Selcuklunun Nizamiye medreseleri
cehaletin karanlık yuvalarına dönüşerek Orta Doğuyu altından kalkabilmeyeceği
karanlıklara gömer. Felsefe düşmanlığı devletin resmi politikası oldu. Çünkü
Selcuklu öncesi kimi devletlerde felsefeye saygı vardı. Felsefe demek o devirde
riyaziyat, biologiya, kimya, fizik, hendese, nücum gibi bütün bilimeri içine
alıyordu. Felsefe düşmanlığı ile ünlenen Gazaliye karşı bile, şeriat bekçileri
irad tutar, mantık ilmi ile uğraştığı için onu tenkit ederler. “Mantık
ilmini öğrenmeği mübah olaraq gördüğü için şeriatin en büyük hamisi olan İmam
Muhammet Gezaliye bile, karşı çıkırdılar. Gazaliye karşı çıkmalarının
delillerini bu şekilde beyan edirdiler: Mantık fenni fikrin muhkemlenmesine ve
insanın hataya düşmesini önlemeye hizmet etseydi, o zaman Ebubekir ve Ömerin
mantık okumaları gerekmez miydi? Ya da mantık okumadıkları için Ebuhanifenin ve
İbni-Henbelin görüşlerine şüphemi etmeliyiz?”( Ali Deşti, Hayyamla bir dem, s. 41.) Şeriat hamisi olan Gazalinin
hayatı cüzi akıl eksenli düşündüğünden tehlikeye girer. “Gazalinin görüşlerinin
bir kısmı itiraz doğurdu ve imparatorluğun Batı ülkelerinde kitaplarının
yakılmasına dair emrverildi. Kitapları yandırıldı. Gazali diyordu ki, var
olanlar çok güzel ve üstün imkanla yaradılmış ve bundan daha üstün
yaratılamazdı. Onun bu görüşü şeriatçi mühaliflerinin itirazlarını doğurdu.
Bazı yetkili şeriatçiler Gazalinin kafir olduğuna dair fetva verdiler. Çünkü o,
bu söylemi ile Tanrının daha üstün yaratma kabiliyetini inkar etmişti. Ayrıca,
felsefe ile uğraşan Aynulgozzat ve Şahabeddin Söhreverdi kafir olaraq duyurulub
qorkunc şekilde öldürüldüler.” (Ali
Deşti, Hayyamla bir dem, s. 54.)
Selcuklu
devri felsefe düşmanlığ ile seciyelenmektedir. Devletin maddi desteğini alan
bir sürü şairler felsefe düşmanlığ zemininde şeriati övdüler. Bunlardan
ünlenmiş bir kaçına işare etmekde yarar var. Senai Gazneli Gazneliler dönemini görmüş, ancak
Selcuklunun ünlü şairlerinden biridir. Devletin himayesinde olan Senai
felsefeye ve Yunan ilmine karşı kasideler yazar, aklın mahsulü olan ilimlere
karşı çıkar:
“Müslümanlar, müslümanlar,
müslümanlık, müsülümanlık,
Bu dinsizler ayininden
peşimanlık, peşimanlık.
Dinin hariminde şeriat hikmetinin
şerabını için,
Ki, bu işretten Yunançı
hevesbazlar mahrumdurlar.
Aklını başından at ve iman
zevkine doğru yönel!
İman zevki yanında Yunan hikmeti
hiçbir şeydir.”
(Ebulmecdud ibni Adem Senai, Senai divanı, hazırlayan Ruhullah
Muhemmedi, s. 221.)
Selcuklunun son devrlerinde Konya
Selcuklu medresesinde öğretmen olarak çalışan şair Mevlana Celaleddin Rumi de
felsefe düşmanlığ etme çabasından uzak durmamıştı. Mevlana da riyaziyat,
hendese, fizik ve biologiya gibi felsefenin parçaları olan ilimlere karşı
çıkmıştır. Bu üzden de onların ahlak ölçüleri tarihi ve toplumu etkileyebilmemiştir.
Çünkü maddi alemin bilgilerini ve sorunlarını inanmakla öğrenmek ve çözmek
olmaz. Göklerin araşdırılması ancak riyaziyatla mümkün olabilir. Mevlana ise
felsefeye karşı sert tutumuyla ortaya çıkar:
“Göğsümden temizledim felsefi fikirleri,
Gözümde yerleşdirdim, Yusefi şekilleri.”
(Celaleddin Rumi, Divani-kebir)
Felsefeye
karşı çıkmasının sebebini de “Mesnevi”de bu şekilde beyan eder: “Sebebi bilmek
heyreti azaltır. Tanrıya ulaştıransa bilgi değil, hayretdir.” (Celaleddin Rumi, Mesnevi, V. defter, 37-ci bölüm)
Bu, aslında ssoru sormayı da yasaklayan bir görüştür.
Çünkü sebepleri sual sormakla bilmek olar.
Selcuk imparatorluğu böyümüş Şirvanşahlar
gibi yerel devletleri de kendisine tabi etmişti. Bu yüzden Selcuklu imparatorluğunda
hakim olan felsefe düşmanı şeriat paradigması Şirvanda da yayqınlaşmışdı. Hakani
Şirvani de bir başka yandan felsefe düşmanlığ ile ortaya çıkar: “1. Ereb oğlu
olan din merkebinin başının altına Yunan balışı koymayın! 2. Aristotelin mifik
kilidi ile dinin kapısını kilidlemeyin! 3. Platonun çürük görüşlerini dinin iyiliği
ile eşit tutmayın! 4. Felsefi adamı dindar olarak bilmeyin ve mühennesi
pehlivan Sâm ile aynı
tutmayın.” (Efzeleddin Xaqani Şirvani,
Divani-Xaqani, Seadet yayınları, 1937- Tehran, s. 174.)
Riyaziyatla uğraşan Hayyam
felsefe düşmanlığ karşısında hayatının tehlikede olduğunu görerek tehlikeyi
savuşdurmaq için felsefe karşıtı rübailer yazmaq zorunda kalır:
“Düşman söyledi ki, ben felsefiyem,
Tanrı şahid olsun öyle değilim.
Öyle burulmuşum gam yatağında,
Aslinde bilmezim neciyim, kimim.” (Ömer Xeyyam, Rübailer )
O devir arif şairlerinden Ferideddin Attar ise bu
şekilde felsefeye karşı çıkar:
“Aklın ötesinde bizim özel bir yerimiz var. Lakin
felsefi adam bu yeri göremez, çünkü onun bir gözü kordur. Felsefi akıl illet
aradığı için Mustafa dininden nesipsiz kaldı.” (Ferideddin Ettar Nişaburi, Esrarname )....
Hele Gazalinin Farabi ve İbn-i Sinaları tekfir etmesi başka
konu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder