Kuranda insan haklarına ilişkin belirtiler var mı?
Dinde zorlama yokrur söyleyenlerin çelişki içinde
bulunmuşlukları Kuranın kendi çelişkilerinden daha vehametli. Şeyh Tusi gibi
çoğu kuranbilimciler "Tevbe" suresinin en son sure olduğunu
bilirtirler. Şu, ne demek oluyor? Şu demek oluyor ki, örneğin siz geçen yıl
yazdığınız kitabınızdaki görüşlerinizi bu sene yazdığınız kitapta mensuh etmiş,
evvelki kitaptakine ters görüşler yeni kitabınızda bildirmişsinizse, artık ilk
kitaptaki görüşünüzü mensuh ve batıl etmiş, geçerliliğini yürürlükten
kaldırmışsınız demektir. Tevbe suresi en son sure olduğundan Kuranın içinde
barış bulundurmayan, ancak çok küçücük ölçüde ılımlı olan diğer hükümleri yok
hükmündedir. Nitekim Muhammetin, 4 halifenin ve ardıllarının da uygulamaları
Tevbe suresini örnek almıştır. Bakara suresinde geçen "dinde zorlama
yoktur" Muhammetin Medineye girdiği ilk yılların ürünü. Henuz ekonomik
dayanağı olmayan, Yahudilerin tarlalarında çalışan müslümanların müsahamasından
sohbet eder sanki, çünkü henuz zayıflar. Medineyi iyi öğrenip tanıdıktan sonra
yerli halkları nasıl tarihten silmelerini yavaş yavaş planlıyorlar. Tevbe
suresindeki saldırganlık, ebedi savaş ve soykırım anlatıları güçlenen
Muhammetin monoloğudur. Bu denli tenakuz olur mu? Bu denli unutkan allah olur
mu? Bir surede öyle, birinde böyle söyleyen allah olur mu? Hem Kurana eleştirel
yaklaşıp, hem de Kuranda insan hakları belirtileri vardır savunda bulunan
kişiler tarihsel ve geneksel telkinlerin esaretinden biliçlerini azat
edemiyorlar. Çünkü savlarının hepsi tutarsız, hep yalan ve iftira. İnsan
hakları belirtileri olan bir yapıtın en son söylemi "müşrikleri çarpaz
bağlayıp öldürün!", "öldürün onları allah sizin ellerinizle onlara
acı çektiriyor" gibi hasta sadist mesajlar olabilir mi? Kuranın mensuh
edilmiş "Dinde zorlama yoktur" diye bilinen biricik ayetinde bile
tab´iz, ayrımcılık ve yandaş kayırmacılığı açıkça gözükmüyor mu? Ayetin hemen
ardından allah taraf belirtmiyor mu? Muhammetin allahına inananları
ödüllendirme ve inanmayanları hedeleme hemen arkasınca gelmiyor mu? Bunun
neresinde özgürlük vardır? En sözde yumşak biricik ayetinde bile o tarafta
Muhammet yoluna girmeyenlerle hesaplaşacağını söylemiyor mu? Soru şu: Öyle
kumsal bir iklimde, gerici Arap toplum yapısında bir arabın insan haklarını
anlayabilecek kapasitesi, hazırlığı olur muydu?
Kuranda insan haklarına ilişkin
belirtiler varsa, o zaman "onlar kuduz köpek gibiler", "onlar
hayvan gibidirler", "onlar sağır, dilsiz ve kördürler" gibi
edepsiz ve sokak sövüşlerinden oluşan terbiyesiz ifadeler ne içindir? Böyle
saygısız ve edepsiz ortamda hangi insan haklarından söz edilebilir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder