2 Mayıs 2020 Cumartesi

İslam Batı sömürgeciliği farkı


İslami inanış cihat ve şehitlik gibi saldırgan kavramlar üretek ilk günden beri barışı ve ulusların yaşımını, ekonomisini, oğuş (aile) düzeini tehdit etmiştir. İslam inanışına göre kişinin özel ve toplumsal yaşamının hiçbir değeri yok, tek değer islam yolunda sonsuza denli soykırım yamaktır. Başkalarının mal-mülkünü, kadın ve kızlarını ganimet olarak özümseyip tecavüz etmek, sonra kadın pazarlarında satışa çıkarmak islamın temel cihat ilkesini oluşturmuştur. Kadın ve köle ticareti başka devirlerde de olmuştur, ancak hhiçbir devirde islamdaki gibi kadın ticaretinde allah kendisi de katkıda bulunmamıştır. Yalnız islamiyetin allahı pezevenklik tavsiye etmektedir. İslamda hayata ve insan onuruna saygı yok. Kuranı Türkçe okumak gerekirse bile, kaç kere okunmalı. Bir kitap ne denli güzel olursa, onu 2-3 kereden artık okumak olur mu? Bir insan ömür boyu sadece ve sadece bir tek kitabı nasıl okur? Arapça ve ingilizcenin karşılaştırılması doğru değil. Horasanda Kutayba yüz binleri bir yere toplayıp zorla namaz kıldırıyordu. Her eve, he obaya islamı öğretsin diye savaşamayan yaşlı arapları yerleştirmişti. Onların da ilk anlatmaya çalıştıkları peygamberin 9 yaşlı Ayişeyle evlenmesi macerası olurdu. Şimdi diyanet tarafından islam ordusunun kahraman neferleri olarak nitelenen bu şerefsizler böylece girdirildikleri evlerde ve obalarda ailelerin kadınlarına, küçük kızlarına tecavüz ediyorlardı. İngilis ve ya Fransız bunu ne zaman yaptı? Savaşlarda öldürmeler olmuş, ama müslümanların yaptıkları gibi böyle şerefsizlik yapmamışlardı. Bunlar tarih kitaplarındaki bilinen bilgiler. Tarihçilerin haberleri olmadığı geriye kalanlarını düşünün şimdi. Tarih kitaplarına geçmemiş olan müslüman ordularının yaptıkları namussuzlukları düşünün! İngiliz bunu yapmadı. İngilizler bilgi götürüyorlardı, araplar inanç. Her bir kişi gittiği yere kendi kültürünü kendisiyle beraber taşıdığı gibi, uluslar da öyledir, yalnız tarihsel birikimlerini götürürler, başka bir şey götürmezler. Akademiyadan mezun olmuş ingilis generali fizik, kimya, matematik bilgileri götürdüğü gibi, müslümanlar da islam vahşeti ve soykırımını götürüyorlardı. Kuranın soykırım ayetlerini götürüyor, o ayetlerin betimlediği kabus ve vahşet gibi davranıyorlardı. İngilizler ve Farnsızlar hiçbir dili tarihten silmediler. Tam tersine dilleri öğrenip gramerini yazdılar. Günümüzde Sumer, eski Kıpti dili, Afrikanın müslümanlar tarafından yok edilen eski dilleri işte bu sömürgeciler tarafından öğrenilip tarih bilgisi olarak sunuldu. Hindistanda bir kaç yerli küçük dillerin grameri ve dilin yapısı İngilis sömergeciliği döneminde öğrenildi. Ruslar da öylece davrandılar. Kars 33 yıl Rus yönetiminde kaldı, bu 30 yılda Kars ve bölgesi üzerine Rus uzmanlar en mükemmel toponomi, etnografi ve dil bilgileri kitapları araştırıp yazdılar. Karsın ve Bakünün mimari yapısı bile değişti. Finlandiyayı ülke eden Ruslar oldu. Türklerin "dilimiz ayıp köylü dilidir" şeklinde düşünüp Farsça yazdıkları gibi Finler de 1000 yıl boyunca dilimiz köylü dilidir diye hep İsveç dilinde yazdılar. Rus işgalinden sonra Rusya onlara ana dillerinde okullar açtı ve dünyanın en uygar ulusu Rusun yardıımıyla tarihe girdi. Daha sonra da Lenin bağımsızlıklarını tanıdı. Aynıyle Azerbaycan ve Merkezi Asya ülkelerini da Ruslar kurup ehlileştirmeye çalıştılar. O ülkelerde türkçelere dayanarak milli devlet kurma imkanı yok idi, olamazdı. Çünkü türkçenin kökü, edebiyatı ve kaynağı yoktu. Göçebe-köylü diliydi. Aynen Osmanlıda olduğu gibi. Osmanlıda da dil yoktu. Yuvalarından koparılmış, çücukken saptırlıp devşirilenler için sahte bir dil düzeltmiştiler. Bu dili ancak çocuk yaşta öğrenmek oluyordu, hala da öyle. 40 yıl Osmanlıcayla uğraşanlar bu dili öğrenemiyorlar. Çünkü grameri yok. Dil doğanın ve tarihin birlikte evriminin sonucu. Osmanlıca doğanın sonucu değildi, sapıkların 3 dili deforma etmelerinin sonucuydu. Araplar, Osmanlı, ya da diğer islam imparatorluklarının Avroplalıların yaptıklarına benzer bir şey yaptıklarına dair tarih tanık olmuş mu? Geri kalmış dillerin gelişen dillerden söz alması başka konudur, ama "islamdan sonra müslüman olmayan uluslar ve dilleri mensuh edilmiştir" düşüncesiyle ulusları ve dilleri tarihten silmek başkaca konu. Witgenestein "Göksel dil yoktur" diyor. En küçük etnik diller bile ingilis dili gibi dünya dili olma kapasitesine iyedirler. Alman, Yunan, Fransız dilleri gibi felsefe dili olabilirler. Arap-islam zihniyeti böyle saygın bilgilere gereksinim duymayacak denli vahşi olmuştur. Bu açıdan sadece Türkçenin değil, Kürtçenin, Farsçanın, ... bütün dillerin kendi yapısı üzerinde gelişme olanağına inanmak ve buna hoşgörüyle bakmak gerekir. Günümüz Fars dili Arapların vahşi Arapçacılığına karşı şekillenip Arapçaya meydan okuyarak doğdu. Horasan uygarlığı islama ve Arapçaya direniş sonucu olarak doğdu. Türkçede de öyle oldu. Karahanlıların da Samani Farslar gibi Kuranı ve diğer örütleri (metinleri) kendi yapısı üzerinde gelişen türkçeye tercüme etmelerinin de sebebi buydu. Bütün bu gelişmelere Horasanda şuubi etkinlik adı verilmişti. Farslar bu süreci durmadan sürdürdüler ve doğru ettiler, Selcuklu ve Osmanlı sürdürmedi. Orta Doğu dillerinin Arap-islam kabusundan kurtulmasını desteklemek gerekir.

Hiç yorum yok: