13 Temmuz 2020 Pazartesi

Sultan Muhammet ve Atatürk


Sultan Muhammet hakkında üstte söylenenlerin hiçbir tarihsel tutarlılığı yoktur. 6 dil bilmesi yanlış ve ideolojik tarihin uydurmaısıdır. Hangi dillerdi bu 6 dil? Osmanlının saray dili Farsçaydı. Çocukluktan Farsça eğitim alırlardı. Farsçayı bilmek, aslında Osmanlılar için ayıp olsa da, doğal bir durumdu. Çünkü eğitim dili camilerde Farsçaydı. Eğitim de camilerde yapılırdı. Kendi dillerini, yani Türkçeyi de Farsça üzerinden bilirlerdi. Şimdi İrandaki Türklerin Farsçayı bilmeleri ne denli doğalsa, Osmanlı yönetiminin Farsçayı bilmeleri de o denli doğaldı. Çünkü Ziya Gökalpin "Türk milliyetçiliği ve Batı uygarlığı" yazgasında (makalesinde) yazdığı gibi 1838 yılına denli Osmanlı tam ve eksiksiz olarak bir İran devletidir. Estetik, müzik, saray ve sanat dili Farsçadır. Zaten eğitim dilleri Farsçaydı. Yazdıkları şiirleri Farsçaydı. Türkçeyi de Farsça dil bilgileri üzerinden yazıyorlardı. Farsçayı tüm orduya öğretemedikleri için, öğretme teknik ve olanaklarından yoksun oldukları için ordunun veya yağmanın dili Türkçe kalmıştı. Osmanlıca denilen yapay dilin ortaya çıkması da bu yüzden. Yani eğitim dili Farsça olan okumuş kesiminin ve devşirmelerin Türkçeyi Farsça gramer üzerinden anlıyor olmalarıydı. Farsçayı bütün Osmanlı yönetici kesimi biliyordu ki, bu, bana göre onların üstün bir özelliği değil, onların ayıbıydı. Bir tek fars yurttaşları yoktu. Ama milyonlarca Yunan ve Ermeni yurttaşları varken, bu halkların dillerine saygı göstermezken ve bilmezken, hiçbir temsilcisi olmayan Farsçayı biliyorlar ve yaygınlaştırıyorlardı. Komik ve ayıp! Bu ayıp son Osmanlıya denli sürdü ve bu ayıbı ortadan kaldıran Atatürk oldu. Nitekim II. Sultan Hamit oğullarının karnelerinde en iyi bildikleri dil Farsça olarak gözüküyor. Fatihin Yunancayı bildiğine dair belge yok, yazılanlar da resmi tarihin abartıları. Yunancayı bilmek kolay değildi. Bir dili bilmenin miyarı nedir? Bir kaç kelime yabancı dilin söz dağarcığından ezberbilmeye dil bilmek denilebilir mi? Çevresi yunanlarla kuşatılmış kimileri duyduğu ölçüde Yunancayı kısmen bilmiş olabilir, ama buna Yunancayı biliyor demek abartı olur. Bu yüzden Yunancayı bilmesi ve cumhuriyet döneminde islamcıların bunu uydurup sokak bilgileri haline gtirmeleri tutarsızdır, tarihsel gerçeklerle bağlaşmaz. Türkçe, Farsça ve Yunancayı biliyormuş diyelim, geri kalan 3 diller hangisi ve hangi ölçekte biliyormuş? Bunun ötesinde, çok dil bilmek kişinin zeki olduğunu göstermiş olabilir. Ama bu, onun kişiliğinin sağlıklı yapıya sahip olduğunu göstermez. Evet, Sultan Muhammet iyi bir stratejist olmuştur. Ama bu, dünyagörüşü olarak onun Orta Çağ Karanlığına batmış olduğunu önleyemez. Nitekim Ayasofyayı camiye dönüştürmek onun sevimsiz ve kaba uygulaması olmuştur. "İslamın kılıç hakkı!"ymış. Bu yanlış uygulama onun bütün olumlu karakterini gölgelemiştir. Hele 4 gün, 3 gece Konistantinapolun yağmalanmasına izin vermesi ve Osmanlı askelerinin ailelerde vahşetler yaşatması, evlere girip gelinlerin parmaklarındanki yüzüyü çıkarmak isterken, yüzük bir az geç çıkarken diğer asker de gelip şerik olur diye kızların ve gelinlerin parmaklarını kılıçla kesip ve parmaklarla bir yerde yüzükleri ceplerine tepmeleri bir yana dursun. Bunu tüm işgalci ordular tarihte yapmışlar diyelim ve Sultan Muhammetin de bu açıdan başka işgalcilerden hiçbir ayrındalığının olmadığını söyleyip geçelim. Ama Ayasofyayı camiye dönüştürmek neyin nesi? Bu, açıkça hırsızılıktır. Yani Osmanlı askerleri kenti yağmalarken genç kızların ırzına geçmeleri, parmaklarını kesip yüzükleri çıkardıkları gibi Sultan Muhammet de sultanlık düzeyinde hırsızılık ve ahlaksızlık yapmıştır. Başka ulusun tamamen başka amaç için yapılan mülkünü islamın mabedi etmesi hırszılık değildir de nedir acaba? Şimdi hem Atatürk, hem de Sultan Muhammet ikisi de tarih olmuşlar. Tarih olanları değerlendirmek kolay, lakin ideolojik telkinlerden arınma gerektirir. Sultan Muhammet zamanında bir haftada, bir yılda, hatta sultanın öldüğü anadek İstanbul ansızın tüm hırıstyanlardan arınmadı, hırıstyanlar geçen yüzyıl başlarına denli çoğunluktaydılar. Hele sultan zamanında hepsi hırıstyandı. O zaman kendi yurttaşlarının kutsal mekanlarını başka dinin tapınağına dönüştürmek ne denli etik acaba? Ben bunu edepsizlik olarak niteliyorum. Tabii o devir halkı yüreyine taş basarak buna boyun eğmişler, çünkü başlarının üstünde kılıç durmuştur. Ama Osmanlının ayıplarını ortadan kaldıran Atatürk, Sultan Muhammetin de bu ayıbını ortadan kaldırmıştı. Tarih için, hırstyan halk için centelmenlik göstererek Sultan Muhammetin bu ayıbını ortadan kaldırmıştı. Büyük Atatürk, başka ulusların kutsallarına saygısızlık etmenin doğru olmadığını bu yolla belirtmiştir. Beşer tarihi için aydınlık vizyon açmıştır? Neden mi? Çünkü tarih hiçbir zaman savaşsız olmuyor. Gelecek yüzyıllar ve binyıllarda da büyük savaşlar ve işgaller olacaktır tabii. Atatürk gelecek zamanlar için de bir edep dersi vermiştir. İşgal ettiğiniz ülkelerin tarihsel değerlerine Sultan Muhammet gibi edepsizlik etmeyin diye ders geçmiştir. Burada tarihe, hayata dair iki vizyon var: 1- Mütecaviz ve saygısızca davranan sultan Muhammet vizyonu. 2- Sultan Muhammetin saygısızlığını ve hatta edepsizliğini tarihten silerek kendi ulusunu bu konularda eğitmeye çalışan Atatürk vizyonu. Birinci vizyon Arap vahşetinin göstergesi, ikinci vizyon uygar ulus tesis etme vizyonunun göstergesidir. Bu açıdan da bu denli derin ayrındalıklar ortadayken Sultan Muhammetle Atatürkü karşılaştırmak doğru bir yöntem değildir. Özellikle Atatürk gibi bir aydına Sultan Muhammet tahammül edemezdi. Nitekim Sultan Muhammet zamanında hurufi soykırımı yapıldı. Hal bu ki, Atatürk bu konularda büyük hoşgörüye sahipti. Şöyle ki, çağın değişimiyle 18 ve 20 yüzyıllarda büyük devrimler oldu. Devrim sırasında saltanat mensuplarının hepsini Fransada ve Rusyada bebeklerine denli öldürdüler. Ama Osmanlı vizyonunu açıkça karanlık Orta Çağ olarak belirleyen Atatürk bir saltanat mensubunu öldürmedi, oysa ki, o da bunu yapabilirdi. Nitekim çok ilginç durumla karşı karşıyayız: Gerçekten Osmanlı soyundan olanlar Atatürkü överken, sahte "Osmanlı torunları" Atatürke karşı edepsizlik eder, onu "tarihe ihanet etmekle!" suçlarlar. Dolayısıyla, Sultan Muhammet gibi bebek kardeşini öldüren, kadınların ırızına geçilmesi için ordusuna izin veren, islam adına hiçbir ulusun değerine edep ve saygıyla yaklaşmayan bir mütcavizle, "Yunan bayrağını ayaklar altına sermeyin, o, bir ulusun değeridir" söyleyen Atatürkü karşılaştırmak ve bunların birbirlerine benzer yönlerini bulmaya çalışmak tutarsızılıktır, hatta bana göre ayıptır.



Hiç yorum yok: