7 Ocak 2018 Pazar

Nuh tufanı masalı

Bir kaç damlacık yağmur damlar ve karıncayı önüne alıp götürür. Karınca "dünyayı sel söktü götürdü" diye bağırır. Nuh tufanı da öyle bir olaydır. Bir küçük bölgede gerçekleşmiş ve o bölgenin insanları "dünya suyun içine gömüldü" diye düşünmüşler. Gerçek olan da şu. Yani bir küçük topluluk bir çukurda yok oluyorsa, onlara göre dünya da yok olmuştur demektir. Hz. Muhammet dışında Kuranda geçen peygamberlerin hiçbirinin tarihselliği konusunda belge ve bilgi yoktur. Yani tarih ilmi böyle peygamberlerin ve liderlerin tarihte olduğuyla ilgili hiçbir belge göstermemektedir. Hepsi söylenti ve masaldır. Kuranda geçen Peygamberlerin tarihsel kişiliklerini ispatlayacak bilimsel belge ve bilgi olmadığından modern tefsirciler şöyle diyorler: Kuranda geçen peygamberlerin tarihte olup olmamasının bir önemi yok. Çok büyük olasılıkla da onlar tarihsel şahsiyetler olmamışlardır. Bunun önemi yok. Çünkü Kuranda da onlar kıssa (öykü) adı altında açıklanmıştır. Önemli olan bu öykülerden alınan ibret dersidir. Tarihte olmasalar da, iyi bir öyküdürler. İnsan topluluğu için öğreticidirler. Önemli olan da bu öykülerden ibret dersi almaktır. Tarihte olmaları değil. Çünkü tarihte olup olmamaları hiçbir şeyi değiştirmez.
Musa olayı zamanı Mısırda tarixyazarlığı gelişmişti. Ama Musa olayını anlatan bir tanecik tarihsel belge yok. 
Nuh tufanının tarihi 6000 yıldan öteye geçmez. 10 bin yıl olsa bile, radioaktif madde verileri son 10 bin yılda, hatta son 100 bin yılda yeryüzünü kaplayan böyle bir yağmur fırtınasının olmadığını ispatlamaktadır. 
Bölgesel bir efsane olmasaydı, 5000 yıllık yazılı ve sözel dini anıları olan Hint-Çin dinlerinde de bu hakta bilgi olmalıydı. Ama Hind-Çin dinlerinde ve mitolojilerinde bu hakta hiçbir bilgi yok. Hint-Çin o zaman dünya sayılmıyor muydu?

Böyle bir fırtına Kuranın "sünnetullah" olarak nitelediği doğa yasalarına da terstir. Yeryüzünü tümüyle kaplayacak bu kadar su birikintisi atmesferimizde yok. Tüm denizler buhar olsa bile, yine de yağmur olup yağdıklarında kendi çukurlarına akıp dolarlar. Nitekim Öyle de olmuş. Yani dünyayı kaplayan bu kadar su nereye gitmiş? 40 gün yağmur yağıyor ve 150 gün dünya suyun altında. O zaman 150 günden sonra bu sular nereye kayboldular? Bu konuda adam hiç düşünmez mi? 
Diyelim ki, böyle bir tufan olmuştur. Peki bunun bizim hayatımızla ne alakası? Bundan bize ne? Bu masallar eski çağlarda mitolojiye gereksinimi olan toplumların ihtiyaçlarını gidermek ve dilleri geliştirmek için uydurulmuştur. Çünkü mitolojiler olmsaydı, dil de olmazdı. Mitolojiler anlatarak dil kendi varlığını sürdürebilmiştir. Mitolojisi olmayan diller yok olmuşlardır.

Hiç yorum yok: