Promlemsizlik en büyük felaket ve
en büyük problem. Ekonomi, problem olarak vardırsa, çözülebilir. En büyük
problem problemsizliktir. Yani dindir. Din ne diyor? Diyor ki, problem yoktur,
allah her şeye kadirdir, üzülme, derdetme, tevekkül et, sonumuz gebermektir ve
geberdikten sonra da cennette yaşayacağız, geçici yaşam için sonsuz yaşamı göz
ardı etme. Budur problem, çünkü bu zihniyet kişiyi tembel, düşünemez bir
yaratık haline getirir. Hayvandan da daha aşağılık eder. Bakınız dinlerin
tarihine. Hırıstyanlık da islam gibi karanlığa gömmüştü toplumsal yaşamı.
Problem yoktu. Problem yoktu, ama umut ve huzur vardı. İnsanlar yalan telkinler
üzerine mutluydular. Böyle derin, ancak yapay mutluluk ortamında düşünceler
devinmez. Modern çağın toplumları modernite öncesi toplumlar denli mutlu
değiller, çünkü kuşku ve devinim var. Kainatla karşılaşma var. Bilgi var. Bilgi
araştırma, şühpe ve devinim ister, bir tür huzursuzluk. Yani prpblem üretme.
İnsan yaşamının anlamı sorun üretip çözerek yeni sorunlar yumağı üretmektir.
Sorun üretme, onu çözme aklını da tersten geliştirir. Çünkü üretilen sorunu
aynı akılla çözmek olmaz, aynı aklın işi ve alışkanlığı sorun üretmek. Sorunu
çözmek için sorun üreten akıl kendi antitezini ortaya koymalı. Ters yönden
giriş. İşte bu devinim ve dönüşüm ekonomik, bilimsel, düşsel, psikolojik,
eğitim, uzaysal, matematiksel, ... tüm alanları içerir. İslam ülkelerinde ne
sorun üreten akıl var, ne de sorun çözen akıl. Yani islam ülkelerinde aslında
hiçbir problem yoktur. Çünkü akıl kendi kendisinin durup durduğu yerde efendisi
değildir. Durduğu yerde solgun ve suskundur akıl. Yalnız sorunnla
karşılaştığında aktifleşir. Sorun üretmeyen dini akıl doğal afetlerle
karşılaştığında korkusundan aktifleşir. Deprem, yağmur taşkını, kuraklık, ...
gibi doğa problemleri yaşamı tehdit ettiğinde müslüman aklı aktifleşir. Ama bu
aktivite anlamsız ve içeriksiz, çünkü dünü yok, deneyimi yok, bilişsel kazanımı
yok. Yalnızca bir tepkisel irkiliş ve yeniden dinsel karanlığın içinde gömülüş.
Darvin gibi dinlerinden koparak, imanlarının sunduğu tatlı uykudan uyanarak,
problemsiz yaşam biçiminden ayrılarak şüpheyle karşılaşan kişilerin akılları
büyük aramalarda, problem üretmede ve problem çüzmede bulunmuşlar. Kimi
çağlarda yalnızca ve sadece olarak problem üretilir. Sonraki çağlarda evrilen
us üretilen problemleri çözer. Nitekim matematik yalnızca sorun üretme ve sonra
üretilen sorunu çözme bilimidir. Bu yüzden matematik beyin işi. Beyni
aydınlatan alan. Neden? Çünkü insan beyni problem olmadan aydınlanamaz. Bir
problemin üretilişi ve çözülüşü evrelerinde insan beyni bir evreden başka
evreye atlamış olur. Bunlar yaşamsal sorun. Yaşam sorun demek. Güvenlik arama
bir problemdir. Güvenliği (siyasi, demokrasi, ekonomi, eğitim, ...) çözme
probleme çözüm bulmadır. Bu durum için tarihsel ve toplumsal düzeyde kitaplaşma
süreci yaşanmalı, gerçekleşmeli. Kitaplaşma çağdaşlaşma ve bilgi toplumu
oluşturma eylemlerinde bir süreçtir. Yani çocukluktan başlayarak toplum
üyelerinin beyinlerini kitabize etmek. Kitap derken söz konusu sadece günümüzde
elimizde tutup okuduğumuz kitap bahsedilmemeli. İdman, arkadaşlık, sinema,
tiyatro, opera, musiki, ... ve kitabın kendisi kişinin davranışlarını belli
bilgilerle donatmayı ve yönetmeyi başarır. Böyle bir kişi sorunla karşılaşma
bilgisine ve yöntemine aşina olur. Bu topluma modern toplum diyoruz. Ama din,
ortada sorunun olmadığını ima eder. Sorunun olmadığı bir toplumun var olduğunu
beyan eder. Sorunsuz toplum inşa eder ki, bu da sosyal doğaya aykırdır.
Dolayısıyla en büyük problem premlemsizlik olduğundan, en büyük problem dindir.
Uğraşısız bir yaşam ancak şüphelerden büsbütün arınmış iman ve inanç talep
eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder