14 Ocak 2017 Cumartesi

İzlenmesi gereken bir dizi


İzlenmesi gereken bir dizi...

"Arayıcının efsanesi" dizi şuhudi algılamanın sinemaya yansımış en üstün biçimlerinden biridir. Gücün insan psikolojisini nasıl etkileyip ele aldığı dizinin her sayısında çok şaşırtıcı şekilde açıklanmaktadır. Güç niyyetleri değiştirip kendisine tabi edebiliyor. Güç çok tehlikeli bir varlıktır. Yalnız değiştiremediği iyi niyyet karşısında güç verimli ve çevreye yararlı olabiliyor. Ama en iyi niyyetli karakter bile sonsuz gücü elinde bulundurduğunda niyyetini unutarak canavara dönüşebiliyor. Onu canavarlıktan çıkarmanın tek yolu da sevgi ile bileşmiş olan ilk niyyeti anımsamasıdır. Ama nasıl? Bu niyyeti anımsayarak davranışa yanşatmanın yolları nedir? Dizi de rüya ve geçeklik arasındaki bağlar da beşeriyyetin bin yıllar boyunca elde ettiği deneyimlere dayanmaktadır. Güçlü bir erkek kadın dokunuşu ile gücünü zarafete dönüştürebiliyor. Kadın dokunuşundan yoksun ve kadın sevgisinden mahrum bir erkeğin elindeki güç tehlikelidir. Gücü dönüştürüp iyi niyyetin hizmetine sunan da iyi niyyetli bir kadın oluyor. Bu beşeriyetin ilk romanı olan Sumer döneminde yazılmış "Gılgamış" macerasını da anımsatmaktadır... Sumer destanında çok güçlü ve canavarca davranan "Enkido" adında bir karakter var. Tarlalara zarar veriyor, insanların emeğine saygısı yok, hayvanları parçalayıp yiyor. Ur şehrinin bilge ve edebi yaşam iksiri arayan yöneticisi Gılgamış "o vahşi Enkodo'ya tapınak fahişelerinin birinin memelerini gösterin ve o fahişenenin memelerine dokunmasına olanak sağlayın" diyor. Tapınak fahişesinin memesine dokunuş vahşi Enkodo'nun gücünü kontrol ederek verimli, çevreye ve insana yararlı güce dönüştürüyor. (Sumerler zamanında aristokrat ve ahlaklı başı örtülü dindar kadınların fahişelik yapma hakları vardı) Bu dizide de erkek ve kadının birbirinin yaşamındaki israrengiz yerleri ve etkileri çok etkileyici biçimde incelenmiştir. Hayat kurumuş bir ağaç gibi değildir. Ağaçlar da suyun dokunuşunu hiss ettiklerinde zevk alıp verimli hale gelirler. Kadına dokunuş da ve ya karşılıklı dokunuş da kuru ağaca dönemenin önünde önlem. Diziyi izlerken ister kadın, ya da erkek olsun Doğu insanının neden bu kadar kaba olduğu üzerine de düşünmeden geçmek olmuyor. Tabular ve özgürce kadın-erkek ilişkisi üzerine egemen olan yasaklar Doğu insanını ruhsuz ve kaba topluluk sürüsü haline gitrmiştir. İlk okuldan kız-erkek çocukların ayrı kalması, ortamın ve bilgilerimizin kadını aşağılayan anlayışlarla dolu olması erkeklerde davranış bozukluğu oluşturiyor. Bu tarihsel süreç ve anlayış değişmedikçe de kabalık devam edecekmiş gibi görünuyor. İlk çocukluktan sahte din anlayışımız kadına güvensizlik bilgilerini beynimize dolduruyor. Törelerimiz, din algılayışımız kadın düşmanlığı üzerine kurulu. Bu ortamda da insan yetiştirebilmek olanaksız. İnsan sahtekar din vaizlerinin öğütleri ile asla yetişmez, yetişemez, yetişmemiştir. Eğitimle ve kadın-erkek eşitliği ortamında yetişebilir. Tarihsel ve toplumsal görebler yalnızca erkeklere özgü mü? Kadınların böyle bir görevi olamaz mı? İşte dizide bu sorulara da yanıt verilmekle birlikte dürüstlük yolunda ilerlerken gözün, kulağın, dilin ve zehnin missionları da açıklanmaktadır. "Göz, kulak, zihin algılama eyleminde sorumludurlar."



Hiç yorum yok: