Şimdi şöyle bir şey
var. İstersen o soruyu bu şekilde sorayım: Bu dinsel bayramlar asla ortak bir
değer değillerdir. Değerlerin üretim şeklini bin yıllara dayanan değerbiliminde
görebiliriz. Karşılıklı görüşlerin, hatta yüzyıllar içinde karşılıklı diyalog
ve antlaşmanın sonucu olarak toplumsal değerler tesis edilir. Böyle de olmalı.
Bir konu üzerine tez-antitez antlaşması olarak görmek gerekir değerleri. Bu
yüzden ramazan, kurban bayramları olarak bilinen bayramların hiçbiri bu şekilde
tarihte varoluş göstermediklerinden bana göre değer sayılmazlar. Günümüzde
jakoben uygulamayı Türkiyede bildi bilmedi herkesin eleştirdiğini bilirsiniz.
İşte gerçek jakoben uygulama da kurban ve ramazan gibi temelsiz sahte bayramlardır.
Bunun kurucuları kılıçlarını alıp ve buna bayram demelisiniz, diye dayatmışlar.
Nedeni sorulduğunda da yanıt "çünkü böyle yapmazsan başın bedeninden
ayrılır da ona göre" şeklinde olmuştur. Korku ve kabusla bir yerde
toplumlara dayatılarak alışkanlıklaştırılan. Sonra yüzyıllar boyunca Emevisi,
Abbasisi, Selcuklusu, Osmanlısı, Safevisi, ... kendi despot ve kanlı
uygulamalarını dayatarak guya ortak değer haline gtirmişler. Travmalar sonucu
toplumsallaştırılan bu gelenekler tüm islam ülkelerinde günümüzde dinci
politikalara alet edilmektedir. Halkları sömüren islamcı yağmacılar tebrik
mesajları yayınlıyorlar. Hal bu ki, hiçbir değer kılıçla tesis edilemez.
Kılıçla dayatılır, korku kabuslarıyla zamanların bağrına yazdırılabilir. Ama ya
gerçek? Ya hakikat? Hakikat nedir? Bunun değer oluşunu sağlayan nedir? Korku ve
kabusun telkin mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder