Sultan Muhammet hakkında üstte söylenenlerin
hiçbir tarihsel tutarlılığı yoktur. 6 dil bilmesi yanlış ve ideolojik tarihin
uydurmaısıdır. Hangi dillerdi bu 6 dil? Osmanlının saray dili Farsçaydı.
Çocukluktan Farsça eğitim alırlardı. Farsçayı bilmek, aslında Osmanlılar için
ayıp olsa da, doğal bir durumdu. Çünkü eğitim dili camilerde Farsçaydı. Eğitim
de camilerde yapılırdı. Kendi dillerini, yani Türkçeyi de Farsça üzerinden
bilirlerdi. Şimdi İrandaki Türklerin Farsçayı bilmeleri ne denli doğalsa,
Osmanlı yönetiminin Farsçayı bilmeleri de o denli doğaldı. Çünkü Ziya Gökalpin
"Türk milliyetçiliği ve Batı uygarlığı" yazgasında (makalesinde)
yazdığı gibi 1838 yılına denli Osmanlı tam ve eksiksiz olarak bir İran devletidir.
Estetik, müzik, saray ve sanat dili Farsçadır. Zaten eğitim dilleri Farsçaydı.
Yazdıkları şiirleri Farsçaydı. Türkçeyi de Farsça dil bilgileri üzerinden
yazıyorlardı. Farsçayı tüm orduya öğretemedikleri için, öğretme teknik ve
olanaklarından yoksun oldukları için ordunun veya yağmanın dili Türkçe
kalmıştı. Osmanlıca denilen yapay dilin ortaya çıkması da bu yüzden. Yani
eğitim dili Farsça olan okumuş kesiminin ve devşirmelerin Türkçeyi Farsça
gramer üzerinden anlıyor olmalarıydı. Farsçayı bütün Osmanlı yönetici kesimi
biliyordu ki, bu, bana göre onların üstün bir özelliği değil, onların ayıbıydı.
Bir tek fars yurttaşları yoktu. Ama milyonlarca Yunan ve Ermeni yurttaşları
varken, bu halkların dillerine saygı göstermezken ve bilmezken, hiçbir
temsilcisi olmayan Farsçayı biliyorlar ve yaygınlaştırıyorlardı. Komik ve ayıp!
Bu ayıp son Osmanlıya denli sürdü ve bu ayıbı ortadan kaldıran Atatürk oldu.
Nitekim II. Sultan Hamit oğullarının karnelerinde en iyi bildikleri dil Farsça
olarak gözüküyor. Fatihin Yunancayı bildiğine dair belge yok, yazılanlar da
resmi tarihin abartıları. Yunancayı bilmek kolay değildi. Bir dili bilmenin
miyarı nedir? Bir kaç kelime yabancı dilin söz dağarcığından ezberbilmeye dil
bilmek denilebilir mi? Çevresi yunanlarla kuşatılmış kimileri duyduğu ölçüde
Yunancayı kısmen bilmiş olabilir, ama buna Yunancayı biliyor demek abartı olur.
Bu yüzden Yunancayı bilmesi ve cumhuriyet döneminde islamcıların bunu uydurup
sokak bilgileri haline gtirmeleri tutarsızdır, tarihsel gerçeklerle bağlaşmaz.
Türkçe, Farsça ve Yunancayı biliyormuş diyelim, geri kalan 3 diller hangisi ve
hangi ölçekte biliyormuş? Bunun ötesinde, çok dil bilmek kişinin zeki olduğunu
göstermiş olabilir. Ama bu, onun kişiliğinin sağlıklı yapıya sahip olduğunu
göstermez. Evet, Sultan Muhammet iyi bir stratejist olmuştur. Ama bu,
dünyagörüşü olarak onun Orta Çağ Karanlığına batmış olduğunu önleyemez. Nitekim
Ayasofyayı camiye dönüştürmek onun sevimsiz ve kaba uygulaması olmuştur.
"İslamın kılıç hakkı!"ymış. Bu yanlış uygulama onun bütün olumlu karakterini
gölgelemiştir. Hele 4 gün, 3 gece Konistantinapolun yağmalanmasına izin vermesi
ve Osmanlı askelerinin ailelerde vahşetler yaşatması, evlere girip gelinlerin
parmaklarındanki yüzüyü çıkarmak isterken, yüzük bir az geç çıkarken diğer
asker de gelip şerik olur diye kızların ve gelinlerin parmaklarını kılıçla
kesip ve parmaklarla bir yerde yüzükleri ceplerine tepmeleri bir yana dursun.
Bunu tüm işgalci ordular tarihte yapmışlar diyelim ve Sultan Muhammetin de bu
açıdan başka işgalcilerden hiçbir ayrındalığının olmadığını söyleyip geçelim.
Ama Ayasofyayı camiye dönüştürmek neyin nesi? Bu, açıkça hırsızılıktır. Yani
Osmanlı askerleri kenti yağmalarken genç kızların ırzına geçmeleri,
parmaklarını kesip yüzükleri çıkardıkları gibi Sultan Muhammet de sultanlık
düzeyinde hırsızılık ve ahlaksızlık yapmıştır. Başka ulusun tamamen başka amaç
için yapılan mülkünü islamın mabedi etmesi hırszılık değildir de nedir acaba?
Şimdi hem Atatürk, hem de Sultan Muhammet ikisi de tarih olmuşlar. Tarih
olanları değerlendirmek kolay, lakin ideolojik telkinlerden arınma gerektirir.
Sultan Muhammet zamanında bir haftada, bir yılda, hatta sultanın öldüğü anadek
İstanbul ansızın tüm hırıstyanlardan arınmadı, hırıstyanlar geçen yüzyıl
başlarına denli çoğunluktaydılar. Hele sultan zamanında hepsi hırıstyandı. O
zaman kendi yurttaşlarının kutsal mekanlarını başka dinin tapınağına
dönüştürmek ne denli etik acaba? Ben bunu edepsizlik olarak niteliyorum. Tabii
o devir halkı yüreyine taş basarak buna boyun eğmişler, çünkü başlarının üstünde
kılıç durmuştur. Ama Osmanlının ayıplarını ortadan kaldıran Atatürk, Sultan
Muhammetin de bu ayıbını ortadan kaldırmıştı. Tarih için, hırstyan halk için
centelmenlik göstererek Sultan Muhammetin bu ayıbını ortadan kaldırmıştı. Büyük
Atatürk, başka ulusların kutsallarına saygısızlık etmenin doğru olmadığını bu
yolla belirtmiştir. Beşer tarihi için aydınlık vizyon açmıştır? Neden mi? Çünkü
tarih hiçbir zaman savaşsız olmuyor. Gelecek yüzyıllar ve binyıllarda da büyük
savaşlar ve işgaller olacaktır tabii. Atatürk gelecek zamanlar için de bir edep
dersi vermiştir. İşgal ettiğiniz ülkelerin tarihsel değerlerine Sultan Muhammet
gibi edepsizlik etmeyin diye ders geçmiştir. Burada tarihe, hayata dair iki
vizyon var: 1- Mütecaviz ve saygısızca davranan sultan Muhammet vizyonu. 2-
Sultan Muhammetin saygısızlığını ve hatta edepsizliğini tarihten silerek kendi
ulusunu bu konularda eğitmeye çalışan Atatürk vizyonu. Birinci vizyon Arap
vahşetinin göstergesi, ikinci vizyon uygar ulus tesis etme vizyonunun
göstergesidir. Bu açıdan da bu denli derin ayrındalıklar ortadayken Sultan
Muhammetle Atatürkü karşılaştırmak doğru bir yöntem değildir. Özellikle Atatürk
gibi bir aydına Sultan Muhammet tahammül edemezdi. Nitekim Sultan Muhammet
zamanında hurufi soykırımı yapıldı. Hal bu ki, Atatürk bu konularda büyük
hoşgörüye sahipti. Şöyle ki, çağın değişimiyle 18 ve 20 yüzyıllarda büyük
devrimler oldu. Devrim sırasında saltanat mensuplarının hepsini Fransada ve
Rusyada bebeklerine denli öldürdüler. Ama Osmanlı vizyonunu açıkça karanlık
Orta Çağ olarak belirleyen Atatürk bir saltanat mensubunu öldürmedi, oysa ki, o
da bunu yapabilirdi. Nitekim çok ilginç durumla karşı karşıyayız: Gerçekten
Osmanlı soyundan olanlar Atatürkü överken, sahte "Osmanlı torunları"
Atatürke karşı edepsizlik eder, onu "tarihe ihanet etmekle!"
suçlarlar. Dolayısıyla, Sultan Muhammet gibi bebek kardeşini öldüren,
kadınların ırızına geçilmesi için ordusuna izin veren, islam adına hiçbir
ulusun değerine edep ve saygıyla yaklaşmayan bir mütcavizle, "Yunan
bayrağını ayaklar altına sermeyin, o, bir ulusun değeridir" söyleyen
Atatürkü karşılaştırmak ve bunların birbirlerine benzer yönlerini bulmaya
çalışmak tutarsızılıktır, hatta bana göre ayıptır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder