12 Ağustos 2020 Çarşamba

Vahiy

kavramlara herkes istediği anlamı yüklerse, çağlar arası, beyinler arası, insanlar arası ilişki kurmak olanaksız olur. Burada anlattığınız gibi bir tanım "vahiy" kavramı üzerine mevcut değildir. Mesela ben "su" derken siz benim istediğimi "ekmek" olarak anlarsınız, bu durumda nasıl anlaşabiliriz. Bu şekilde vahiy tanımı hangi ensklopedide yazılmıştır, söyler misiniz? Buradaki tanımınız kendi psikolojik güvenliğinizi korumak için uydurduğunuz bir tanımdır, bir nedenselliktir ve çoğu dindar kişi de böyle yapar. Çünkü din yapay psikolojik bir güvenlik algısı oluşturarak kişinin sinir sistemi rahatlatır, bir tür şüphe dışı huzur meydana getirir. Dünyada en büyük huzursuzluk düşünmektir ve günümüzdeki nimetleri de bu huzursuz yaşayan düşünce adamlarının bulgularına borçluyuz, çünkü dindar kesim hiçbir şey bulamamış, bulamaz. Bilimsel buluntuların hepsi din dışı düşünmenin ürünüdür. Dinsel güvenlik sistemine teslim edildikten sonra, kişi aklını kapatarak, artık dinin tam anlamıyla kölesi olur, allah kulu, peygamber kulu, şeyh kulu, .... kul olur işte. Bu güvenlik algısından yola çıkarak da doğa, toplumsal ilişkiler, ahlak, dil ve kavramlar üzerine tanımlamalar getirir. Böyle bir güvenlik algısı kişinin kendi çağında yaşamasını ve evrenle uğraşmasını önler. Çünkü bu güvenlik algısına göre ömür kısadır ve ölümden sonra kişiyi ebedi cennet beklemektedir. Böylece yaşamda ve şu an burada bulunarak hayattan zevk alma, bilimle uğraşma fırsatını kaçşırır. Dinsel güvenlik sistemi akli fırsatları kaçırma yöntemidir. Dindar kişi için tanımlamaların doğru olup olmaması önemli değildir. Bu tanıma inanması önemlidir. Önemli olan onun psikolojik bağışıklık sisteminin düşünce acılarından korunmasıdır. Psikolojik bağışıklık sistemine tanımlarının yararlı olmasıdır. Yoksa tanımları gerçeklerle aykırışa da bilir. Bu yüzden de kendisini şühphe karşısında demir bir iman duvarıyla korur. Evren algısı da bu psikolojik sistem içinde gerçekleşir. Bir tür melankoli hali. Tasavvufta daha güçlü. Burada vahiy üzerine yaptığınız tanım da öyle bir korunma gereksiniminden yola çıkarak yapılmıştır. Çünkü ilişkinin arkasında şeytanın değil de allahın durduğunu nasıl sezebilirsiniz? Bunun ölçümü nedir? allah ve şeytanı ayrıştıran ölçüm nedir? Vahiy de sözcük olarak taş, gök, allah, ilim, ... gibi Arapçanın söz dağarcığında sözlerden biridir. Bu sözü Muhammet üretmemiştir. Muhammetin ürettiği bir tanecik de söz olmamıştır. Arapçada var olan söz yığınını kullanmıştır. Şimdi ben vahiy sözünün anlamını size açıklayacağımdır. Vahiy sözcük olarak imlenme, işarelenme ve yönlenme anlamındadır. Ama yönlenmenin yönü olumludur diye bir kural yok. Yani vahiy kavramının hem kirli, hem de aydınlık tarafı vardır. Mesela siz çocuğunuzu öğütlerken ve onun için bir yaşam yönü belirlerken ona olumlu vahiy etmiş oluyorsunuz. Sokakta diyelim yanlış bir adam çocuğunu kötü yollara sürükleyecek şekilde bir yön belirtiyorsa, bu da olumsuz vahiydir, çünkü kişinin duygu ve davranışlarını yönlendiriyor. Nitekim Kuranda da vahiy hem kirlilik ve hem de iyilik içermektedir. Mesela Kurana göre şeytan da vahiy eder: ان الشیاطین لیوحون الی اولیاء هم yani şeytan da kendi evliyalarına, yandaşlarına vahiy eder. Şöyle anlaşılıyor ki, vahiy sadece allah katından değil, şeytan katından da veriliyor. Bu açıdan bakıldığında, bana göre Mekke sureleri tanrı vahyi ve Medine sureleri tümüyle şeytan vahyidirler. Çünkü merhamet sahibi olan Tanrı kadınlara vurun, müşrikleri, kafirleri çarpaz bağlayıp kesin, hırıstyan ve yahudiyle dost olmayın söyleyemez. En önemlisi Tanrı kendisini bu denli aciz göstererek kargış etmez. Her şeye kadir olan allah nasıl olur da insanları birbirine böyle düşman yapar? Dolayısıyla burada sizin vahiy kavramı üzerine tanımız yetersiz ve eksiktir. İlişkinin arkasındakini allah olarak tanımlamanız için allah, ya da şeytan olmanız gerekecek. İnsan olmamanız gerekir. Çünkü test edilemeyecek bir bilgiyi kesin bilim olarak tanımlamanızı bilgi yöntemi ve bilimsel düşünme onaylayamaz.

Hiç yorum yok: