3 Mart 2022 Perşembe

Deniz Gezmiş

Deniz Gezmiş´le ilgili Türkiyeli kommunistlere yazdığım yanıt yazımı burada da paylaşıyorum:

Tolstoy "vatanseverlik ilacı olmayan hayat düşmanı hastalıktır" der. Çoğu insanlar bu hastalığa alışık. Huşunetin ve agresifliğin doğurduğu bir tür refleks ve hayat karşıtlığıdır. Gezmiş kendisini vatansever bilmiş olabilir. Ama onun vizyonu evrimsel tarih, çevre, vatan ve dünya karşıtlığı üzerine kuruluydu. İran kommunistleri de böylelerdi. Ben böyle düşünüyorum. Yeryüzü bir bütündür. Deniz Gezmişin kendi vatanına değerli olacak becerisi, düşüncesi, vizyonu olamazdı. O ideolojide böyle bir olanak olmamıştır, yoktur. Belki kendisi de bilincinde değildi, ama onun vizyonu hayvan, karınca, çevre ve emek karşıtıydı. Tarih bunu Kuzey Korede, Kübada, Soviyetlerde, ... gösterdi. Ne yani, herkes vatan düşmanı oldu da, henuz dünya ve tarihle yeterince tanışmamış olan D. Gezmiş gibi deneyimsiz bir kaç genç partizan mı vatansever oldular? Vatanseverlik nedir? Tanımları değişik. O, proletar diktatörlüğünden yanaydı. Deniz Gezmişle Turan Dursunu katl eden müslüman teröristin farkları yok. Deniz Gezmiş leninist olarak kapitalist öldürme ideolojisini özümsemişti. Yani onun da yöntemi islami bir yöntemdi: Öldürerek düzen ve "adalet" sağlamak. Hele iktidara gelseydiler, bir Türk Stalini olduklarını sergileyeceklerdi. Çünkü Leninizm bunu gerektir. Müslüman teröristler aydınlatıcı her tür düşünen kişiyi terör etmiş ve ediyorlar. İslamın kuruluşundan, doğuşundan beri böyle olmuş, böyledir. Bunların arasındaki fark ne? Ortak yönleri aklın kendi ışığına bürünmüşlüğünün karşısını almak. İkisi de ölümle cezalandırıyor. Gezmiş, öldürülen değil de, öldüren olsaydı, öldüreceklerinin yüz binler olacağından emin olabilirsiniz. Çünkü diğer ülkelerin Deniz Gezmişlerinin uygulamaları ortada. Deniz Gezmişin eline fırsat geçseydi, Stalin, Lenin, Kastor, Çe Guvara, Polpot, ... gibi bir terörist olmayıp da ne olabilirdi? Onun gizil olanağı ve amacı diktatör olmaktı, Stalin modelinde bir diktatör, proletaryat diktatötür. O, bir demokrat değildi. Söylemlerinde ve ideolojisinde demokratik istek ve söylem yoktu ve olamazdı. Leninizm için demokrasi burjuazinin yalanı ve tuzağı. Marx için de öyle tabii. Kendi diktatörlüğü uğruna mücadele ediyordu. O, çok gençti, bilimle uğraşmak yerine, Leninin saçma hurafelerine uymuş, iman etmişti. Vurgunluğu ussallığa değil, geçici duygusallığa dayanıyordu. Kommunistin amacı aynen islamcılar örneğinde olduğu gibi, her türlü uygarlık belirtilerini burjua ürünü diyerek yok etmekt olmuştur. Şöyle ki, Polpot şehirleri bile yerle bir etti, insanlık suçu işledi. Bir kommunist asla düşünmez, çünkü o, bir devrimci. Devrimciler düşünemezler. Işık getiremezler, ateş getiriler. Ateş ise hem kendilerini, hem de başkalarını yakar. Halbuki, evrim ateş değil, ışık getirir. Şu an burada yazdıklarımı Deniz Gezmiş gibi bir leninistin anlayabileceğini asla zanetmiyorum. Kommunistler ilk günden beri tehlike olmuşlar. Marx Avrupa düşünce ve sosyal hayatında yeri olmayan sığ bir maceracı. Feuerbach´ı bile ne Marx, ne de Engels anlayabilmişlerdi. Onlar anlama yeteneklerini kaybetmişt ve kısa yolla uygarlıkları yok etme formolünü geliştirmişlerdi. Hegelden aldıkları diyalektik kavramın ne felsefeyle, ne de tarih ve sosyolijiyle ilintisi olmuştur. Mrxsizmi bilim olarak sunmuşlardı. Halbuki, bilim yanlışlanma olasılığını kendi içinde taşır. Bu olasılığı taşımayan görüşler dine dayanırlar. Dinler kendilerini mutlak haklı görürler. Marksizm de kendi ideolojisini yanlışlanamayan tarih ilkeri olarak sunar. Marksistler ışıktan yana değil, ateş getiren devrimden yanaydılar. Devrimcinin beyni ile müslüman hizbillah beyni benzer biçimde çalışır. Karl Popper´in "Açık toplum ve onun düşmanları" kitabını okumanızı öneririm. Dünya kommunistleri faşizmin yükselişine sevinirlerdi diye yazar Popper. Çünkü kommunistlere göre faşizm kapitalizmin son evresidir ve ondan sonra kommunizme geçiş kaçınılmaz olacaktı. Kommunistlerin bu görüşü size bir şeyi anımsatıyor mu? Müslümanların da Hz. Mehdi´nin ortaya çıkmasıyla ilgili bunun gibi görüşleri yok mu?  Mehdi´nin zuhuru ortamında yeryüzü zulüm ateşinde kavrulmalıdır. Dolayısıyla kommunizm ve islam metodoliji ve ideolijik bakış açısı olark aynı ilkeleri özümsemişler. Yani marksizm bilimsel bir ölçüm değil, bir dindir. Metodu dinsel. Dinlerde olduğu gibi marksizmde de birey kendi bedenine kendi mülkü gibi bakmaz. Dinde beden allahın, kommunizm öğretilerinde beden işçi sınıfının mülkü. Kişinin bireysel yaşamının değeri yok. Bir başkası için yaşadığında yaşamı anlam kazanıyormuş! İkisi de kabalıktan, savaştan yanalar. Eğitim ve dünya barışını sevmezler. Ebedi savaşı yeğlerler. Bu yüzden faşizmin yükselişine yardım ettiler. Kommunizm de islam gibi demokrasi, laiklik, çoğulculuk, bireysellik, işçi hakları (zahiren bunu dillerinde dolaştırsalar da) düşmanıdır. Hem kommunizm, hem de islamın tarihteki sınavları çok kötü ve karanlık. İkisi de mühalif görüşler için hoşgörüsüz. Kommunizm ve islam ikisi de insanlık için tehlike. İkisi de idam ve toptan yok etmekten yana. İslam müşrikleri, mecusileri, islam dışında ne varsa hepsinin toptan imhasını yeğlerken, kommunism de yapay bir idea olan işçi sınıfının çıkarları adına tüm uygarlık belirtilerinin yıkılışını ister. Bu konuda her ikisinin de uygulamaları benzer. Birisi adını cihat, diğeri proletar gazebi koyar. Nitekim Lenin "Devrimci gazep" kitabında bunu açıklar ve hem kendisi, hem de Stalin uygulamaya sokarlar. Hem islam, hem de kommunizm ikisi de diktatörlükten yana. Birisi dini hükümlerin diktatörlüğünden, el kesmek, kassaplık etmekten yanayken, diğeri de köylü, aç işçi sınıfının diktatörlüğünden yanadır. Aydınlık, aydınlatıcılık ve özgürlük onların dünya görüşlerinde yok. İkisi de gericidir, durgunluktan yanalar ve tarihin evrim dinamiklerini onaylamazlar. Gezmiş ise, Marx´ı bile doğru dürüst okumamıştı, çok gençti, onun düşünsel oluşum ve olgunlaşımı daha ileride olabilirdi. Bütün dünyadaki kommunistler, hatta Leninin gibi onun bilgileri de ahistorik ve ilkeldi. Eline silah alan kişi ya islamcı, ya da kommunisttir. Deniz Gezmiş sadece olarak Nazım Hikmet gibi bir mit, içi boş bir mit. Nitekim Nazım Hikmet şiir sanatında basit bir kişiliktir ve örneğin, Hölderlin, Şekspir, Homeros, Puşkin, Hafız Şirazi, Firdevsi, Füruğ Ferruhzad, ... gibi şairlerin yanında Nazım Hikmet, N. F. Kısakürek ve M. A. Ersoy gibi kişiler sanat adamları sayılmazlar. Bu cılız ve görkemsizleri kommunistler ve islamcılar abarttılar. Oysa ki, içleri, beyinleri, şiirsel duyumsamalarının içi boş. D. Gezmiş de bilgisiz ve bilimden uzak fanatiklerin yapay kahramanlarından biridir diye düşünüyorum. Bu söylediğim acımasız olabilir, sizin devrimci duygularınızı incitmiş olabilir, ama eleştirinin acıtıcı yönü de olmalıdır, bu yüzden kusura bakma! Deniz Gezmiş vataensever olsa bile bunun faydası ne? Vatansever sadece o mu? Ölüm öyle acı ve korkunç olmanın yanı sıra küçük adamları yükseltici güce de sahip. Türkiyenin o zamanki gerici ve çağ dışı yöneticileri böyle maceraperestleri idam etmeseydiler, onlara yaşam hakkı tanısaydılar, tarih onların ne denli bilgisiz ve sığ insanlar olduklarını açıkça ifşa edecekti ve sizler gibi kahraman peşinde fanatikçe koşanlar da bunun yerine, tutarlı işlerle uğraşacaklardı. Alturist insanlar asla dürüst, bilge ve insanlığa verimli kişiliğe sahip olamazlar. Alturist karakterler, gizil Stalin, gizil Lenin, gizil Kastro, gizil Polpot. Gizil katiller. Nazım Hikmet, N. F. Kısakürek, M. A. Ersoy gibi karakterlerde intelektüel derinlik aranmadığı gibi, Gezmiş´te de aranamaz. Saygılar...


Hiç yorum yok: