25 Eylül 2018 Salı

Tasavvuf üzerine


Tasavvuf insan odaklı hiçbir siyasi felsefesi ve görüşü olmayan, bilim düşmanlığı ve akıl karşıtlığı zemininde gelişmiştir. Tasavvuf edebiyatı tarihten silinse, insanlık medeniyeti hiçbir şey kaybetmez. Asosyal insan yetiştirdi tasavvuf. Bazen kimi mürşitler 40 yıl inzivada yaşamış. 40 yıl inzivada yaşayan adamın topluma, bilime, medeniyete ne yararı olabilir? Sabahtan akşama "Allah" deyip zikreyle ve bunu Allaha yolculuk olarak nitele!? Saçmalık tasavvufta bir değil iki değil. Orta Doğunun geri kalmasının bir nedeni de tasavvuf. Mürşüdüne kalben bağlı insanlar yetiştiriyordu. Felsefe ve bilim düşmanlığı yapıyordu. Tafavvufun tanınmış adlanrından Ferideddin Attar ve Celaleddin Rumi. Bütün eserleri felsefe düşmanlığı. Felsefe derken şu anki felsefe müfredatı düşünülmemeli. O devirlerde felsefe positif bilimleri kapsıyordu. Matematik, fizik, kimya, uzaybilim, yerbilim, hendese, ... hepsi felsefenin içinde yer alıyordu. Bu yüzden felsefe düşmanlığı tüm bu bilim dallarına karşı çıkmak anlamındaydı. Tasavvuf tarihinde bir tane fizikçi, matematikçi yok. Attar diyor ki, felsefenin bir gözü kör. Peki o kör olmayan gözünü kullandılar mı? Hayır, onu da kendileri kör etti. Celaleddin Rumi diyor ki, bilimden uzak dur ve sebepleri öğrenme. Sebepleri öğrensen hayretin söner. Hayretin sönerse, Allaha gerek kalmaz. Çünkü Allah hayret makamında özümseniyor. İşte bu öğretiler yobazlık tebliğatından başka ne yapabilir? Benim hayatımın büyük kısmı tasavvuf safsatalarını okumakla geçti. Çünkü başka edebiyatımız yok. Bildiğim dillerde bu edebiyat vardı. Ne okuyacaktım sanki? Felsefe mi olmuş? Son evrenselleşme, daha doğrusu avrupalaşma süreci İslam Orta Çağ Karanlığına aydınlık getirdi. Avrupayla düşünsel temasa girmeden okuyabileceğimiz bir şey yoktu. Orta Doğu dilleri çöldür ve düşünceye hətap edecek yapıtlar yok düzeyinde. Ne varsa, hepsi hurafat. Ya biri bu hurafat sandıklarıyla ilgilenmiyorsa, ne okumalı? Okunacak bir şey yok. Bütün İslam tarihi metinlerini bir yere toplasanız, bilimsel değeri eski Yunanın bir 50 yılına bedel değildir. İslam tarihinde ne denli İbn-i Sina, Farabi, İbn-i Heysem, ... yetişmişse, hepsi Yunan uyugarlığının etkisi. İslamın öyle bir bilge yetiştirme olanağı ve kapasitesi olmamıştır ve yoktur.

Hiç yorum yok: