Osmanlıya antitez olarak ortaya çıkan paradigmanın içinde yetişip olgunlaşmışlardı. Dolayısıyla Cumhuriyetin Osmanlıyla alakası yok ve Osmanlının yaptığı suçları, soykırımları da Cumhuriyete yüklemenin anlamı yok. Osmanlı ilk olarak Türk soykırımı yapmış ve 40 yaşın altında 40 bin alevi türkmeni katl etmiştir. Cumhuriyeti Osmanlı devamı olarak görmek Osmanlının yaptığı soykırımları da sahiplenmek anlamında olur. Oysa hilafet kurumu kurulduğu günden beri soykırım yapmıştır.
Söz konusu hutbeler değil. 18 yıl boyunca ezanın Türkçe okunması tarihin din esaretinden kurtulma ve Türkçenin özgürlüğü yolunda en büyük devrim niteliği taşımıştır. Er-geç bu kural geri dönecek ve Türkçe Arapçanın esaretinden kurtulacaktır. Yalnızca ezanın Türkçe okunması kendi başına Osmanlının tüm paradigmasına ve din algısına karşı büyük baş kaldırıydı. Tabii burada Atatürkün Osmanlı hakkında söyledikleri de vardır. Cumhuriyetin kurucusu Osmanlıyı naıl tanımlamıştır?
Amaç neden batılıllaşma değildir? Batılılaşmanın kötü olan tarafı ne? Atatürk zihniyet olarak tamamen Batı uygarlığının yetiştirdiği bir kişiliktir. Batılılaşmak nedir? Aklı kullanma ve içine gömüldüğün sorunları geleneksel aklın yöntemiyle değil, modern aklın yöntemi ve çözgebilimiyle çözmek. Einistein "hiçbir sorun o sorunu yaratan bilinç düzeyiyle çözümlenemez" der. Doğru diyor. Bizim geleneksel din odaklı aklımız sorun çözemezdi ve çözemiyor. Çünkü onun tarihsel deneyimi sorun çözme yolunda değil, sorun yaratma yolunda. Zaten tüm sorunları o yaratmış. İşte modern akıl bu bağlamda batıda doğdu ve Atatürk onu özümsedi. Atatürkün özümseyip uygalaya koyduğu akıl sorun çözen eleştirel akıldır.
Şapka olayının nasıl bir devrim olduğunu en iyi şekilde Antoine de Saint-Exupéry "Küçük prens" adlı küçük romanında açıklamış. Osmanlı kıyafetiyle Avrupada kimseyi bilim odaklarına bırakmıyor, masgara ediyorlardı. Osmanlıdan bir bilim adamı uzayda bir gezegen keşfeder. Pariste bu gezegeni bir bilimsel konferansta anlatmak isterken herkes onun komik ve çağ dışı giyimiyle alay eder. Kimse ciddiye almaz. Yazar şöyle devam eder: Sonra bir kişi çıktı ve toplumunu çağdaşlaştırarak modern kıyafetle tanıştırdı. Aynı bilim adamı aynı gezegen hakkında bilgi vermek için Parise davet edildi. Bu kez kimse onu masgara etmedi, bilimsel söylentilerine dikkatle kulak astılar. Evet Fransız yazar küçük yapıtında şapka devriminin ne olduğunu böyle açıklamış ve hatta kitapta masgara Osmanlı kıyafeti ve modern Atatürk ülkesinin de kıyafetleri resimle verilmiştir.


Hiç yorum yok: