Aşk sözünün kökeni üzerine
Arabçada eşq (aşq) sözü olumlu anlam ifade etmez. Aşq
sözü Arapça sözlükte sevimsiz anlamda “fert-ül hubb”, yani aşırı düzeyde sevmek,
aşırı düzeyde vurulmak manasında yazılmıştır. Ayrıca aşaka sözü de sarmaşık
anlamındadır. Sarmaşık gibi sarılmak islam kültüründe uygun ilişki şekli
olmadığından aşaka sözüyle özdeş ve kökteş olan aşq sözünün kullanılmasında sakınca
oluşturulmuş, mekruh olarak görünmüştür. Sarmaşık (aşaka) en köklü ağaca bile,
sarılıp suyunu emerek kurutabilir. Bu yüzden sarmaşığın sarıldığı ağaca gereken
su yetişmezse, gövdesinde ve dallarındaki su birikimi sarmaşık tarafından emilerek
kurutulur. Aşq da bir durum olarak yakaladığı kişiği sarmaşık gibi yok eder.
İnsan olmanın en üstün belirtisi ve özelliği olan aklı emerek yok eder, kör eder.
Aklını yitirmiş insan da artık her tür saçmalığa iman edebilir. Aşq sözü
farscada, fars edebiyyatında ve özellikle farsca irfan ve tasavvuf edebiyyatında
farklı anlam ifade etmiştir. Aşq sözünün fars dilinde ifade ettiği anlam Arapçada
yoktur, olmamıştır. İslam sonrası türklerin ve türkcenin Batıya doğru uzanışı
farslar ve farsca üzerinden olmuştur. Bu yüzden türk dili farscanın gölgesi
altında gelişmiş, farscada üretilen müslüman, namaz, abdest, oruç, ... gibi sözleri
olduğu gibi ve sorgulamadan kabul etmiştir. Bu yüzden aşq sözü türkcede de arapçada
olduğu gibi deyil, farscadaki anlamı tam da olduğu gibi yansıtmaktadır. Aşq
sözünün apça olup olmaması üzerine kökenbilim açısından dartışmalar vardır.
Türkmenistanın başkendi Aşqabad adlanır. İslamdan yüzyıllar önce burada Aşqabad
diye bir köyün var olduğu üzerine durulmaktadır. Sonra büyüyerek başkent olmuştur.
Yani bölge dillerinin arapçayla tanış olmasından yüzyıllar önce aşq sözü yer
adlarında görünmektedir. Äşq Sasanilerden önce 470 il Horasanda saltanat etmiş
bir boyun adıdır. Tarihte Äşqaniler olarak bilinirler. Batı tarih bilgisinde
Partiler olarak geçen bu devlet kendisini Äşqani olarak nitelerdi.
Parti dilinde yaygın bir söz olan aşq sözünün eşqabad-äşqabad, aşqabad sözüünün
kökeni olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Ancak bunları bir yana bırakıp ve
arapça kökenli “aşq” sözünü irdelersek, bu söz arapça olsa da, farsca edebiyatta
başqa bir kimlik ve içerik kazanmıştır. Bu içeriğe arapçada rast gelmek mümkün
deyildir. Arap aşq sözü yerine, hubb sözünü kullanmış, kullanmaktadır. Araplarda
aşq sözü güzel bir anlam ifade etmez. Kuranda da aşq sözü yerine, hubb sözü geçer.
Yani Arapçada da aşq sözünün yaygın olmadığı vardır ve farscada ve türkcede
olduğu gibi bir kullanışı söz konusu değildir. Aşq sözünden türeyen muaşaka sözü
arapçada sarmaşık gibi sarılarak sevişmek ve sikişmek anlamındadır. Köklü
erotik duygular ve cinsellik çağrıştırır. Fars dilli irfanda aşq kavramı üzerine
çok farklı ve geniş anlam yüklemişler. Fars irfan şiirinde aşq, esasen aramak ve
dolaşmak anlamındadır. Nitekim aşq kavramı üzerine ilk kez irfan görüşünü yükleyen
Ferideddin Attar Nişaburi aşq yolculuğunu yedi merhaleden ibaret olarak görür.
Yedi menzil ve sonunda da fenada Tanrıya kovuşmak var. İlk kez olarak aşq kavramını
somut menzillere ayırıp ve her menzilin niteliğini şiirle beyan eden Attar olmuştur.
Mevlana da Attarın yedi menzil olarak formulize ettiği aşq evrelerini kabul eder,
kendisini o yolun yolcusu olarak görür, Attarı ustadı olarak anlayıp bu şekilde
beyan eder:
Yedei aşq şehrini dolaştı Attar,
Biz hele ilk köyün girişindeyiz.
İrfan
ve tasavvuf, hayatı aşq adlandırdığı heçliye adamanın öğretileridir ve hiçbir değer,
bilgi, bilim ve felsefi düşünce üretememiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder