19 Mayıs 2022 Perşembe

Dine saygı duymak gerekli mi?

Tahammül etmek, diyalog etmek istemediğin karşı görüşe mecburiyet karşısında susabiliriz. Hele bir de öyle bir inanış ki, fırsatı eline geçirirse, seni ve tüm soyunu yok edebilir. Böyle bir inanışa nasıl saygı gösterilir? Göstermek için gösterilen kendi içinde olmalı değil mi? O zaman öfke ne içindir? Öfke de insan doğasının ürünü. Sadece olarak kişi onu kontrol ederse, kişiliğini ispatlar. Mesela islamdaki takiye gibi. Takiye öfke kontrolüdür, öfkeyi yok etmek değil. Öfke yok edilirse, cihat için iç enerji kaynağı tükenmez mi? O zaman islama göre öfke, takiye süresi yıllarında şiddetlenerek örgütlenmeli, ideolojik ve teknik yönlerini yetiştirmeli ve fırsat ele geçtiğinde öfke patlaması olmalı. Böyle değil midir, böyle olmamıştır hep? Muhammetin Medine yaşamı da bunun bir göstergesi değil mi? Hep böyle olmamış mı? Böyle bir olmuşluğa, böyle bir oluşa ve olacak olana nasıl saygı gösterilir? O zaman öfkeyi kontrol ediyorum diye nominalize edersek daha mantıklı olmaz mı acaba? Çünkü bu yazdıklarınızın arkasındaki saklı öfke açıkça görünüyor bence. Çevrenizde, çevremizde bu denli haksızlık, tarihte akttığı bu denli kan, insanları aptallaştırma eğilim ve eylemlerine tanık olduktan sonra bu duruma nasıl saygı gösterilir? İnsan hakkına asla aldırış etmeyen, allah ve islam hakkını insan hakkı yerine yerleştirerek hep ebedi savaşı yeğleyen bir ideolojiye saygı gösterilir mi? Saygı göstermek saygı duyumunun dışsal göstergesidir, başka bir şey değildir bence. Dışta var olanı duyumsama ve sonra da onu olumlayarak biliçli bir tepki göstermenin adı saygı olmalı. Bu tepki olumlama ve olumsazlama doğrultularında olabilir.

Olumsuzlama saygı içermez. Ama şiddet de içermez. Sadece olarak olumsuzlar. Toleransın amacı olumsuzlama hakkını kişilere tanımak olmalı. Bizim islamı olumsuzlama hakkımız olmamıştır, yoktur. Halbuki, bu ussal bir hak ve gereksinimdir. İslam buna izin vermemiş. Olumsuzlamalar bir yana dursun, olumlu eleştirileri bile korkunç biçimde Muhammetin kendi çağından günümüze denli yok etmiştir. Olumsuzlama, ya da bilinçli ve ussal yargılayıcı olumsuzlamadan islam hep korkmuşçtur. Bu yüzden sorgulayıcı olumsuzlamalara olanak tanımamıştır. O zaman böyle bir ortamdan us gelişir mi? Usun diyalektik evrimi de olumlama ve olumsuzlama yollarıyla değil midir? Tarihteki us da bu olumlama ve olumsuzlama diyaloğunun evrim, oluşum ve yargılaşım serüveni değil mi? Sorgulama ve olumsuzlama sınırdaş olgular. Sorgulama sorularla karşı çıkış, ama sorulara kişi kendisi yanıt vermiyor, soruguladığından yanıt bekliyor. Ya da sorgulamanın yanıtını tarihsel akış vermiş olabilir. Ama olumsuzlamada kişi, sorduklarını kendisi olumsuz olarak yanıtlar. Olumsuzlayııcının yanıtını baştan kesin olarak “BATIL” olarak niteleme bilgi, bilinç ve yaşam karşıtlığı değildir de nedir? Orta Doğu ve Asya kültürleri, töreleri, dinleri belki çok az da olsa, sorgulamaya izin verebilirler, ama asla olumsuzlamaya izin vermezler. O yüzden de Hegel haklı olarak müslüman ulusları tarihsel ulus sıralarında sınıflandırmamaktadır. Haksız mıdır? Bence haksız değildir. Çünkü tarih (history- araştırma ve açıklama) olumsuzlamaların diyalektik varoluşlarının evreleridir. Birey ve kitle arasındaki farkın ürünüdür tarih. Birey kitle dinini olumsuzlamazsa us nice oluş sergüzeştine iye olabilir? Histori birey-kitle arasındaki ayrındalıktan kaynaklanır. Bu ayrındalık yok edildiğinde tarih de sona ermiştir demektir. Aslında islamın doğduğu günden beri biz tarih dışı toplumlar olmuşuzdur. Öldürülen her ayrındalıklı düşenen kişi tarihin aydınlanması yolunda karanlıklardan duvar örmeler olmuştur. Yani müslüman toplumların tarihleri yoktur. Bu fark yok edildiğinde tarih de biter, sadece olarak sergüzeşt ortaya çıkar. Sergüzeş ve tarih arasındaki fark nedir? Mesela diyelim ki, kişi 1 hafta önce kaç kere tulate uğradığını, gün boyu neler yediğini anımsayamaz olabilir. Çünkü onlar rutin işler ve değersiz. Ama ailesinden birisi hastalanırsa, onu hastaneye götürürse, bunu unutmaz. Çünkü bu bir sergüzeşt değil, bireysel yaşamda bir history. Şimdi sergüzeşt ve history islam ülkelerinde karşı karşıya. İslam bize nefes almaya bile izin vermiyor. Önceden belirlenmiş següzeşte teslim olarak tarihsiz (açıklamaya gerek duymayan) bir yaşama biçimine bizi ezici gücüyle mahkum eden bir din var. Çünkü kendisine özgü açıklaması (tarihin muhtevası) vardır: Sünnet ve kitap. Emrbilmaruf ve nehi anel münkir nedir? Sergüzeşt ilkesinin tarih ilkesini yok etmesi de budur. Arap ürf ve geleneğine maruflandırmak ve bu gelenekten çekinenleri sakındırmak! Emrbilmaruf ve nehinelmünkir bu değil de nedir?

Hiç yorum yok: