26 Ocak 2020 Pazar

İslam neden bilimle çelişir?


Bilgi hiyerarşi bu biçim sınıflandırılmıştır: 1- Bilinen bilgiler. Dinci eğitim sistemi ve dinsel yaşamın tüm hayatımızı kapsadığından dolayı çocukluğumuz ve gencliğimiz gibi en enerjili yaşam çağlarımız sona eriyor ve biz beşer tarihinde bilinen bilgilerden habersiz kalıyoruz. Bunun yerine beynimizi bilinemeyecek olan ilahiyat ve iman "bilgi"leriyle dolduruyorlar, Sonra beynimizi esir alan iman bilgileri ussal düşünmemizi ve bilgi peşinde koşmamızı yok ediyor. Kendimize gelip iman ve islam bilgilerinin saçmalık olduğunu anladığımızda bile onun beynimizde kurduğu tuzaklardan kurtulamıyoruz. Çünkü tüm hücrelerimizi işgal etmiştir. Allah-peygamber gibi bilimle ilinitisi olmayan safsatalar anbarına, deposuna dönüşüyor beynimiz. Şu an islam ülkelerinde okulda, universitede "eğitim!" alan insanlar bilinen bilgilerden neler biliyorlar? Nerdeyse hiçbir şey. O zaman bilinen bilgilerden (matematik, fizik, yerbilim, dirim bilim, ...) habersiz adamın bilinemezle uğraşması nasıl olabilir? 2- Bilinmesi olanaklı olan bilgiler, Teorik ve problematik bilgiler. Bilinen bilgiler üzerine hazırlık olmazken bilinmesi olanaklı olan bilgilerle nasıl uğraşılır? Tüm islam dünyasında bilinmesi olanaklı olan bilgilerle uğraşan kimseyi gördünüz mü? İslam Orta Çağ tarihinde bilimsel teorik bilgilerle uğraşanlar öldürülmüşler. Günümüzde bu alanla uğraşmak isteyenler Batıya gitmek zorundalar. O zaman islam tarihi boyunca hiçbir işe yaramayan hiçlikle uğraşan "bilgi"lerin yararı nedir? Neden fizikte, matematikte, kimyada, uzaybilimde, .... bir müslümanın adı yok acaba? 3- Bilinemez bilgiler. Birinci ve ikinci evre doğruca bir eğitim sistemiyle okullarda ve universitelerde öğretilmezken bilinemezler doğrultusunda kuramlar üretmek ve böylece usu kendi ışığına büründürmek mümkün olabilir mi? Olamaz, olmamıştır ve olamıyor.  İslam ve müslümanlar bilinemezle meşgul olmuşlar ve hala da olmaktalar. İslamın doğduğu günden beri hep sonucu hiçlikle biten bilinemez bilgiyle uğraşmışlar. Hiçlikle uğraşmak hiçlikle sonuçlanır. Bu yüzden İslamın doğduğu günden beri nefesi dokunan yerde kütüphaneleri yakıp ve beşeriyetin binyıllara dayanan deneyimlerini yok etmesinin sebebi budur. Bilinen bilgiler, bilinebilir bilgiler tarihten silindikten sonra ortada sadece bilinemez olan hiçlikle uğraşmaktan başka seçenek kalmaz. İşte vacip-ul vücudun yaratıcısı yoktur, varoluş sebebini kendi zatında barındırır, onun var oluşu için sebep aranmaz gibi hiçbir işe yaramayan, kişi usunu karanlığa gömen islami tartışmlar aklın aydınlanması, kendi ışığına bürünüp varlığa ışık saçması, insana güvenli yaşam sağlaması yolunda hep engel olmuştur. Bu denli şeyhlerin, ilahiyatçıların bilinen bilgiler, bilinebilir kuramlar üzerine bilgi sahipleri olduklarını gördünüz mü? Batının felsefi, bilimsel bilgilerini kenardan seyredip onun üzerine bilinemez olan allah kimliği ve yaratılışı üzerine gereksiz dedi-kodudan başka ne yapıyorlar? 1200 yıl bundan önce Büyük Zekeriyya Razi diyordu ki, din kitapları aklın önünde en büyük engeldir. Neden? Çünkü faal aklın önünde duvar örer de ondan. Faal akıl nedir? Faal akıl devinimden vaz geçmeyerek, kesintiye uğramayarak kuşaktan kuşağa, çağdan çağa devam eden ve kendisini genişleten akıldır ki, din, özellikle islam Kurandaki masallarıyla faal aklın önünde engeldir. Haklı olarak Razi ve Farabi faal aklın bilinemez bilgiler uzayına doğru yükselmesi için bilinen ve bilinebilir olan bilgilerle uğraşması gerekir diye söylüyorlardı. Çünkü bu bilgileri özümseyen faal akıl kendiliğinden bilinemez olan sonsuzluğa doğru ilerlemekten başka bir seçenek bulamaz. Ama bu ilerleme aydınlanmış akıllla olur, bilgilerle, doğa bilgileriyle donatılan bilgilerle. Faal aklı savunanların ise tekfir edilip haklarında ölüm hükmünün çıkarılması da bu yüzdendi. İslam için bilgi gerekmez. Çünkü bilgi onun tüm sütunlarını söküp yok ediyor. İslam için bilgisizlik gerekir. Bilgisizlik karanlığına gömülen kişi bilinemezle uğraşır.

Hiç yorum yok: