13 Mayıs 2019 Pazartesi

felsefe düşmanlığı


Selcuklunun Nizamiye medreseleri cehaletin karanlık yuvalarına dönüşerek Orta Doğuyu altından kalkabilmeyeceği karanlıklara gömer. Felsefe düşmanlığı devletin resmi politikası oldu. Çünkü Selcuklu öncesi kimi devletlerde felsefeye saygı vardı. Felsefe demek o devirde riyaziyat, biologiya, kimya, fizik, hendese, nücum gibi bütün bilimeri içine alıyordu. Felsefe düşmanlığı ile ünlenen Gazaliye karşı bile, şeriat bekçileri irad tutar, mantık ilmi ile uğraştığı için onu tenkit ederler. “Mantık ilmini öğrenmeği mübah olaraq gördüğü için şeriatin en büyük hamisi olan İmam Muhammet Gezaliye bile, karşı çıkırdılar. Gazaliye karşı çıkmalarının delillerini bu şekilde beyan edirdiler: Mantık fenni fikrin muhkemlenmesine ve insanın hataya düşmesini önlemeye hizmet etseydi, o zaman Ebubekir ve Ömerin mantık okumaları gerekmez miydi? Ya da mantık okumadıkları için Ebuhanifenin ve İbni-Henbelin görüşlerine şüphemi etmeliyiz?”( Ali Deşti, Hayyamla bir dem, s. 41.) Şeriat hamisi olan Gazalinin hayatı cüzi akıl eksenli düşündüğünden tehlikeye girer. “Gazalinin görüşlerinin bir kısmı itiraz doğurdu ve imparatorluğun Batı ülkelerinde kitaplarının yakılmasına dair emrverildi. Kitapları yandırıldı. Gazali diyordu ki, var olanlar çok güzel ve üstün imkanla yaradılmış ve bundan daha üstün yaratılamazdı. Onun bu görüşü şeriatçi mühaliflerinin itirazlarını doğurdu. Bazı yetkili şeriatçiler Gazalinin kafir olduğuna dair fetva verdiler. Çünkü o, bu söylemi ile Tanrının daha üstün yaratma kabiliyetini inkar etmişti. Ayrıca, felsefe ile uğraşan Aynulgozzat ve Şahabeddin Söhreverdi kafir olaraq duyurulub qorkunc şekilde öldürüldüler.” (Ali Deşti, Hayyamla bir dem, s. 54.)
Selcuklu devri felsefe düşmanlığ ile seciyelenmektedir. Devletin maddi desteğini alan bir sürü şairler felsefe düşmanlığ zemininde şeriati övdüler. Bunlardan ünlenmiş bir kaçına işare etmekde yarar var. Senai Gazneli Gazneliler dönemini görmüş, ancak Selcuklunun ünlü şairlerinden biridir. Devletin himayesinde olan Senai felsefeye ve Yunan ilmine karşı kasideler yazar, aklın mahsulü olan ilimlere karşı çıkar:
“Müslümanlar, müslümanlar, müslümanlık, müsülümanlık,
Bu dinsizler ayininden peşimanlık, peşimanlık.
Dinin hariminde şeriat hikmetinin şerabını için,
Ki, bu işretten Yunançı hevesbazlar mahrumdurlar.
Aklını başından at ve iman zevkine doğru yönel!
İman zevki yanında Yunan hikmeti hiçbir şeydir.”
(Ebulmecdud ibni Adem Senai, Senai divanı, hazırlayan Ruhullah Muhemmedi, s. 221.)
Selcuklunun son devrlerinde Konya Selcuklu medresesinde öğretmen olarak çalışan şair Mevlana Celaleddin Rumi de felsefe düşmanlığ etme çabasından uzak durmamıştı. Mevlana da riyaziyat, hendese, fizik ve biologiya gibi felsefenin parçaları olan ilimlere karşı çıkmıştır. Bu üzden de onların ahlak ölçüleri tarihi ve toplumu etkileyebilmemiştir. Çünkü maddi alemin bilgilerini ve sorunlarını inanmakla öğrenmek ve çözmek olmaz. Göklerin araşdırılması ancak riyaziyatla mümkün olabilir. Mevlana ise felsefeye karşı sert tutumuyla ortaya çıkar:
“Göğsümden temizledim felsefi fikirleri,
Gözümde yerleşdirdim, Yusefi şekilleri.”
(Celaleddin Rumi, Divani-kebir)
            Felsefeye karşı çıkmasının sebebini de “Mesnevi”de bu şekilde beyan eder: “Sebebi bilmek heyreti azaltır. Tanrıya ulaştıransa bilgi değil, hayretdir.” (Celaleddin Rumi, Mesnevi, V. defter, 37-ci bölüm)
Bu, aslında ssoru sormayı da yasaklayan bir görüştür. Çünkü sebepleri sual sormakla bilmek olar.
Selcuk imparatorluğu böyümüş Şirvanşahlar gibi yerel devletleri de kendisine tabi etmişti. Bu yüzden Selcuklu imparatorluğunda hakim olan felsefe düşmanı şeriat paradigması Şirvanda da yayqınlaşmışdı. Hakani Şirvani de bir başka yandan felsefe düşmanlığ ile ortaya çıkar: “1. Ereb oğlu olan din merkebinin başının altına Yunan balışı koymayın! 2. Aristotelin mifik kilidi ile dinin kapısını kilidlemeyin! 3. Platonun çürük görüşlerini dinin iyiliği ile eşit tutmayın! 4. Felsefi adamı dindar olarak bilmeyin ve mühennesi pehlivan Sâm ile aynı tutmayın.” (Efzeleddin Xaqani Şirvani, Divani-Xaqani, Seadet yayınları, 1937- Tehran, s. 174.)
Riyaziyatla uğraşan Hayyam felsefe düşmanlığ karşısında hayatının tehlikede olduğunu görerek tehlikeyi savuşdurmaq için felsefe karşıtı rübailer yazmaq zorunda kalır:
“Düşman söyledi ki, ben felsefiyem,
Tanrı şahid olsun öyle değilim.
Öyle burulmuşum gam yatağında,
Aslinde bilmezim neciyim, kimim.” (Ömer Xeyyam, Rübailer )
O devir arif şairlerinden Ferideddin Attar ise bu şekilde felsefeye karşı çıkar:
“Aklın ötesinde bizim özel bir yerimiz var. Lakin felsefi adam bu yeri göremez, çünkü onun bir gözü kordur. Felsefi akıl illet aradığı için Mustafa dininden nesipsiz kaldı.” (Ferideddin Ettar Nişaburi, Esrarname )....
Hele Gazalinin Farabi ve İbn-i Sinaları tekfir etmesi başka konu...

Hiç yorum yok: