Bunlar
rezmlerdir. Dilsel konulardır. Dilin dışında böyle bir yaratılış macerası,
yaşantı ve tarih olmamıştır. İblis ateştendir. Ateşle bir yerde hangi nesne
bulunabilir ki? Ateşin özelliği yakmaktır. Ateş ister Ademe, ister neye
yaklaşırsa yaklaşsın yakar. Zaten ateşle toprak bir yerde olamaz. Bir yerde
olurlarsa toprak külleşir ve verimliliğini kaybeder, hayat söner. Bu yüzden de
Adem (toprak) ve İblis (ateş) doğaları gereği bir yerde bulunamazlar. Bu din
kitaplarındaki anlatılar bir yerde bulunamayışlığın öyküsünden başka bir şey
değildir. Bilimsel konular dinsel örütlerde (metinlerde) dilsel konu olarak
açıklanır. Çünkü insan ancak dille ve dil yoluyla varlığı algılar. Dilin
dışında başkaca bir imkan yok. Dillsel konu olduğunda insanın anlayabileceği bir
yöntemle beyan edilmeli. Yani ima ve rumuzla izah edilir. Oysa toprak ve ateşin
bir yerde bulunamayışları bilimsel ve yaşamsal bir konu. Ateş olan yerde hayat
söner. Ateşin (iblisin) toprağa (Ademe) secde etmemesi gerekir. Bir yerde
bulunamazlar. Secde edemeyişi hayatın devam etmesi için gereklidir. Bu
gereklilik de masal ve öykü olarak anlatılmıştır. Zaten ateş (iblis) Ademle
(toprakla) bir yerde olsaydı, yaratılış olamazdı. Ateş her şeyi yakardı.
Nitekim sinirlenen, ya da şehvet ateşiyle mücehhez edilen vucut, insan
doğasında ne kadar verimlilik, sabır, hayatiyet, sevgi,... gibi toprağa has
özellikler varsa yok eder. Ateş (iblis) sabırsınlığı, Adem (toprak) sabırın
temsilcisi. Ateşe bir tohum atarsın yakar. Toprağa bir tohum atarsın bin tohum
yapar, ama 9 ay sabırdan sonra. Bu yüzden sabırlı ve verimli insanı ateşe
(iblise) değil, toprağa (Ademe) benzetirler. Peki durum böyleyse, o zaman ateş
ve toprağı nasıl bir yerde tutmak olur? Nasıl olur da ateş toprağa secde eder.
Yani ateş toprağa secde edemez, etmemelidir. Ateşin toprağa secde etmemesi
gerekir. İlim de bunu kabul etmez. İşte bu hayat gerçekliği ve bilimsel
doğrulğu dinsel örütler kendilerine özgü yöntemlerle anlatmışlar. Söz konusu
ateşin kötü ve toprağın iyi olması da değil. Szö konusu bunlarınm doğaları
gereği bir yerde bulunamayışlarıdır. Şeytana yaklaşmayın, ya da şeytanın size
yaklaşmasına izin vermeyin demek, aslında ateşe yaklaşmayın və ateşin
yaklaşmasına izin vermeyin demektir. Bunu gerçek ateş olarak da anlayabiliriz.
Yaklaşır, ya da yaklaşırsak, yanarız. Mecazi anlamda da anlayabiliriz. Yani
mal-mülk, şehvet, ... ateşi de can yakıcıdır. İnsanın ruhunu yalp kül eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder