İslami inanış cihat ve şehitlik
gibi saldırgan kavramlar üretek ilk günden beri barışı ve ulusların yaşımını,
ekonomisini, oğuş (aile) düzeini tehdit etmiştir. İslam inanışına göre kişinin
özel ve toplumsal yaşamının hiçbir değeri yok, tek değer islam yolunda sonsuza
denli soykırım yamaktır. Başkalarının mal-mülkünü, kadın ve kızlarını ganimet
olarak özümseyip tecavüz etmek, sonra kadın pazarlarında satışa çıkarmak
islamın temel cihat ilkesini oluşturmuştur. Kadın ve köle ticareti başka
devirlerde de olmuştur, ancak hhiçbir devirde islamdaki gibi kadın ticaretinde
allah kendisi de katkıda bulunmamıştır. Yalnız islamiyetin allahı pezevenklik
tavsiye etmektedir. İslamda hayata ve insan onuruna saygı yok. Kuranı Türkçe
okumak gerekirse bile, kaç kere okunmalı. Bir kitap ne denli güzel olursa, onu
2-3 kereden artık okumak olur mu? Bir insan ömür boyu sadece ve sadece bir tek
kitabı nasıl okur? Arapça ve ingilizcenin karşılaştırılması doğru değil.
Horasanda Kutayba yüz binleri bir yere toplayıp zorla namaz kıldırıyordu. Her
eve, he obaya islamı öğretsin diye savaşamayan yaşlı arapları yerleştirmişti. Onların
da ilk anlatmaya çalıştıkları peygamberin 9 yaşlı Ayişeyle evlenmesi macerası
olurdu. Şimdi diyanet tarafından islam ordusunun kahraman neferleri olarak
nitelenen bu şerefsizler böylece girdirildikleri evlerde ve obalarda ailelerin
kadınlarına, küçük kızlarına tecavüz ediyorlardı. İngilis ve ya Fransız bunu ne
zaman yaptı? Savaşlarda öldürmeler olmuş, ama müslümanların yaptıkları gibi böyle
şerefsizlik yapmamışlardı. Bunlar tarih kitaplarındaki bilinen bilgiler.
Tarihçilerin haberleri olmadığı geriye kalanlarını düşünün şimdi. Tarih kitaplarına
geçmemiş olan müslüman ordularının yaptıkları namussuzlukları düşünün! İngiliz
bunu yapmadı. İngilizler bilgi götürüyorlardı, araplar inanç. Her bir kişi
gittiği yere kendi kültürünü kendisiyle beraber taşıdığı gibi, uluslar da
öyledir, yalnız tarihsel birikimlerini götürürler, başka bir şey götürmezler. Akademiyadan
mezun olmuş ingilis generali fizik, kimya, matematik bilgileri götürdüğü gibi, müslümanlar
da islam vahşeti ve soykırımını götürüyorlardı. Kuranın soykırım ayetlerini
götürüyor, o ayetlerin betimlediği kabus ve vahşet gibi davranıyorlardı. İngilizler
ve Farnsızlar hiçbir dili tarihten silmediler. Tam tersine dilleri öğrenip
gramerini yazdılar. Günümüzde Sumer, eski Kıpti dili, Afrikanın müslümanlar tarafından
yok edilen eski dilleri işte bu sömürgeciler tarafından öğrenilip tarih bilgisi
olarak sunuldu. Hindistanda bir kaç yerli küçük dillerin grameri ve dilin
yapısı İngilis sömergeciliği döneminde öğrenildi. Ruslar da öylece davrandılar.
Kars 33 yıl Rus yönetiminde kaldı, bu 30 yılda Kars ve bölgesi üzerine Rus
uzmanlar en mükemmel toponomi, etnografi ve dil bilgileri kitapları araştırıp
yazdılar. Karsın ve Bakünün mimari yapısı bile değişti. Finlandiyayı ülke eden
Ruslar oldu. Türklerin "dilimiz ayıp köylü dilidir" şeklinde düşünüp
Farsça yazdıkları gibi Finler de 1000 yıl boyunca dilimiz köylü dilidir diye hep
İsveç dilinde yazdılar. Rus işgalinden sonra Rusya onlara ana dillerinde
okullar açtı ve dünyanın en uygar ulusu Rusun yardıımıyla tarihe girdi. Daha
sonra da Lenin bağımsızlıklarını tanıdı. Aynıyle Azerbaycan ve Merkezi Asya
ülkelerini da Ruslar kurup ehlileştirmeye çalıştılar. O ülkelerde türkçelere
dayanarak milli devlet kurma imkanı yok idi, olamazdı. Çünkü türkçenin kökü,
edebiyatı ve kaynağı yoktu. Göçebe-köylü diliydi. Aynen Osmanlıda olduğu gibi.
Osmanlıda da dil yoktu. Yuvalarından koparılmış, çücukken saptırlıp
devşirilenler için sahte bir dil düzeltmiştiler. Bu dili ancak çocuk yaşta
öğrenmek oluyordu, hala da öyle. 40 yıl Osmanlıcayla uğraşanlar bu dili
öğrenemiyorlar. Çünkü grameri yok. Dil doğanın ve tarihin birlikte evriminin
sonucu. Osmanlıca doğanın sonucu değildi, sapıkların 3 dili deforma etmelerinin
sonucuydu. Araplar, Osmanlı, ya da diğer islam imparatorluklarının
Avroplalıların yaptıklarına benzer bir şey yaptıklarına dair tarih tanık olmuş
mu? Geri kalmış dillerin gelişen dillerden söz alması başka konudur, ama
"islamdan sonra müslüman olmayan uluslar ve dilleri mensuh
edilmiştir" düşüncesiyle ulusları ve dilleri tarihten silmek başkaca konu.
Witgenestein "Göksel dil yoktur" diyor. En küçük etnik diller bile
ingilis dili gibi dünya dili olma kapasitesine iyedirler. Alman, Yunan, Fransız
dilleri gibi felsefe dili olabilirler. Arap-islam zihniyeti böyle saygın
bilgilere gereksinim duymayacak denli vahşi olmuştur. Bu açıdan sadece
Türkçenin değil, Kürtçenin, Farsçanın, ... bütün dillerin kendi yapısı üzerinde
gelişme olanağına inanmak ve buna hoşgörüyle bakmak gerekir. Günümüz Fars dili
Arapların vahşi Arapçacılığına karşı şekillenip Arapçaya meydan okuyarak doğdu.
Horasan uygarlığı islama ve Arapçaya direniş sonucu olarak doğdu. Türkçede de
öyle oldu. Karahanlıların da Samani Farslar gibi Kuranı ve diğer örütleri
(metinleri) kendi yapısı üzerinde gelişen türkçeye tercüme etmelerinin de
sebebi buydu. Bütün bu gelişmelere Horasanda şuubi etkinlik adı verilmişti.
Farslar bu süreci durmadan sürdürdüler ve doğru ettiler, Selcuklu ve Osmanlı
sürdürmedi. Orta Doğu dillerinin Arap-islam kabusundan kurtulmasını desteklemek
gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder