11 Ocak 2021 Pazartesi

Türk ve Arap tarihi neden hiçliktir?

Duygusallık insan doğasının özelliği. Duygusallık derken ne anlatılmak ve ne anlaşılmak isteniyor? Bedensel istekler mi? Bedensel isteklerden nasıl vaz geçmek olur? Spinoza´nın da belirttiği gibi bedensel dilekler neden dinler tarafından göz ardı edilmiştir? (Hele din kurucularının estetik olmayan aşırı seksüel yaşamları başkaca konu). Tüm Doğu ülkeleri toplumlarında beden ve bedensel istekler hor görülmüş, aşağılanmış. Bu yüzden bedensel istekleri kirli şekilde yaşamışlar. Çünkü us aydınlanmacılığıyla estetize edilmeyen, sadece iman verilerine göre realize edilen bedensel istekjler kirli bir geçmişe, şu ana ve geleceğe sahip olurlar. Halbuki, bedenin nerede son bulup ve ruhun nerden başladığı sorusu hiçbir zaman yanıtlanmamıştır. Doğu ülkeleri toplumları hiçbir ussal aydınlanma gerçekleştirmemiş olmalarından dolayı, özellikle islam toplumlarında usun tarihi ve içinde doğmamız gereken deneyimleri yoktur. Biz hiçbir ussal mirası ırs edinemiyoruz, çünkü yok. Dolayısıyla dindar toplumlar Gustav Lebon´un değimiyle söylersek "psikolojik kitle"den oluşurlar. İlkel toplumlar. İlkellikten toplumları ve bireyleri çıkaran tek olanak us. usun tarihi yok, kitabı yok ve özümsenmiş aydınlatıcı deneyleri yok. Sıfır noktasında doğar ve sıfır noktasında iman ederek ölürüz. Dolayısıyla bu özellik Türk toplumuna özgü değildir. Us evrelerini tarihlerinde realize edememiş tüm toplumlar hayvan sürüsüdürler. Nitsche´nin değimiyle sürü varlıklar ve sürü ahlakına sahipler. Zaten sürü ahlakına sahip olanları sürü yok eder, yok etmiştir. Sürü varlığın özelliği de duygusal olmak, içgüdüsel dürtülere göre davranmak. Çünkü duygusallık tüm canlıların özelliği, ama us, insanı diğer canlılardan ayrımlaştırır. Duygusallık üzerine Orta Doğu toplumların ussal açıklamaları bile yok. Örneğin bütün islam ülkeleri tarihlerinde bir Yung, Freud, Adler, Eric From, ... ya da bir Bethoven, bir Wagner, ... yok. Orta Doğu ulusları hiçlik içinde doğarlar, hiçlik içinde iman tekiniyle yapay mutlulukla ölürler. İnsanlığa hiçbir bilimsel, düşünsel etkileri olmaz. Sanki hiç yaşantı olmamıştır. Çünkü her yaşantıdan bir kalıtım kalmalı, ama hiçbir şey kalmamış. Erkek eksenli dinci "psikolojik kitle" için örneğin kadın nedir? Ussalığın tanımladığı kadın kişiliğiyle duygusal dinci, imancı ve psikolojik kitle toplumunun tanımladığı kadın kişiliği temelden ayrındalıklı. Ussal tanıma göre kadın insandır. Uzaya bile sefer edebilir. Dinci psikolojik kitle tanımında kadın cinsel dişi nesbedir. Seks makinasıdır. Doğurgan fabrikadır. İnsan olsa bile yarım insandır. Yani iki kadın bir erkek değerinde. Psikolojik kitle toplumları asla düşünmez, düşünümez, iman ederler. Bu yüzden de baksanız bizim tarihimiz yok, düşünce ve saygınlık tarihimiz yok. Özellikle Türk-Arap tarihi diye bir tarih yoktur. Çünkü Türk-Arap tarihinde soru yok, ölüler tarafından önceden belirlenmiş sadece olarak yanıtlar var, sorusuz yanıtlar. "Tarih" soyut bir kavramdır. Somutlaştığında "sanat, edebiyat, opera, tiyatro, ressamlık, mimarlık, musiki, dil, felsefe, düşünce, şiir, mitoloji, bilim, eğitim, politika, savaş,..." tarihleri şeklinde ayrıntılara bölünür. Halbuki, Türk-Arap geçmişinde, yalnızca savaş var. Savaş var ve başka hiçbir şey yoktur. Ussallığa ve estetik algılara dair Türk-Arap tarihinde hiçbir şey yok. İkisi de çöldür. Bu yüzden geriye sadece savaş ve kabalıktan başka bir şey kalmıyor, kalmamıştır. Çağımızda da böyledir. Türk-Arap tarihinde us belirtileri yok, iman yatağıdır. Yani işe yaramaz, eğitilmemiş içgüdüler sergüzeştinden başka hiçbir şey yok.

 

Hiç yorum yok: