Deniz Gezmiş´le ilgili Türkiyeli kommunistlere yazdığım
yanıt yazımı burada da paylaşıyorum:
Tolstoy "vatanseverlik ilacı olmayan hayat düşmanı
hastalıktır" der. Çoğu insanlar bu hastalığa alışık. Huşunetin ve
agresifliğin doğurduğu bir tür refleks ve hayat karşıtlığıdır. Gezmiş kendisini
vatansever bilmiş olabilir. Ama onun vizyonu evrimsel tarih, çevre, vatan ve
dünya karşıtlığı üzerine kuruluydu. İran kommunistleri de böylelerdi. Ben böyle
düşünüyorum. Yeryüzü bir bütündür. Deniz Gezmişin kendi vatanına değerli olacak
becerisi, düşüncesi, vizyonu olamazdı. O ideolojide böyle bir olanak
olmamıştır, yoktur. Belki kendisi de bilincinde değildi, ama onun vizyonu
hayvan, karınca, çevre ve emek karşıtıydı. Tarih bunu Kuzey Korede, Kübada, Soviyetlerde,
... gösterdi. Ne yani, herkes vatan düşmanı oldu da, henuz dünya ve tarihle
yeterince tanışmamış olan D. Gezmiş gibi deneyimsiz bir kaç genç partizan mı
vatansever oldular? Vatanseverlik nedir? Tanımları değişik. O, proletar
diktatörlüğünden yanaydı. Deniz Gezmişle Turan Dursunu katl eden müslüman
teröristin farkları yok. Deniz Gezmiş leninist olarak kapitalist öldürme
ideolojisini özümsemişti. Yani onun da yöntemi islami bir yöntemdi: Öldürerek
düzen ve "adalet" sağlamak. Hele iktidara gelseydiler, bir Türk
Stalini olduklarını sergileyeceklerdi. Çünkü Leninizm bunu gerektir. Müslüman
teröristler aydınlatıcı her tür düşünen kişiyi terör etmiş ve ediyorlar.
İslamın kuruluşundan, doğuşundan beri böyle olmuş, böyledir. Bunların
arasındaki fark ne? Ortak yönleri aklın kendi ışığına bürünmüşlüğünün karşısını
almak. İkisi de ölümle cezalandırıyor. Gezmiş, öldürülen değil de, öldüren
olsaydı, öldüreceklerinin yüz binler olacağından emin olabilirsiniz. Çünkü
diğer ülkelerin Deniz Gezmişlerinin uygulamaları ortada. Deniz Gezmişin eline
fırsat geçseydi, Stalin, Lenin, Kastor, Çe Guvara, Polpot, ... gibi bir
terörist olmayıp da ne olabilirdi? Onun gizil olanağı ve amacı diktatör
olmaktı, Stalin modelinde bir diktatör, proletaryat diktatötür. O, bir demokrat
değildi. Söylemlerinde ve ideolojisinde demokratik istek ve söylem yoktu ve
olamazdı. Leninizm için demokrasi burjuazinin yalanı ve tuzağı. Marx için de
öyle tabii. Kendi diktatörlüğü uğruna mücadele ediyordu. O, çok gençti, bilimle
uğraşmak yerine, Leninin saçma hurafelerine uymuş, iman etmişti. Vurgunluğu
ussallığa değil, geçici duygusallığa dayanıyordu. Kommunistin amacı aynen
islamcılar örneğinde olduğu gibi, her türlü uygarlık belirtilerini burjua ürünü
diyerek yok etmekt olmuştur. Şöyle ki, Polpot şehirleri bile yerle bir etti,
insanlık suçu işledi. Bir kommunist asla düşünmez, çünkü o, bir devrimci.
Devrimciler düşünemezler. Işık getiremezler, ateş getiriler. Ateş ise hem
kendilerini, hem de başkalarını yakar. Halbuki, evrim ateş değil, ışık getirir.
Şu an burada yazdıklarımı Deniz Gezmiş gibi bir leninistin anlayabileceğini
asla zanetmiyorum. Kommunistler ilk günden beri tehlike olmuşlar. Marx Avrupa
düşünce ve sosyal hayatında yeri olmayan sığ bir maceracı. Feuerbach´ı bile ne
Marx, ne de Engels anlayabilmişlerdi. Onlar anlama yeteneklerini kaybetmişt ve
kısa yolla uygarlıkları yok etme formolünü geliştirmişlerdi. Hegelden aldıkları
diyalektik kavramın ne felsefeyle, ne de tarih ve sosyolijiyle ilintisi
olmuştur. Mrxsizmi bilim olarak sunmuşlardı. Halbuki, bilim yanlışlanma
olasılığını kendi içinde taşır. Bu olasılığı taşımayan görüşler dine
dayanırlar. Dinler kendilerini mutlak haklı görürler. Marksizm de kendi
ideolojisini yanlışlanamayan tarih ilkeri olarak sunar. Marksistler ışıktan
yana değil, ateş getiren devrimden yanaydılar. Devrimcinin beyni ile müslüman
hizbillah beyni benzer biçimde çalışır. Karl Popper´in "Açık toplum ve
onun düşmanları" kitabını okumanızı öneririm. Dünya kommunistleri faşizmin
yükselişine sevinirlerdi diye yazar Popper. Çünkü kommunistlere göre faşizm
kapitalizmin son evresidir ve ondan sonra kommunizme geçiş kaçınılmaz olacaktı.
Kommunistlerin bu görüşü size bir şeyi anımsatıyor mu? Müslümanların da Hz.
Mehdi´nin ortaya çıkmasıyla ilgili bunun gibi görüşleri yok mu? Mehdi´nin zuhuru ortamında yeryüzü zulüm
ateşinde kavrulmalıdır. Dolayısıyla kommunizm ve islam metodoliji ve ideolijik
bakış açısı olark aynı ilkeleri özümsemişler. Yani marksizm bilimsel bir ölçüm
değil, bir dindir. Metodu dinsel. Dinlerde olduğu gibi marksizmde de birey
kendi bedenine kendi mülkü gibi bakmaz. Dinde beden allahın, kommunizm
öğretilerinde beden işçi sınıfının mülkü. Kişinin bireysel yaşamının değeri
yok. Bir başkası için yaşadığında yaşamı anlam kazanıyormuş! İkisi de
kabalıktan, savaştan yanalar. Eğitim ve dünya barışını sevmezler. Ebedi savaşı
yeğlerler. Bu yüzden faşizmin yükselişine yardım ettiler. Kommunizm de islam
gibi demokrasi, laiklik, çoğulculuk, bireysellik, işçi hakları (zahiren bunu
dillerinde dolaştırsalar da) düşmanıdır. Hem kommunizm, hem de islamın
tarihteki sınavları çok kötü ve karanlık. İkisi de mühalif görüşler için
hoşgörüsüz. Kommunizm ve islam ikisi de insanlık için tehlike. İkisi de idam ve
toptan yok etmekten yana. İslam müşrikleri, mecusileri, islam dışında ne varsa
hepsinin toptan imhasını yeğlerken, kommunism de yapay bir idea olan işçi
sınıfının çıkarları adına tüm uygarlık belirtilerinin yıkılışını ister. Bu
konuda her ikisinin de uygulamaları benzer. Birisi adını cihat, diğeri proletar
gazebi koyar. Nitekim Lenin "Devrimci gazep" kitabında bunu açıklar
ve hem kendisi, hem de Stalin uygulamaya sokarlar. Hem islam, hem de kommunizm
ikisi de diktatörlükten yana. Birisi dini hükümlerin diktatörlüğünden, el
kesmek, kassaplık etmekten yanayken, diğeri de köylü, aç işçi sınıfının
diktatörlüğünden yanadır. Aydınlık, aydınlatıcılık ve özgürlük onların dünya
görüşlerinde yok. İkisi de gericidir, durgunluktan yanalar ve tarihin evrim
dinamiklerini onaylamazlar. Gezmiş ise, Marx´ı bile doğru dürüst okumamıştı,
çok gençti, onun düşünsel oluşum ve olgunlaşımı daha ileride olabilirdi. Bütün
dünyadaki kommunistler, hatta Leninin gibi onun bilgileri de ahistorik ve
ilkeldi. Eline silah alan kişi ya islamcı, ya da kommunisttir. Deniz Gezmiş
sadece olarak Nazım Hikmet gibi bir mit, içi boş bir mit. Nitekim Nazım Hikmet
şiir sanatında basit bir kişiliktir ve örneğin, Hölderlin, Şekspir, Homeros,
Puşkin, Hafız Şirazi, Firdevsi, Füruğ Ferruhzad, ... gibi şairlerin yanında
Nazım Hikmet, N. F. Kısakürek ve M. A. Ersoy gibi kişiler sanat adamları sayılmazlar.
Bu cılız ve görkemsizleri kommunistler ve islamcılar abarttılar. Oysa ki,
içleri, beyinleri, şiirsel duyumsamalarının içi boş. D. Gezmiş de bilgisiz ve
bilimden uzak fanatiklerin yapay kahramanlarından biridir diye düşünüyorum. Bu
söylediğim acımasız olabilir, sizin devrimci duygularınızı incitmiş olabilir,
ama eleştirinin acıtıcı yönü de olmalıdır, bu yüzden kusura bakma! Deniz Gezmiş
vataensever olsa bile bunun faydası ne? Vatansever sadece o mu? Ölüm öyle acı
ve korkunç olmanın yanı sıra küçük adamları yükseltici güce de sahip.
Türkiyenin o zamanki gerici ve çağ dışı yöneticileri böyle maceraperestleri
idam etmeseydiler, onlara yaşam hakkı tanısaydılar, tarih onların ne denli
bilgisiz ve sığ insanlar olduklarını açıkça ifşa edecekti ve sizler gibi
kahraman peşinde fanatikçe koşanlar da bunun yerine, tutarlı işlerle
uğraşacaklardı. Alturist insanlar asla dürüst, bilge ve insanlığa verimli
kişiliğe sahip olamazlar. Alturist karakterler, gizil Stalin, gizil Lenin,
gizil Kastro, gizil Polpot. Gizil katiller. Nazım Hikmet, N. F. Kısakürek, M.
A. Ersoy gibi karakterlerde intelektüel derinlik aranmadığı gibi, Gezmiş´te de
aranamaz. Saygılar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder