İzlenmesi gereken bir dizi...
"Arayıcının efsanesi" dizi şuhudi
algılamanın sinemaya yansımış en üstün biçimlerinden biridir. Gücün insan
psikolojisini nasıl etkileyip ele aldığı dizinin her sayısında çok şaşırtıcı
şekilde açıklanmaktadır. Güç niyyetleri değiştirip kendisine tabi edebiliyor.
Güç çok tehlikeli bir varlıktır. Yalnız değiştiremediği iyi niyyet karşısında
güç verimli ve çevreye yararlı olabiliyor. Ama en iyi niyyetli karakter bile
sonsuz gücü elinde bulundurduğunda niyyetini unutarak canavara dönüşebiliyor.
Onu canavarlıktan çıkarmanın tek yolu da sevgi ile bileşmiş olan ilk niyyeti
anımsamasıdır. Ama nasıl? Bu niyyeti anımsayarak davranışa yanşatmanın yolları
nedir? Dizi de rüya ve geçeklik arasındaki bağlar da beşeriyyetin bin yıllar
boyunca elde ettiği deneyimlere dayanmaktadır. Güçlü bir erkek kadın dokunuşu
ile gücünü zarafete dönüştürebiliyor. Kadın dokunuşundan yoksun ve kadın
sevgisinden mahrum bir erkeğin elindeki güç tehlikelidir. Gücü dönüştürüp iyi
niyyetin hizmetine sunan da iyi niyyetli bir kadın oluyor. Bu beşeriyetin ilk
romanı olan Sumer döneminde yazılmış "Gılgamış" macerasını da
anımsatmaktadır... Sumer destanında çok güçlü ve canavarca davranan
"Enkido" adında bir karakter var. Tarlalara zarar veriyor, insanların
emeğine saygısı yok, hayvanları parçalayıp yiyor. Ur şehrinin bilge ve edebi
yaşam iksiri arayan yöneticisi Gılgamış "o vahşi Enkodo'ya tapınak
fahişelerinin birinin memelerini gösterin ve o fahişenenin memelerine
dokunmasına olanak sağlayın" diyor. Tapınak fahişesinin memesine dokunuş vahşi
Enkodo'nun gücünü kontrol ederek verimli, çevreye ve insana yararlı güce
dönüştürüyor. (Sumerler zamanında aristokrat ve ahlaklı başı örtülü dindar
kadınların fahişelik yapma hakları vardı) Bu dizide de erkek ve kadının
birbirinin yaşamındaki israrengiz yerleri ve etkileri çok etkileyici biçimde
incelenmiştir. Hayat kurumuş bir ağaç gibi değildir. Ağaçlar da suyun
dokunuşunu hiss ettiklerinde zevk alıp verimli hale gelirler. Kadına dokunuş da
ve ya karşılıklı dokunuş da kuru ağaca dönemenin önünde önlem. Diziyi izlerken
ister kadın, ya da erkek olsun Doğu insanının neden bu kadar kaba olduğu
üzerine de düşünmeden geçmek olmuyor. Tabular ve özgürce kadın-erkek ilişkisi
üzerine egemen olan yasaklar Doğu insanını ruhsuz ve kaba topluluk sürüsü
haline gitrmiştir. İlk okuldan kız-erkek çocukların ayrı kalması, ortamın ve
bilgilerimizin kadını aşağılayan anlayışlarla dolu olması erkeklerde davranış
bozukluğu oluşturiyor. Bu tarihsel süreç ve anlayış değişmedikçe de kabalık
devam edecekmiş gibi görünuyor. İlk çocukluktan sahte din anlayışımız kadına
güvensizlik bilgilerini beynimize dolduruyor. Törelerimiz, din algılayışımız
kadın düşmanlığı üzerine kurulu. Bu ortamda da insan yetiştirebilmek olanaksız.
İnsan sahtekar din vaizlerinin öğütleri ile asla yetişmez, yetişemez, yetişmemiştir.
Eğitimle ve kadın-erkek eşitliği ortamında yetişebilir. Tarihsel ve toplumsal
görebler yalnızca erkeklere özgü mü? Kadınların böyle bir görevi olamaz mı?
İşte dizide bu sorulara da yanıt verilmekle birlikte dürüstlük yolunda
ilerlerken gözün, kulağın, dilin ve zehnin missionları da açıklanmaktadır.
"Göz, kulak, zihin algılama eyleminde sorumludurlar."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder