11 Ağustos 2020 Salı

Ayasofya

 "Herkes istediği gibi düşünüp inanmakta özgür." diyorsunuz. Bu görüş islamla bağlaşmaz, bağlaşamaz. Bir müslüman bunu söyleyemez. Söylerse dinden çıkar. Nitekim aynı bu cümleyi söylediklerinden dolayı İranda, Arap ülkelerinde, İslamın nefesi dokunan ülkelerde yüzlerce, özellikle kadın islam düşmanı adı altında tecavüze uğruyor, hapishanelerde mahfoluyorlar. Ama uygulamadan kalksa ve sadece yasada kalsa da, o biricik "laiklik" sözü allahtan daha çok yardımınıza koşuyor demek ki. Kendi inancınız dışında var olan düşünceyi bu şeklide sergilemeniz islamı bilmediğinize işaret eder. İslamın neresinde yazmış böyle? İslam böyle görüşleri hiçbir zaman yakın bırakmamıştır. Hçbir din, özellikle islam, karşıt düşünceye toleranslı davranmamıştır. Davranamaz. Çünkü karşıt görüşleri beşeri zekanın ürünü hesap eder. Bilirsiniz islamda ve diğer dinlerde allah cisimleştirilerek ona dil verilir, konuşturulur. Yani Kuran beşer Muhammetin ürünü değil de allahın göndergesi. Peki allah nedir? Allah sadece bir sözcük değil mi? Bir sözcük dışında allah nedir? Sabahtan akşama siz "allah" yerine, "taş" diye zikr edip dursanız, taş sözü de allah sözü gibi sizin için kutsanır. Çünkü ikisi de sadece olarak sözcük. Beşerin üretimi. Yoksa allah diye bir kimlik ortaya çıkıp da bana allah demelisiniz diye istekte bulunmamıştır. Olmayanı nitelemek ve bir türlü tanımla sözcüğüdür ve bu yüzden de tüm dillerde farklı sözcükler var allah sözüne karşılık. Kendisini mutlak hak olarak gören görüş başkasına yaşam hakkı tanıyamaz. Mesela soruyorum: Muhammet Hz. Ayşe gibi kızların eğitimi için bir girişimde bulunmak yerine, neden bu çocuğu gerdeğine soktu söyler misiniz? Bu dediğiniz düşünce modern bir görüş. Bunun temelinde çocuğa tecavüz niyeti durmaz, çocuğu eğitip onu düşünce sahibi yaptıktan sonra "Herkes istediği gibi düşünüp inanmakta özgür" söyler. Eğitim de nasıl olmalı? Bu hakta tarihte net bilgiler var. Günümüz Finlandiya, Danmarka, ... İsveç gibi ülkelerinin eğitim sistemi Platonun "Devlet" kitabının uygulamasından başka bir şey değildir. Çocuğu imam hatibe bırakmak eğitim değil, eğitim düşmanlığıdır. Çocuk 13 yaşına denli idman ve musiki öğrenerek fizik, kimya, bioloji, matematiği de yan bilimler olarak öğrenmelidir. 1400 yıllık islam tarihinin hiçbir eğitim ve pedagoji formatı yok. Arapça öğrenmek eğitim mi? Tam tersine Platonun eğitim sistemi de yasaklanmıştı. Platon eğitim sistemini şöyle özetler: Musiki, idman, geometri, artimatik, astronomi ve dialektik. Musiki ruhu, idman bedeni sağlıklı duruma getirir. Sağlıklı beden ve ruh vahdetinden doğru öğrenme olanağı meydana çıkar. İslamın doğuşundan Osmanlıya denli bir tane, sadece bir tane okumuş, okutulmuş bir kadın gördünüz mü tarihte? Gizlince kapı arkasından erkek öğrencilerin derslerini dinleyip ve kapı deliğinden harfler nasıl yazılıyor diye öğrenen onlarca kadın sırf bu yüzden öldürüldüler. Yani islam ve onun tarihi kandır. Kıtaldır (öldürüşmedir), cihattır. Eğitim düşmanlığıdır. İnsanlığın dinle savaşımında geliştirdiği görüşleri islam adına söylemeniz etik değildir. Sizin bu düşüncenize saygı duyulur. Ama belirtmeniz lazım ki, burası islamsız bir bireyselliğinizin yaşamsal algısı. Öyle bir islam olmamış ve yoktur. Ayrıca, ben müslümanlarla diyalogu kapatalı uzun zaman oldu. İslam diyaloğa kapalıdır. Kapalı sistemdir. Başımıza getirdiği bu zulümler de bu yüzden. Kapalı sistem olarak islam, kapalı olmayan sonsuz kainatı, insan hayatını kendi dar kapalılığına kapatır ve hayatı cehenneme dönüştürür. Kapalı olmayan sistemde düşünme becerisini din resmiyete tanımaz. tanırsa, ona din denmez, felsefe denir. Nitekim hala müslümanlar yerin küre olduğunu kabul etmezler. Çünkü Kurana göre yer düzdür. Nitekim müslüman Kuranın "uzay aydınlıktır" önermesinin yanlış olduğunu kabul edemiyor. Çünkü semavat (uzay), Kuranın dediği gibi ışıklı değil karanlık. Ve neler neler. Sizin neyi okuyup okumadığınızı bilemiyorum. Ben paradigmnalar üzerine konuşurum. Sizi tanımışlığım da yok. İslami paradigma felsefe okumayı yasaklar. Bu hakta islamın direği sayılan Gazali gibi hüccet-ül islamlardan fetvalar var. Okursalar da, önyargıyla okumalılar, özgür kişisel akıl olarak ve özgün tarafsız beyinle okumamalılar. İslam budur. Zaten bu yüzden islamın esaretinden kurtulamıyorlar. Şimdi aklı öne çıkaran birisi geçenlerde konuşuyor ve diyor ki, Gazalinin altından Kuran ve İbn-i Rüştün altından Yunan felsefesi çıkar diye İbn-i Rüştü ya okumuyordum, ya da yunancıdır diye böyle bir önyargıyla okuyordum. Doğru söylüyor. Hala çoğu islam ülkelerinde İbn-i Rüşt, İbn-i Sina, Farabi, Zekerya Razi ve modern felsefe yasak. İslamın doğduğu Arabıstanda Nitsche yasak, Kant yasak, şüpheci Dekart yasak, ... yasak yasak. Ve islam budur. Kuran da bunu diyor. Şimdi bu paradigmayı bırakıp sizin özel girişimlerinizle ilgilenmenin anlamı yok. Ben paradigmalar üzerine konuşurum. Tüm islamın nefesi dokunan ülkeler vahşet, açlık, kadın düşmanlığı, çocuk mütecavizliği içinde. Bu tabloda islamın hiç suçu yok mu? Yoksa "hayır bu gerçek islam değil" söyleyerek kendinize teskinlik mi veriyorsunuz. Tüm ülkelerdeki islam tam da Muhammedi islamdır. İrandaki Ali islamı, sünnilerdeki de Ömer islamıdır. Kimse kendini kandırmasın. İslamda özgür birey olamaz. Olmazsa, ben bir müslümana nasıl özgür birey olarak bakabilirim söyler misiniz? Paradigmalar üzerinden bakmanın zarureti de şuradan kaynaklanır. Hamdi Tayfurun paylaşımlarını arada izliyorum. Düşünce dönüşümünde neler oluyor diye. Çünkü islam nefesi dokunan cehennemlerde düşünce adamı olmanın sonu felaket, bedbahtlık ve miskinliktir. Türkiye de şimdi yeniden işgal edilmiştir kanımca. Yeni Osmanlıcılık eski Osmanlının "necip Arap ırkı" söylemini canlandırarark Arap kirli kültür imperyalizminin elementlerini toplumun kılcal damarlarına denli sokuyor. Mesela "kebir" ne demek? Bu edepsizlere sormak gerekir ki, dilimizde "büyük" sözü varken bu arap kirliliklerini neden doldurursunuz dilimize? "Büyük Ayasofya" derken eksik olan ne oluyor ki, onun yerine dilin gramer yapısını da değiştirerek "Aysofya-i kebir" denilir? Bu pislik zihniyetten güzellik, incelik, sevgi, insan hakları salgılanır mı? İrin, kirlilik ve doğanın binyıllar boyunca olgunlaştırdığı bir dili, yani türkçeyi yok etme eylem ve niyeti dışında hiçbir şey ortaya çıkmaz. İslam çoğu dilleri tarihten sildi. İslamın yaptığı soykırım ve uygarlık kırımı benzerini Latin Amerikada kızılderililer üzerine yaptılar.

Hiç yorum yok: