9 Temmuz 2019 Salı

Hölderlin


Martin Heiddeger´in Hölderlin yapıtları üzerine tevilleri ve anlatıları vardır. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Çünkü metinşünaslık ve hermenöitik yorum ve algı açısından bu kitap okuruna çok yardımcı olabiliyor. Estetik ve sanatsal bir yapıtın nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerine bilimsel ve mantıksal derinliği olan bilgiler sunuyor. Yeni açar (anahtar) elde ediyor okur. Estetik bir eser ve eski şiirsel örütler (metinler) nasıl değerlendirilmelidirler? Hölderlinin şiirleri kendisinden sonra tüm felsefi görüşleri etkilemiştir. Hegelle aynı zamanda yaşasa da Hegeli ve özgürlük risaleleri yazan Şellingi de etkilemiştir. Bunları bilgi olsun diye yazıyorum. Ama anlatmak istediğim konu şu: Heidegger Hölderlini "valık-insan" iletişimi bağlamında yorumluyor. Bir sanat adamı her istediğinde büyük bir yapıt yazamaz. Bunun için varlığın o özneye yaklaşması gerekir. Varlık yaklaşarak belli bir kimlikte kendisini açığa çıkarır, kendisini gösterip kaybolur. İşte varlığın bu kendisini açıklatma eylemi ve açıklayanın da bu açıklamaya uyumlu ruh haline sahip olması bir sanat yapıtının doğuşuna olanak sağlar. İnsan doğasındaki ile insan dışındakinin örtüşerek dile yansıma oluşumu ve olgunlaşımı ortaya çıkar. Dilsel yapıtın örülmesi. İçimizden mi, yoksa dışımızdan mı ses duyuyoruz? Bunu nasıl söyleyebiliriz? Sesin içimizden geldiğinini nasıl söyleyebiliriz. Dışımız olmadığını belirten ölçü nedir? Yani iç-dış özdeşleşmesinin esin (ilham-vahy) kaynağı olduğu söz konusu. İşte bu, bir an meselesidir. Varlık bizi içimizden ve dışımızdan kuşatır. Sonra bizi terk eder. İşte o an. O an bir daha asla tekrar olunamaz. Çünkü varlık durgun değildir, varlık hep ve durmadan oluş ve yenilenme sürekliliği içindedir. Bu açıdan aynı kişi o anda yazdığı eseri bir süre sonra asla yazamaz. Çünkü o eser belli bir anın içinde varlığın kendisini göstermesidir. Bu yüzden Muhammet de asla Mekkedeki gibi barış ayetlerini beyan etmemiştir. Çünkü Mekkede varlık o şekilde kendisinin açıklanmasını istemiştir. Medinede ise soykırım ayetleri beyan edilmiştir. Çünkü Medinede agresifleşen Muhammetin doğası değişmiş ve varlığın barış çığlıklarını onun gönül kulakları duymaz, gözleri görmez olmuştur. Bu "gönül" kavramını açıklayacağım. Doğasında saldırganlık ve şehvet dalgaları uyanan Muhammet, varlığın deprem, felaket, korku seslerini duymuştur. Bu yüzden zayıf ve zarif yaratık olan kadınları çok kolayca cariyeleştirmek için ayetler beyan edebiliyor. Muhammet Mekkede kadın gibi, Medinde sadist sadırgan erkek özne gibi davranmıştır. Bu bakımdan Hölderlinin "yıllar önce yazdığım şiirlerimi şimdi istesem de yazamam" demesi anlaşılandır. Muhammetin de kendisine "Mekkedeki gibi bir kitap getir!" söylenseydi, "getiremem" derdi. "O zaman Kuran gibi bir kitap getirin!" demek denli saçma ve ilkel bir söylem olamaz. Ben Kant´ın "Ebedi barış" kitabının Kurandan binlerce kez üstün olduğu kanısındayım. Çünkü beşerin ebedi barış dileği üzerine yazılmış. Oysa Kuran ebedi savaş, ebedi cihat, ebedi yağma, dinin yeryüzünde berkarar olduğu ana kadar öldürüşmeyi beyan eder.

Hiç yorum yok: