Sorgulama
sorgulayan kişiyi nehilizme götürür. Nehilizme uğramayan kşi düşünce adamı
olamaz. Aydın olmanın göstergesi nehilizmedir bence. Çünkü sorgulayan kişi için
tarih, din, kültür, ... ve her şey hiçlikten başka bir şey ifade etmez. Hiçliğe
uğrayan kişi ne
yapacak?Kendisini hiçlikle çevrelenmiş olarak görecektir. Gerçek aydınlılık da
bu hiçlik katmanları tarafından kuşatılmışlıktan sonra başlar. Hiçbir dayanak
kalmıyor. Tüm dayanakları sorgulayıp yok etmişsin. İçten sana yardımcı olacak
hiçbir değer kalmamış ve bundan sonra sen kendin değer üretmelisin. İşte
nehilizm budur. Nehilizm hiçlikle karşılaşmaktır, ama hiçliğin bir parçası
olmayraak kendi değerlerini üretebilmektir. Hiçliğe uğramayan kişi nasıl değer
üretebilir? Üretemez. Çünkü hala dayanabileceği bir değerin var olduğunu
sanıyorsa, o değerin ötesi bir değer üretmesi olanaksız. Değer üretmek için
önce var olan değerlerin hiçlik olduğu kanısına fikren, hissen ve vizyon olarak
ermek gerekir. Düşünüyorum da, sorgulayan kişinin sorgulamaları onu o
nehilizme doğru sevk etmektedir. Öyle bir evre ki, dinsel metinlerin hiçbir
anlam taşamadığını insan tüm zerreleriyle kendi içinde yaşamakta olur. Kolay
değil, ama her sorgulayıcı kişinin yazgısı bu: boşluk. Şunu Heideggerin
sormadığı, ya da soramadığı, sormayı unuttuğu bir soruyu sorarak açıklamaya
çalışacağım. Heidegger Derkartı sorgularken şöyle der: "Dekart felsefeyi
bir ağaca benzetir ve der ki, ağacın kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları
başka bilimlerdi." Heidegger Dekartı haklı olarak eleştirirken
"Dekart köklerin nerede olduğunu unutur. ya bu kökler dediği nerede?
Toprakta değil mi? O zaman felsefede bu toprağın yeri ne? Dekart bütünü neden
görmez olmuş, da ağacın köklerinin bulunduğu toprağa bir yer vermemiş kendi
felsefesinde? Böyle şey olur mu? Orada toprak var diyor, ama toprak felsefi
bütünlüğün içinde değildir" diye eleştirir. Benim sorduğum soru da bu: Ya
toprak nerede? Toprak (yer küre) nerede? Toprak kendisi uzay bolşluğunda değil
mi? O zaman gerçek varlık boşluktur, sonsuz uzay boşluğu. Yıldızlar, YER ve
diğer gezegenler bütünlüktün yoksunlar. Bütün olan varlıktan, yanı boşluktan
(hiçlikten) parçadırlar. İşte sorgulayan düşüncenin ereceği son durak sonsuzluk
olan boşluk ve hiçliktir. Şimdi bu hiçlikte bir galaksi kurmak, bir varoluş
macerası gerçekleştirmek gerekir. Gerçek olan budur bence: nehilizm. Nehilizm
tasavvufta fena kavramıyla tanımlanır. Bu hiçlik evresine eren sufiler ruh
hallerini fena kavramıyla tanımlamışlar. Bu fenada 9nehilde- hiçlikte)
ürettikleri değere de beka adı takmışlar. Beka billah (Tanrıda ebedi bulunuş)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder