Bilgi hiyerarşi bu biçim
sınıflandırılmıştır: 1- Bilinen bilgiler. Dinci eğitim sistemi ve dinsel
yaşamın tüm hayatımızı kapsadığından dolayı çocukluğumuz ve gencliğimiz gibi en
enerjili yaşam çağlarımız sona eriyor ve biz beşer tarihinde bilinen bilgilerden
habersiz kalıyoruz. Bunun yerine beynimizi bilinemeyecek olan ilahiyat ve iman
"bilgi"leriyle dolduruyorlar, Sonra beynimizi esir alan iman
bilgileri ussal düşünmemizi ve bilgi peşinde koşmamızı yok ediyor. Kendimize
gelip iman ve islam bilgilerinin saçmalık olduğunu anladığımızda bile onun
beynimizde kurduğu tuzaklardan kurtulamıyoruz. Çünkü tüm hücrelerimizi işgal
etmiştir. Allah-peygamber gibi bilimle ilinitisi olmayan safsatalar anbarına,
deposuna dönüşüyor beynimiz. Şu an islam ülkelerinde okulda, universitede
"eğitim!" alan insanlar bilinen bilgilerden neler biliyorlar?
Nerdeyse hiçbir şey. O zaman bilinen bilgilerden (matematik, fizik, yerbilim,
dirim bilim, ...) habersiz adamın bilinemezle uğraşması nasıl olabilir? 2-
Bilinmesi olanaklı olan bilgiler, Teorik ve problematik bilgiler. Bilinen
bilgiler üzerine hazırlık olmazken bilinmesi olanaklı olan bilgilerle nasıl
uğraşılır? Tüm islam dünyasında bilinmesi olanaklı olan bilgilerle uğraşan
kimseyi gördünüz mü? İslam Orta Çağ tarihinde bilimsel teorik bilgilerle
uğraşanlar öldürülmüşler. Günümüzde bu alanla uğraşmak isteyenler Batıya gitmek
zorundalar. O zaman islam tarihi boyunca hiçbir işe yaramayan hiçlikle uğraşan
"bilgi"lerin yararı nedir? Neden fizikte, matematikte, kimyada,
uzaybilimde, .... bir müslümanın adı yok acaba? 3- Bilinemez bilgiler. Birinci
ve ikinci evre doğruca bir eğitim sistemiyle okullarda ve universitelerde
öğretilmezken bilinemezler doğrultusunda kuramlar üretmek ve böylece usu kendi
ışığına büründürmek mümkün olabilir mi? Olamaz, olmamıştır ve olamıyor. İslam ve müslümanlar bilinemezle meşgul
olmuşlar ve hala da olmaktalar. İslamın doğduğu günden beri hep sonucu hiçlikle
biten bilinemez bilgiyle uğraşmışlar. Hiçlikle uğraşmak hiçlikle sonuçlanır. Bu
yüzden İslamın doğduğu günden beri nefesi dokunan yerde kütüphaneleri yakıp ve
beşeriyetin binyıllara dayanan deneyimlerini yok etmesinin sebebi budur.
Bilinen bilgiler, bilinebilir bilgiler tarihten silindikten sonra ortada sadece
bilinemez olan hiçlikle uğraşmaktan başka seçenek kalmaz. İşte vacip-ul vücudun
yaratıcısı yoktur, varoluş sebebini kendi zatında barındırır, onun var oluşu
için sebep aranmaz gibi hiçbir işe yaramayan, kişi usunu karanlığa gömen islami
tartışmlar aklın aydınlanması, kendi ışığına bürünüp varlığa ışık saçması,
insana güvenli yaşam sağlaması yolunda hep engel olmuştur. Bu denli şeyhlerin,
ilahiyatçıların bilinen bilgiler, bilinebilir kuramlar üzerine bilgi sahipleri
olduklarını gördünüz mü? Batının felsefi, bilimsel bilgilerini kenardan
seyredip onun üzerine bilinemez olan allah kimliği ve yaratılışı üzerine
gereksiz dedi-kodudan başka ne yapıyorlar? 1200 yıl bundan önce Büyük Zekeriyya
Razi diyordu ki, din kitapları aklın önünde en büyük engeldir. Neden? Çünkü
faal aklın önünde duvar örer de ondan. Faal akıl nedir? Faal akıl devinimden
vaz geçmeyerek, kesintiye uğramayarak kuşaktan kuşağa, çağdan çağa devam eden
ve kendisini genişleten akıldır ki, din, özellikle islam Kurandaki masallarıyla
faal aklın önünde engeldir. Haklı olarak Razi ve Farabi faal aklın bilinemez
bilgiler uzayına doğru yükselmesi için bilinen ve bilinebilir olan bilgilerle
uğraşması gerekir diye söylüyorlardı. Çünkü bu bilgileri özümseyen faal akıl
kendiliğinden bilinemez olan sonsuzluğa doğru ilerlemekten başka bir seçenek
bulamaz. Ama bu ilerleme aydınlanmış akıllla olur, bilgilerle, doğa
bilgileriyle donatılan bilgilerle. Faal aklı savunanların ise tekfir edilip
haklarında ölüm hükmünün çıkarılması da bu yüzdendi. İslam için bilgi gerekmez.
Çünkü bilgi onun tüm sütunlarını söküp yok ediyor. İslam için bilgisizlik
gerekir. Bilgisizlik karanlığına gömülen kişi bilinemezle uğraşır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder