19 Aralık 2020 Cumartesi

Us- vicdan

 İnsanın 3 doğal isteği ve gereksinimi var: 1- Yiyecek, 2- Giyecek, 3- Barınak. Bu üç gereksinimi giderilmeyen insanda etik davranış, sorumluluk duygusu ve vicdan olamaz ve olmamalı. Bu üç gereksinimi gidermiş olan da akıldır. Dolayısıyla akıl etik olmanın ilkesini oluşturuyorsa, vicdan usun uzantılarından biri. Şimdi burada usun niteliklerini de belirlemek gerekir. Vicdan çok güçlü bir olgu değildir. Hem de unutkan olabiliyor. Tarihsel boyutu yoktur. Mesela Edison`un elektriği keşf eden aklı bizlerin de vicdanımızı rahatlatmış. gelecek kuşakların da. Aklın kolaylık sağladığı ve aydınlattığı ortamda vicdan gözükebiliyor. İmanın ve inancın önde olduğu ortamlarda akıl yoktur. Dolayısıyla imanın olduğu yerde vicdan da yoktur. "Vicdandan yoksun bir akıl sadece mekanik bir kurallar dizisi üretir" derken burada mekanik kurallar neler oluyor acaba? Mekanik kurallar iyi mi kötü mü? Küçümsenmeli mi? Bu kuralların varlığı ve yokluğu hangi üstünlükleri ve ya eksiklikleri doğurur. Vicdan insan yaşamına duygusal sorumluluk yükleyen etken mi? Vicdan hangi sorunu çözebilir? Sorun çözemeyen bir vicdanın anlamı ne? Küçük bir örnek söylemek isterim. Yollardaki yeşil ve kırmızı ışıklar. Bu, aklın icadı olan mekanik bir kural. Bu mekanik kurallar olmasaydı, bizim vicdanımızı sızlatan bir sürü facıalarla karşılaşırdık. Her keresinde vicdanımız sızlar ve hiçbir şey de yapamazdık. Sonra da artık alışkanlık haline geldiği için vicdanımız sızlamazdı da. Çünkü vicdani sorumluluk, pratikte denenerek doğrulanmamış teorik bilgiye benzer. Halbuki, bu mekanik kuralın vicdan eğitimine ne denli etkili olduğunun bilincinde olmak gerekir. Bu örneği yaşamın tüm katmanlarına taşıyabiliriz. Şuradan yola çıkarak vicdanın da gözlerini açan, onu eğiten, daha parlaklaştıran ve bilinçle tanıştıran olgunun us olduğu görüşüne varabiliriz. Nitekim hayvanlarda vicdan yok, çünkü akıl yoktur. Yani insanda olduğu düzeyde vicdan diye bir olgu hayvanlarda yok. Tarihsel gerçekleri ve günümüz tablosunu göz önünüde bulundurarak düşünecek olursak, usun olmadığı toplumlarda vicdanın da olmadığını görebiliriz. Mesela müslüman toplumlarda vicdan diye bir olgunun olmadığını, ya da kör ve aksak olduğunu açıkça görüyoruz. Neden? Çünkü aklın tarihi (deneyimleri) ve kendisi (diyalektik us) yoktur da ondan. Bir başka örnekle düşüncemi açıklayama çalışacağım. Sınır tanımayan doktorlar vardır. Bu uzman doktorlar kendi rahat ortamlarında bulunup bol para kazanmak yerine, kendilerini tehlikeye sokuyorlar. Güvenliğin olmadığı, terörün olduğu yoksun ülkelerde yoksul çocukları ve diğerlerini tedavi ediyorlar. Hiçbir maddi gelirleri olmadan, tam tersine, maddi zararları varken böyle girişimde bulunuyorlar. Bu iş vicdani bir edimdir. Ama onların böylesine vicdani uygulamalarının iklesi ve temel dayanağı nedir? Tek kaynak var: Evrilmiş ve mekanik kuralları bilen akıl. Yani bir doktorun nabızları ölçmesi gibi ezber bildiği bilgiler var. Bu bilgileri sürekli üretmiyor. İlkeleri öğrenmiş ve onu kullanıyor. Evrilmiş us kişiye onun vicdanını rahatlatacak eylemler yaptırıyor. Vicdan entelektüel (rasyonel değil) aklın ürünü gibi seyirci bir varlık değil, sorumlu ve kendisini tatmin eden eylemlerde bulunan olgu gibi ortaya çıkıyor. Neden rasyonel aklın değil de entelektüel aklın? Rasyonalism 17. yy ürünü bir devrimdir. Rasyonalite usun tekniksel katmanıdır ve aydınlanmacılıkla arasında fark vardır. Örneğin Çin usu rasyonal akıldır. Çünkü aydınlatıcı yönü ve amacı olmamıştır ve yoktur. Sadece teknik üretir. Şöyle ki, 17. yy sonrası Avrupasında meydana gelen tekniksel us (rasyonalism) Çinde 2500 yıl öncesinden vardı. Çinlilerde teknik ve teknoloji üretimi bir alışkanlık. Lakin 18. yy Avrupasında ortaya çıkan entelektüelism Çinde ve beşer tarihinde olmamıştır. Entelektüel usu rasyonel ustan ayrındalıklaştıran nedir? Entelektüelism usun kendi ışığına ve aydınlığına bürünmesidir. Çinde olmayan da buydu: enlightenment. Vicdan ve kendi ışığına bürünmüş olan us arasındaki iletişim nedir? Acaba vicdan dediğimiz şey kendi ışığına bürünmüş us mudur? Örneğin 18. yy aydınlanma (usun kendi ışığına bürünme) devinimindeki insanların hepsinde aşırı vicdan belirtileri vardır. Kişinin içinde burkulduğu sorunları çözen kendi ışığına bürünmüş olan us. Şimdi bu sorunun bireysel, toplumsal, evrensel ve tarihsel boyutlarını anlatmak başkaca konu. Yani kendi ışığına bürünmüş olan us, insan doğasında üzeri örtülü şekilde vardı. Din, iman, töre, ... bunun üzerini örtmüştü. Arada küçük olaylar karşısında parlayıp sönmesine vicdan adı vermiştir mi beşer acaba?

 

Hiç yorum yok: