Avarupa
odaklı düşünmenin sebebi avrupalılar değil. Doğuluların Avrupa uygarlığını yok
etme çabaları olmuştur. Tam da 2500 yıl önce İran kralları Yunan sitelerini
yerle bir ettiler. Yunan bilgeler Doğuluların savaşmayı başarmadığını
yazıyorlardı. Çünkü Doğulular mahfederek yıkıp her şey kavuruyor, yaşam
kaynaklarını yok ediyorlar. Bu özellik İslamdan sonra da devam etmiştir. İslam
sonrası savaş akınlarında Doğulunun soykırım yapma geleneklerleri Kuranda Tanrı
ayeti olarak belgelenmiştir. Büyük İskendere denli hep Doğudan Yunan
uygarlığına saldırılar düzenlendi. Yalnız Yunan uygarlığıyla donatılan İskender
gibi bilge savaşçılar uygarlık taşıdılar. Nitekim kısa ömründe İskender
“İskenderiye” diye 18 şehir tesis etmiştir. Günümüzde de bu şehirler
durmaktadır. Tüm 2500 yıllık ve son 1400 yıllık Doğulu saldırılarında bir tek
şehir tesis edilmemiştir, hep yakıp yıkma ve sonra da o şehirlere yerleşme
akınları olmuştur. Yunan uygarlığı en geri kalmış ulusların dillerini bile
kendi etkisi altına almıştır. Felsefe, matematik, bioloji, jeoloji, kosmoloji,
... terimlerinin nerdeyse hepsi günümüzde bile eski Yunanda üretilmiştir. Bunun
klimatolojik nedenini bilim adamı, Feruid´un öğrencilerinden olan Dr. Yung
açıklamıştır. Neymiş sebep?
Orta Asyada iç deniz vardı. Denize
akan bol ırmaklar vardı. Uygarlıklar da ırmakların kenarında doğar. Su olmayan
yerde uygarlık mı olur? Jeoloji verilere göre millattan 12—14 bin yıl önce Orta
Asyada iç deniz ve bu denize akan ırmaklar kurumaya başlarlar. Günümüz
Kazakıstan ülkesi üzerine araştırmalar yapan jeologlar bunu böyle bir sonuca
ermekteler. Biruni de böyle bir ön görüde bulunmuştur. Kazakıstan ve çevresi iç
denizle kaplanmıştı. Yer küresinin de kendi tarihi var. Bu küre kendi tarihsel
dönemlerinde belli çevreleri yaşanılır hale getirirken, belli mekanlarda da
yaşam olanakları sıfırlamış, azaltmıştır. Milattan 8000 yıl önce Asyadaki iç
denizin kuruma süreci tamamlanır. Artık Orta Asyada tutunmak imkansız hale
gelir. Orta Asya halklarının başka yerlere akınmalarının da sebebi bu olmuştur.
Çin duvarının yapılma sebebi de bu. 8-10 bin yıl önceki tarih taş dönemine denk
gelmektedir. Bu yüzden Dr. Yung avrupalaşma olayının başlama noktasını taş
devrine dayandırmaktadır. Çünkü Orta Asyanın ve Orta Doğunun verimsiz
toprakları, çok az yağmurları, ekin için uygunsuz toprakların, kuraklık,
... nedeniyle popülasyon artışı göçleri
doğurmuştur. Sonraki binyıllıklarda Çin kendisini kormak için çevresini
duvarlıyor. Bunun üzerine Hindistan yağmalanıyor ve Batıya taraf göçler
başlaıyor. Batıya doğru saldırılarının esas sebebi Çin duvarı. Çin duvarı
olmasaydı, çocğrafyanın amansız baskısı yüzünden Çin işgal edilecekti. Çünkü en
yakın verimli topraklara sahip olan bölge Çin ülkesiydi. İbn-i Haldun´un dediği
gibi toplumların kaderini belirleyen coğrafyadır. Orta Asya ve Orta Doğu o
devirden beri kaos coğrafyası. Çünkü Orta Asya ve Orta Doğuda yıllık ortalama
yağmurun mikdarı 15-30 santim arası. Bu mikdar Avrupada ortalama olarak 150-200
santim arası. Uygarlık da yağmur demek. Çünkü ırmakların suyunu eski çağlardaki
teknolojilerle her tarafa taşımak imkansızdı. Ama kar ve yağmur her tarafı aynı
ölçüde doğal olarak suvarıyor. Bunun dışında Orta Asya ve Orta Doğuda
bulutların geçişlerini geciktirip yavaşlatacak yüksek dağlar yok. Bulut aceleyle
hızla geçerek yağıyor. Bu yüzden Avrupadaki gibi yağmuyor. Avrupada yağmur
çoook sabırla yağmiyor. Yağan yağışın toprağın derinliklerine inme fırsatı
oluyor. Asya ve Orta Doğuda yağmur taşıkına dönüşerek toprakla kaynaşma fırsatı
bulmadan yararlı olmak yerine, zararlı olarak derelerde kayboluyor. En önemlisi
toprağın ihtiyacı olduğu yaz sıcaklarında yağmur nerdeyse yağmuyor. Batıda ise
yaz sıcaklığında da yağmur gereken düzeyde yağıyor. Böylece buhar olan su
karşısında toprak çölleşiyor. Bu yüzden yalnız derelerde ağaç yığınıyla
karşılaşmak mümkün. Dicle ve Fırat aktıkları düz yerlerde kendi çevresinde nüfus
toplayabilmiştir. İlkel Sumer uygarlığının ikiçay arasında doğmasının da sebebi
bu. Ama Asya ve Orta Doğu savaş iklimi olduğundan Hegelin de belirttiği gibi
despotizm de Doğuda doğmuştur, Doğuya özgüdür. Roma hukuk sistemi Doğuda
doğamazdı. Doğuda Hamurabinin, Musanın, Muhammedin merhametsiz, yağmacı, hukuk
tanımayan saldırgan yasaları doğabilirdi. 2500 yıl bundan önceki tarih
beşeriyetin düşünsel yazgısının değiştiği devirdi. Çinde Konfutsi, Hint´te
Buda, Yunanistanda büyük bilimsel ve felsefi devinimler başlıyor. Susuzluk
yüzünden saldırganlaşan Doğu halkları bilim ve felsefe nedir anlamazdılar.
Onlar hayatta kalma savaşımı vermekteydiler. Yunanistanın kaç kere İran kralları
tarafından yağmalanması da bu yüzdendi. 2500 yıl bundan önce birbirlerinden
etkileşmeyen dünyanın üç noktasında üçün büyük uygarlık doğmuştur. Çin, Yunan
ve Hint uygarlıkları. Alman flozof Karl Yaspers bu üç noktada gelişen medeniyetleri
beşer uygarlığının üç ekseni olarak niteler. Sonra insanlık uygarlığı bu üç
eksen üzerinde kurulmuştur. Yunanistanda yağmur mikdarı çok ve ırmaklar da
yeterince. Uygarlık için gereken koşulların hepsi vardır. Günümüzde Yunan
sınırında bekleyen milyonlarca mülteci 2500 yıl boyunca hep olmuştur. İslam
sonrası tarih yağma, soygun, soykırım ve kadın ticareti bakımından ayrıca
özellik taşır. Bir "fatih" çıkıp kendileri için yurt arayan eğitimsiz,
sefil ve aç akınları sefeber ederek işgal, yağma ve talan seferleri başlatarlardı.
Ama artık o devir bitmiştir. Çünkü Batı kendisini her tür akın karşısında
savunabilecek yeteneğe sahiptir. İşte bu akınların 2500 yıl boyunca tehditleri
karşısında Avrupa odaklı davranış, direniş ve vizyon Avrupa halklarında
oluşmuştur. Avrupa kaç kere müslümanların soykırım saldırıylarıyla karşı
karşıya gelmiş, Avrupanın islamlaşma tehlikesi artmıştır. 721 yılında
vahşi Emvi-Arap saldırısı bol yağmurlu Fransayı tehdit etmişti. Fransa tam
düşmek üzereylen Kaarle Martel “Tur” savaşında Emvileri yenerek Fransayı büyük
islamlaşma tehdidinden kurtardı. Daha sonra müslümanları İspanyadan sınır dışı
etme eylemi Avrupanın güvenliği ve islamlaşma karşısında büyük bir başarı
olarak gerçekleşti. Konstantinopolis´in Osmanlı tarafından işgali bu
vizyonu daha da güçlendirdi. En son işgal hareketi S. Süleymanın Viyana
kuşatmasıydı. Düşünün, Osmanlı yenilmez ve galip olsaydı ne olurdu? Günümüz
Avrupa medeniyeti doğmazdı, şimdi Fransa, Almanya, Avstraya, ... hepsi birer
kılıçtan geçirilmiş müslüman ülkeleriydi. Ne demokrasi doğacaktı, ne rönesas,
ne felsefe, ne bilim, ne sanat, ne musiki ve öpera, ... olacaktı. Bir Türkiye,
bir İran, bir Arabıstan, bir Mısır, bir Pakistan, ... gibi hala Orta Çağ Karanlığında
gömülü ülkeler olacaklardı. Günümüzde Avrupa uygarlığı diye örnek bir umut
varsa, bunun sebebi Batı halklarının müslüman Doğusu tehlikesi karşısında kendilerini
toparlama, koruma zihniyetleri olmuştur. Güçlenmelerinin sebebi bu savunma ve özgür
kalma zihniyetiydi, çünkü haçlı yürüşleriyle başaramadılar. Haçlı yürüşleri de
kabaca planlanmış din eksenli bir savunma tekniğiydi. Müslümanların Avrupa
köylülülerinin kızlarını, çocuklarını hırsızlayarak köle pazarlarında
satmalarını karşı haçlı seferleri kabaca bir tepkiydi. Ama bunu yapamadılar.
Yapamayışları üzerine aklı öne çıkardılar. Saldırılar karşısında kendilerini
akıl olanaklarına dayanarak savaunmayı düşündüler ve başardılar. Artık müslüman
fatihlerin bağırtıları boğazlarında kesilebiliyordu.
Doğu halklarınınsa binyıllara
dayanan Avrupalaşma hayalleri durmak bilmedi. Doğu halklarında avrupalaşma bu
kez ideolojileştirildi. Sadece Türkiyenin Tenzimattan başlayan uluslaşma
programı avrupalışma değildir. Modern İran devletinin, Mısırın, ... tüm Doğu
müslüman ülkelerinin kuruluşunda avrupalaşma, avrupalılar gibi eğitim sisteminden
berhurdar olma, ... o şekilde yaşama bir düşünsel akıma dönüştü. Şöyle ki,
müslümanlar tüm giysi geleneklerini bırakarak avrupalılar gibi giyinmeyi
yeğlediler. Şimdi komik Doğu giysi geleneğinden nerdeyse hiçbir iz kalmamış. Hala
da Avrupalaşma müsülmanlar için bir düşünsel amaç ve anlaşılan sonsuza dek de
öyle olacaktır. Çünkü yaşamımızda olumlu ne varsa, hepsi istisnasız olarak Batından
gelme. Kendi tarihimizle ilgili günümüzde kullanacağımız hiç bir olumlu deneyim
yok. Sanki tarihimiz yokmuş gibi. Cumhuriyet, anayasa, mahkeme, hukuk
müfredatı, derslik kitapları, modern teknoloji, ... hepsi Batı ürünü. Bir tek
kendi ürünümüz bir nesne yok... Sadece yağma ve soykırım olaylarıyla tarihin
mezarlığına gömülmüş gibi duruyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder